Diğer SporlarPoli

İlter Sami ve Özel Vasıf’ın devamcılarını yaratıyoruz

Tenis sporu, hem zor hem de başarı için uzun süreli ve istikrarlı çalışmayı gerektiren bir spor dalı. Ülkemizde bütün olanaksızlıklara rağmen, sekiz kulübü ile Kıbrıs Türk Tenis Federasyonu bu zor görevi yürütüyor. Üstelik son yıllarda, geçmişte çok büyük isimler haline gelmiş kimi tenisçilerimizin başarılarına yaklaşmak üzere olan sporcular yetiştirerek.

Tenis federasyonu, Kıbrıs’ın başlangıçtan itibaren 1963 yılına kadar olan son 76 yıllık tarihinin belgeselini hazırlamış. “Kıbrıs Türk Tenis Tarihi Belgeseli” adı altında Youtube’tan da izlenebilen belgesel hakkında federasyon Başkanı Saffet Barutçu ile bir söyleşi hazırladık. Hazır bir araya gelmişken tenisimizin hem dününü hem de bu gününü konuştuk. Geçmişten farklı olarak özellikle kızlarda teşvik ve istikrar yakalayabilirsek, uluslar arası başarılara çok yakın olduğumuzu öğrendik. İşte o söyleşi:

 

Poli: Kıbrıs’ta tenis sporunun 140 yılı bulan bir geçmişi var ve siz bu sürecin belgeselini hazırladınız. Bu süreci konuşmazdan önce bu günün şartlarını konuşabilir miyiz? Toplumun tenis algısı ne düzeyde?

Kolay ve rahat bir çalışma ortamı bulabiliyor musunuz?

Saffet Barutçu: Tenis geçmişte sınırlı düzeyde ve elit kesimlerin ilgi gösterdiği bir spor dalı durumunda iken günümüzde, bütün dünyada olduğu gibi bizde de her kesimden insanların ilgi göstermeye başladığı kolay erişilebilen popüler bir uğraşı haline gelmiştir. Ama yine de yeterli miktarda tenis kortuna sahip olamamamız sonucu arzu ettiğimiz seviyeye henüz gelemedik. Düşünün ki; 1974’ten sonra devletin Atatürk Spor Kompleksi içerisinde yaptığı tek tenis kortunun çatısı başımıza düşmek üzeredir. İstekler olmasına rağmen bugün Lefke’de, Güzelyurt’ta veya İskele’de tenis oynatamıyorsak bunun sebebi oralarda kortların olmamasıdır. 1974’ten önce var olan kortlar var ki bunlar o dönemin nüfusuna göre yeterli idiler, ancak bugün için artık yeterli sayıda değiller. Bazı üniversitelerde yapılmış kortlar var ancak onlar da doğal olarak kamunun kullanımına açık değiller. Bu şartlara rağmen özellikle gençler düzeyinde çok iyi çalışmalar var ve aradan sivrilmiş ve başarılı olmuş çocuklarımız var.  Gerek Güney Kıbrıs’ta gerekse Türkiye’de düzenlenen müsabakalarda başarılarını defalarca ispat etmiş çok iyi çocuklarımız var.

 

Poli: Tenis camiasının nüfusu kaç kişidir?

Saffet Barutçu:  Halihazırda kulüplerimizde lisanslı ve aktif durumda olan yaklaşık 3 yüz kadar sporcumuz var.  Ve Lefkoşa Mağusa ve Girne’de toplam 8 tane de kulübümüz var. Başarıyı teşvik eden bir sistemimiz olsa, emin olun ki kulüp ve sporcu sayımızda büyük bir artış kapasitemiz var.

Poli: Tenis okul sporlarına dahil mi?

Saffet Barutçu: Evet dört yıldan beridir ilk ve ortaokullarda tenisi çalışma fırsatı buluyoruz. Ve bu kısa sürede bile örneğin Kıbrıs’ta şampiyon olan Mağusa Türk Maarif Koleji sporcuları, Türkiye’de düzenlenen okullararası şampiyonada finale kadar yükselmiş ve maalesef bir set farkı ile Türkiye ikincisi olabilmeyi başarmışlardır. Daha çocuk yaşta tenise yönelik olarak ilgi yaratmak için Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği halinde okulların açılış ve kapanış dönemlerinde çocuklarımızı tenis oynamaya özendirecek broşürler dağıtıyoruz. Katılımcı çocuklarımıza bir aylık temel bir eğitimden sonra ve yaptığımız bazı testler sonucu onları gruplara ayrıştırıp tenisçi olmaya aday bir havuz oluşturuyoruz. Eğer yeteri kadar tenis kortumuz olmuş olaydı, bu kapasiteyi çok daha yukarılara çekme fırsatımız olmuş olurdu.

Yıllar önce YDÜ, Eurotest denen bir yöntemle hangi yörelerdeki çocukların hangi tür spora daha yatkın olduklarını ölçen bir test uygulamıştı. Bu testin sonuçlarına göre mesela İskele bölgesi çocuklarının tenis oynayabilme yeteneklerinin iyi bir düzeyde olduğu anlaşılmıştı. Ancak gelin görün ki, o dönemde İskelede tenis kulübümüz yoktu. Bu gün bile var olan kulübümüzün olanakları düzenli faaliyet yapmaya yetmeyecek derecede kısıtlıdır.

 

Poli: Yakın geçmişte Kıbrıs Türk Tenis tarihini sergileyen bir belgesel hazırladınız ve tenis sporunun Kıbrıs’a İngiliz sömürge yönetimi ile birlikte geldiğini belgelediniz.

Saffet Barutçu: Evet, hatta o belgesele göre adada ilk tenis kortu, valilik binasının avlusunda oluşturuldu. Sonradan daha başka merkezlere de yaygınlaştırıldı.

 

Poli: Peki adadaki yerli halkın bu sürece dahil olmaları nasıl gerçekleşti?

Saffet Barutçu: Vali konağı avlusundaki kortta başlayan süreç, ilerleyen zamanda İngilizlerin oluşturdukları “English Clup” lar, sonrasında da “City Clup” ve “Field Clup” larla yaygınlaştı. Mesela Lefkoşa Dereboyu’nda  içinde hem golf hem de tenis alanlarının bulunduğu ve şimdi bizim kullanımımızda olan Nicosia City Clup bu sporun yaygınlaşmasında önemli katkı yaptı. Yine Larnaka’da tenis sporunun yaygınlaşmasında ilk ciddi katkıyı Amerikan Akademi yaptı. Bu spor okul bünyesine alındı ve okul alanında oluşturulan tenis kortu ile gençlerin katılımcı olmaları sağlandı.

 

Poli: Kıbrıslı Türkler arasında tenise yönelen ilk öncü insanların ne tür bir sosyal profilleri vardı?

Saffet Barutçu: Tenis sporunun yaygın ve popüler olması 1970’lerden sonra gerçekleşti. Bu durum bütün dünyada da benzer bir süreç izledi.

Bizde bu tarihe kadar toplum içinde elit pozisyonda olan, dönemin yönetimi ile yakın çalışmaları olan, bürokraside yer alan, bu kesimlerle yakınlığı olan kimi insanlar bir şekilde bu sporu deneme fırsatı buldular. 1960-70’li yıllardan sonra koşullar değişti ve halk kategorisinden insanlar da bu sporla ilgilenme fırsatı buldular.

Tenisin geçmiş konumu üzerinde hala daha ısrarlı olanlar var ve mesela Wimledon Tenis Turnuvası ödüllerini hala daha Dük’e veya uyarsa Kıraliçe’ye verdirmeye çalışarak bu sporun aslında seçkinlere ait olduğu mesajını vermeye çalışırlar..

[images_grid auto_slide=”no” auto_duration=”1″ cols=”three” lightbox=”no” source=”media: 161782,161781,161780″][/images_grid]

Poli: Hazırlamış olduğunuz 140 yıllık Kıbrıs tenis belgeseli sürpriz isimlerle karşılaşmamıza neden oldu. Mesela Ramadan Cemil’in çok yönlü bir sporcu olduğunu, teniste de Kıbrıs çapında şampiyon olan ilk Kıbrıslı Türk olduğunu öğrendik. Bilmediğimiz, duymadığımız daha başka isimlerle karşılaştık.

Saffet Barutçu: İşin doğrusu, bu belgesel hazırlanana kadar Ramadan Cemil bey dahil pek çok sporcumuzun varlığından biz bile haberdar değildik. Bu belgesel bu yönü ile bize bir tür hafıza kazandırmış oldu. Bu aşamada yönetim kurulu üyemiz Ahmet Savaş Örek beye özel olarak teşekkür etmemiz gerekir çünkü ara kuşaktan birisi olarak belgeselin hazırlanmasında geçmişten günümüze bir köprü vazifesi gördü ve gerçekleştirdiği otuzu aşkın söyleşi ile yaklaşık seksen yıllık tarihimizin köşe taşlarının ortaya çıkmasına önemli katkılar yaptı.

 

Poli: İlginç olan, teniste Kıbrıs şampiyonluğu yaşayan birkaç isim var ve gerek yetenekleri gerekse özel oyun stilleri ile halen anılan insanlarımız var.

Saffet Barutçu: Doğru… Mahmut Ebeoğlu var mesela. Kıbrıs şampiyonlukları olan çok özel bir yetenek. Halen daha adadaki tüm tenisçiler tarafından adı saygı ile anılan İlter Sami bey var. Hatta bu iki sporcumuzun Kıbrıs şampiyonasında final oynamışlıkları var. Bu iki sporcumuz Kıbrısı uluslar arası alanda bile temsil etmişler.

Kadınlarda defalarca Kıbrıs şampiyonlukları bulunan Özel Vasıf hanımefendi var. Ve arada bu derecede başarılı olamasalar da çok sayıda sporcumuz var.

[images_grid auto_slide=”no” auto_duration=”1″ cols=”three” lightbox=”no” source=”media: 161779,161778,161777″][/images_grid]

Poli: Teniste Ermeni sporculardan da bahsetmek gerekiyor çünkü hem katılım düzeyleri ve hem de başarıları bakımından anılmayı hak etmişler. 15 yıl süreyle aralıksız Kıbrıs şampiyonu olanları var mesela. Kıbrıs Ermenilerinin çoğunlukla ticaret erbabı olmalarının kabul görmelerinde bir rolü var mıydı?

Saffet Barutçu: Halen temasımız olan ve zamanında İlter Sami beyle birlikte Field Clup üyesi olan Petrosyan’la olan sohbetlerimizden anlıyoruz ki; O dönem tenis oynayan ve gerçekten başarılı olanlar, daha çok kulüpte hizmeti geçen Ermeni vatandaşların çocukları oluyorlar. Kulübe kolayca girebilme fırsatlarını kullanarak bu spora bir şekilde başlamışlar ve bazıları çok başarılı düzeylere gelmeyi başarmışlar.

 

Poli: Özel Vasıf hanımefendiden özel olarak bahsetmek gerekiyor. Bir genç kız olarak tenise başladığı dönem, toplumun kapalı ve tutucu olduğu bir dönem. Hatta partner bulamayıp erkek sporcularla çalışma yapmak zorunda kaldığından bahsediliyor.

Saffet Barutçu: Özel hanım, tenis oynamak için risk almayı gerektiren şartlarda ve dönemde spora başlamış, zamanla ustalaşmış, çok sayıda bireysel ve ikili branşlarda Kıbrıs şampiyonlukları olan hatta Türkiye’de bile önemli başarılara imza atmış çok değerli tenisçi bir büyüğümüzdür. Maalesef o dönemde şampiyonlukları ile isim yapmış tek kadın sporcumuzdur ve halen gençlerimiz için idol konumundadır.

[images_grid auto_slide=”no” auto_duration=”1″ cols=”three” lightbox=”no” source=”media: 161775,161774,161773″][/images_grid]

Teniste çok iyiyiz.. Ama kızlarda.

Poli: Arada yaşanan kopukluklardan sonra son yıllardaki basın haberlerini dikkate aldığımızda, hem ülkemizde, hem de yurt dışında başarılı olan genç tenisçilerimizin olduğuna tanık oluyoruz. Başarı anlamında bu günkü düzeyimiz nedir? İlter beyin, Özel hanımın devamcısı bir kuşak mı geliyor?

Saffet Barutçu: Doğrusu bu kanaat bizde de oluşuyor ancak ilginç bazı durumlarla karşı karşıyayız. Birincisi, son zamanlarda yerel ve uluslar arası düzeyde yakaladığımız başarıları sadece kız öğrencilerimizle elde ediyoruz. İkincisi, Güney Kıbrıs’ta son yıllarda dünya tenisine kazandırılan Markos Bagdadis sayesinde Kıbrıslı Rumlar arasında tenis sporu bir patlama dönemine girdi. Ve durum özellikle erkekler düzeyinde bizimle kıyaslandığında onlar lehine rekabet üstü bir durum ortaya çıktı. Ancak kızlarda kıyaslama yaptığımızda, özellikle 12-14 ve 14-16 yaş gruplarında göreceli olarak bizim sporcularımız daha başarılı görünüyor. Mesela şimdilerde 17-18 yaşına gelmiş olan Şengül Tilki isimli sporcumuz, Türkiye karşılaşmalarında

10 yaşından beridir nerede ise hiç maç kaybetmedi. Her katıldığı turnuvada şampiyon oldu ve öyle geldi ancak teniste başarı düzeylerini belirleyen genel klasmana girebilmeniz için hemen her ay düzenlenen turnuvalara katılmanız gerekiyor ve maalesef bizim çocuklarımızın böyle bir imkanları yok. Senede iki üç defa ülke şampiyonu olmanız, size yıllık klasmanda iyi bir yerde yer almanıza neden olmuyor. Her turnuvada yer almanız gerekiyor. Mesela Melin Önkaya, gerek okul karşılaşmalarında gerekse bireysel turnuvalarda Türkiye’de katıldığı her yarışta başarılım olmuş bir sporcumuzdur. Ancak Şengül’ün yaşadığı sorunları yaşamaktadır ve her turnuvaya katılabilmesi için gerekli desteği bulamadığı için klasmana ve dolayısı ile Türk milli takımına girememektedir. Meril Sonakın, Tuğçe Tuğcu, Fatma Kayol, Saadet Aktuğlu gibi sporcularımız da başarılarının zirvelerinde olan ama bu ülkede yaşadıklarından dolayı dezavantajlara sahip sporcularımızdırlar. Bu çocuklarımız ülkemizde ve Türkiye’de başarılı oldukları gibi Güney Kıbrıs’ta da başarılı olan çocuklarımızdırlar.

melis maloney

Poli: Çok bildik bir sporcumuz olan Eliz Moloney’in şu andaki durumu ne?

Saffet Barutçu: Eliz, sanırım geçtiğimiz şubat ayında düzenlenen uluslar arası Winter Cup turnuvasında İngiltere Milli Takımı’nın 14 yaş temsilcisi idi. Melin ise, ayni turnuvada Kıbrıs takımının iki numaralı sporcusu idi. Farklı gruplarda oldukları için karşılaşamadılar ama yine de heyecan verici bir durum. Eliz’in önü son derecede açıktır ve çok ciddi uluslar arası başarılara imza atma kapasitesine sahiptir. Ancak hemen söylemek gerekir ki bu çocuklar istikrarlı bir teşvik uygulamasına sahip değiller ve başarıları, ailelerinin yapabilecekleri katkılar kadar olabilecektir. Oysa Güney Kıbrıs’ta hangi başarının neye konsolide olacağına ilişkin kriterler bellidir ve bu durum onların şartlarını doğal olarak bizden daha üstün duruma getirmektedir.

 

Poli: Güney’deki Ermeni ve Maronitlerin tenise olan ilgileri ne düzeyde?

Saffet Barutçu: Onların gözle görünür bir faaliyetleri yok ama Rusların çok ciddi düzeyde var. Biliyorsunuz ki Güney’de ciddi büyüklükte bir Rus koloni var ve aralarında bazıları çocukları tenis sporu yapabilsin ve başarılı olup isim yapabilsinler diye Avrupa’dan kendi çocuklarına özel tenis hocası getirenler var. Bü durumu bizim şartlarımızla kıyasladığımızda tabii ki onların durumu fantastiktir.

 

Poli: Sayın Barutçu bizim için çok bilgilendirici şeyler söylediniz.

Size çok teşekkür ederiz.12

[newsbox style=”nb3″ title=”POLİ 287″ display=”tag” tag=”287″ number_of_posts=”6″ sub_categories=”no” show_more=”no” post_type=”post”]




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı