EğitimKöşe Yazarları

İlkokulda ödev verirken bin kez düşünmeli


İlkokulda ödev verirken çok düşünmek gerekir. İlkokul düzeyinde ödev vermek beyin ameliyatı yapmak kadar ince bir iş. O nedenle çok dikkat edilmelidir. Ödev eğitim tarihinde çok eskilere kadar gider.

  1. yüzyılın başlarında eğitimciler ödevin öğrencilerin zihinlerini disipline etmeye yaradığına inanıyorlardı. 1940’lara gelindiğinde diğer ev faaliyetlerine müdahale ettiği konusundaki endişelerin artmasıyla, ödeve karşı bir tepki oluştu. Bu eğilim 1950’lilerin sonlarında Sovyet’lerin, Dünya’nın ilk yapay uydusu olan Sputnik’in yörüngeye oturtmasıyla birlikte, ABD eğitiminin titiz olmadığı endişesi ile tersine döndü. Okullar daha sıkı ödev verilmesinin ABD eğitiminin niteliğinin artırılması sorununa kısmi bir çözüm olarak görülmesine başlandı. 1980’e gelindiğinde eğilim yine tersine döndü ve bazı öğrenme teorisyenleri ev ödevlerinin, öğrencilerin ruh sağlığına zarar verebileceğini iddia ettiler (Robert J. Marzano and Debra J. Pickering).

Ve o tarihten itibaren ev ödevleri ile ilgili lehte ve aleyhte yapılan, tansiyonu yüksek tartışmalar artarak devam ediyor. Kimilerine göre ödevler öğrenci başarısında etkili, kimilerine göre etkisiz; hatta öğrencilerin sağlıklarına ve ruh sağlıklıklarına zarar verici olduğu belirtiliyor.

Araştırmalar ilkokul düzeyinde ödevin etkisinin çok az olduğunu ortaya koymaktadır. Cooper, Robinson & Patall (2006)’ın ödev ile ilgili meta analiz çalışmasında (50 tane deneysel araştırmayı içeren bir meta analiz), ödev ile başarı arasında ‘neden-sonuç’ ilişkisi bulunmamıştır. Bunun anlamı herhangi bir derste başarılı olan öğrencilerin başarısında ödevin neden (etkili) olduğu söylenemez.

Ödev ile ilgili diğer bir konu ise ödeve harcanan zaman ile başarı arasındaki ilişkidir. Yine Cooper, Robinson & Patall (2006)’ın meta analiz çalışmasında, ilkokul öğrencilerinde ödeve ayrılan zaman ile başarıları arasında ilişki bulunmamıştır; ancak ortaokul öğrencilerinde ödev ile başarı arasında ilişki bulunmuştur.

Yine aynı araştırmada ödev miktarı ile başarı arasındaki ilişkiyi gösteren çalışmada; 1. Sınıftan 6. Sınıfa kadar ödev miktarı ile başarı arasındaki ilişki çok zayıf olarak bulunmuştur; ancak çok az praktis yapılmasına yarayan ödevler, sınıf test sonuçlarını olumlu etkilediği bulunmuştur.

Cooper (1989) ödevlerin 12 sınıfa kadar veriliyor olmasına rağmen, yaptığı meta-analiz sonucuna göre (100’den fazla deneysel çalışmayı içermektedir) yine ilkokul başlangıç sınıflarında (1, 2 ve 3) ödevin getirisi konusunda kesin bir görüş birliği bulamamıştır. Cooper araştırmasında şu etki katsayılarını buldu; 4-6 sınıflar;  ES 15 (percentile gain= 6), 7-9 sınıflar;  ES  31 (percentile gain= 12), 10-12: ES 64 (percentile gain=24). Kısaca bu değerler ödevin küçük sınıflarda daha küçük bir etkiye işaret ettiğini göstermektedir.

Cooper, Robinson & Patall (2006)’ın meta analiz çalışmasında, verilecek olan ödevlerin sınıf düzeylerine göre farklı amaçları olması gerektiğini belirtiyorlar.

Her iki çalışmada da ödeve harcanan zamanın doğrusal bir korelasyon göstermediği ortaya çıkmıştır. Cooper (1989) ortaokul öğrencilerinde ödeve harcanan zaman arttıkça (günlük 1-2 saat) başarı arttığını sonra düştüğünü bulmuştur. Cooper, Robinson & Patall (2006)’ın  çalışmasında da benzer bulgular ortaya çıkmıştır; haftada 7-12 saatlık ödev 12. Sınıflar için en yüksek etki katsayısı göstermektedir. Küçük yaşlarda etki ise daha da azalmaktadır.

Çoğu araştırma ödevin olumlu etkisine işaret ederken, öğrencinin tamamladığı ödev miktarının olumlu etkisine bakmaktadır; öğrencinin ödevi tamamlamak için kullandığı süreye veya gerçekte öğrenciye verilen ödevin miktarına değil. Anlaşılan ödeve harcanan zamanın miktarı değil tamamlanabilme kriteri daha önemli.

Diğer taraftan ailelerin ödeve yardım etmesi de öğrenci başarısına minumum etki yaptığı hatta negatif etkisinin olduğunu ortaya konmuştur.

Cooper (2001) bir başka çalışmasında ilginç bulgulara ulaşmıştır. Yine sınıf düzeyleri yükseldikçe ödevlerin başarıda etkisinin yükseldiği bulunmuştur. Okulöncesi ile ilkokulun ilk 3 sınıfında ödevlerin hiç ya da daha az verilmesi vurgulanmaktadır. Aynı çalışmada ödevler ile konu alanları arasında da ilişki bulunmamıştır. Ödevlerin en az matematik başarısını, ikinci olarak da okuma ve dil becerilerini etkilediği bulunmuştur. Ödevler en çok da fen bilgisi ve sosyal bilgilerdeki akademik başarıyı etkilemiştir.

Sonuç olarak ilkokulda özellikle ilk 3 sınıfta, ödev verilmemesine özen gösterilmeli. Değer sınıflarda ise çok dikkat edilmeli. Ödeve harcanacak zaman, ödevin niteliği, ailenin yardımı, hangi derslerde ödev verilmesi gerektiği gibi kriterler göre ödev ya verilmeli ya da hiç verilmemeli. Ayrıca öğrencilerin bireysel özellikleri de dikkate alınmalı. Daha önce de bu köşede ödev konusu tartışıldı. Makalelerde KKTC’de öğrencilerin ödev yaparken olumsuz duygular yaşadıklarını belirttikleri vurgulanmıştır. Merak edenler ilgili makaleleri de arşivden okuyabilirler.

Ödev vermek gerçekten çok hassas bir konu. Öğrencilerin okula, öğretmene, ders çalışmaya karşı olumsuz tutum geliştirmelerine bile neden olur. O nedenle ödev vermeden önce binlerce kez düşünmeli.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. İlk okul düzeyindeki çocuklara Gerçekten çok fazla ödev veriliyor sonra deniliyorki ek çalışma yapın akşama kadar ödev yapıp ek çalışmayı da artık sabaha kadar çalışırız şu bi doğrudur ki çocuk ilkokuldan başlıyor okuldan sıkılmaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı