2015 Cumhurbaşkanlığı seçimleri odaklı UBP/DP-UG birleştirme çalışmalarının ilk raundu başarısızlıkla sona erdi…
Aslında parti başkanlarının kıvırtmalarından da bu sonuca varabilirdik ama onlar bir dediklerini ertesi gün yalanlama alışkanlığında olduklarından kulak asmadık…
Zira Özgürgün “2006’da yaptık, aldatıldık, bir daha mı asla” dedikten bir kaç gün sonra partisi kendisine ittifak çalışmaları konusunda yetki vermişti…
Serdar Denktaş, ta başından beridir bu işe pek sıcak bakmadığını hissettirse de, partisinin yeni gözde vekilleri, aldıkları talimat doğrultusunda alttan alta faaliyetlerini sürdürdüler. Ancak Serdar Denktaş, UBP’nin “Hükümeti bırak da gel” çağrısına kulak asmadı.
Yine de, tüm bu açıklamalar yapılırken de, birileri hiç durmadı…
Şimdi neden başarısız oldu diyorum, çünkü söyleyen, bu işe baş koymuş olan Hasan Taçoy da ondan. Demek ki bu aşamada olamayacağına ikna olmuşlar, emellerini bir süre sonraya ertelemişler. Anlaşılan bu…
***
Yargıyı değil, sivil idareyi protesto etmeliler…
Başbakan, vicdani ret konusunun Anayasa değişiklikleri içinde değerlendirileceğini söylemiş. Yine sapla saman karışmış…
Oysa durum gerçekten öyle mi..?
Anayasa’da vicdani ret yok. Anayasa’da bu konuya ilişkin hiçbir düzenleme yok. Neden? Çünkü bu Askerlik Yasası’yla ilgili değil. Seferberlikle ilgili…
Dün konuyu uzmanlarından biraz araştırdım…
Uzun bir süre önce Anayasa Mahkemesi “vicdani ret hakkı”nın Anayasa’da yer almadığı kararını vermişti… Geçtiğimiz yıl da Anayasa Mahkemesi 13/2011 sayılı davada “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin önerdiği gibi, askeri hizmet yerine sivil kamu hizmeti yapılmasına olanak tanıyan bir düzenlemeye iç hukukta yer verilmesi, tamamı ile yasa koyucunun, yani yasama organının değerlendirme ve takdirindedir” yorumunu yapmıştı… Yani, gidin Seferberlik Yasası’nı değiştirin, mesela vicdani retçinin eline silah vermek yerine, ilk yardım kursu alması şartını getirin. Ya da başka bir şey.
Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra alt mahkemenin bu kararı vereceği ortadaydı… Hükümet bu süreçte yasaya “vicdani ret hakkı”nı ekleyebilirdi. Ama eklemedi…
Bugün “insan hakları ihlali var” diyenlerin, bunca zaman Anayasa Mahkemesi’nin işaret ettiği yasayı niye değiştirmedikleri sorgulanmalı.
Oysa baktım, hükümet de sokak gibi şikayetçi…
Gerçekte bu kararı verdiği için yargıyı protesto edenlerin asıl adresi hükümet olmalıydı… Yargıyı değil, hükümeti protesto etmeliydiler…
YERİN KULAĞI VAR
KALELER BİR BİR DÜŞÜYOR:
Seçimlerden önce tüm özelleştirmelere karşı çıkan, seçimi kazandıktan sonra bir bir bu söylediklerinden geri adım atan CTP, son kozu olan Kıb-Tek’te de geri adım atmaya hazırlanıyor. Önce Türkiye’den kablo ile elektrik getirilmesine onay verdiler, şimdi de TC ile enerji konusunda anlaşma yapmaya hazırlanıyorlar. Yarın Kıb-Tek’in özelleşmesine de onay verirlerse hiç şaşırmayacağım. Karşı mıyım? Asla… Ama rahmetli nenem söylerdi, “Birini tanımak istersen ona, mevki ve koltuk vereceksin” diye…
ASLANBABA’NIN PROJELERİ:
Siyasetin “haşarı” çocuğu Aslanbaba, İskele Belediye Başkanlığı’na aday olacağını açıklamış ve tek rakibinin kendisi olduğunu iddia etmiş. Projelerini de açıklayan Aslanbaba, seçilmesi halinde 120 kişiyi istihdam edeceğini söylemiş, kendi döneminde, “İskele’de işsiz ve evsiz kimse olmayacak. Ayda 110 sterline herkesi ev sahibi yapacağız” iddiasında bulunmuş. İnanıp oy verecek olan var mı bilemem ama biz bu filmi yıllar önce Lefkoşa’da da görmüştük. İnşallah sonu “onunki” gibi olmaz…
KİMİN UMURUNDA:
Derviş Kemal Deniz, “Yarın çözüm olursa, nasıl bir strateji izleneceği konusunda hiçbir hazırlığımız yok” diyerek, Kıbrıs Türk toplumunun dünya ile rekabet edemeyeceğini ve büyük bir bocalama yaşayacağını vurguladı. Ama bunları düşünen kim, herkes umudunu olası bir çözüme bağlamış. Hazırlıksız bir çözümde bir parmağımızı ısırdığımızda 10’ununda ağrıyacağını bilmeliyiz. Ama kabahat toplumda değil. Tüm sorunları olası bir çözüme havale edenlerde…
HAZIRA ALIŞTIK:
Doçent Doktor Mustafa Besim, KKTC’de verimsiz ekonomik yapının güdümlü bir yapı olduğunu ve verimsiz yapının devamındaki en önemli unsurun TC’nin finansmanı olduğunu belirtti. “Bu açığımız finanse edilmeseydi, biz belki de kendi kendimize disiplinize olup, bunu aşmak zorunda olacaktık. Bu finansmanın bu şekilde devam etmesi, bizim toparlanmamız için o dinamikleri yaratmadı. Nasıl olur da kişi başı 14 bin dolar gelir olan ülkede üretmiyoruz?” dedi. Çok kolay, ne yazık ki yıllardır, hazıra alışmış bir toplum olduk. Birileri göndersin, biz yiyelim mantığı işimize geldi. Üretmek yerine, yıllardır masa başında oturup, ay sonu maaş almak için birbirimizi az mı yedik…
SADECE KUM OLSA İYİ:
Ülkedeki fırınlar, ekmek yapımında sağlığa uygun olmayan ve hiçbir kontrolden geçmeyen şebeke suyu kullanırken, bunu denetleyecek veya engelleyecek yasaların da olmadığını öğrendik. Yani yediğimiz ekmeklerde, şebeke sularında bulunan kum ile diğer zararlı maddelerin de ekmekle birlikte insan vücuduna girdiğini söylemiş Fırıncılar Birliği Başkanı. Sadece kum olsa iyi, çoğu şebeke suyuna kanalizasyonun karıştığını da biliyoruz. Yani yediğimiz ekmekte, sadece kum olmayabilir…
88 FİRE:
UBP kurultay döneminde sınavsız ve geçici olarak işe alındıkları gerekçesiyle hükümetin durdurma kararı aldığı 366 kişiden 173’ü, sınavda başarılı olarak şimdilik paçayı kurtardı gibi görünüyor. Sınavda başarılı olamayan 88 kişi ise ay sonu itibarıyla durdurulacak. Böylece aylardır süren “366 krizi” 88 fire ile şimdilik ötelendi… Gözler münhallerde…
ZİRVEDEKİLER
Recep Turhan: Ne yaparsan yap, en iyisini yap… İşte bir Kıbrıs Türkü, Recep Turhan… Londra’da kendisine ait restoranı Poppies, İngilizlerin geleneksel yemeği fish and chips’i en iyi yapan restoran seçilmiş. Turhan’ın mekanına David Beckham ve Victoria Beckham gibi ünlülerle, tanınmış şeflerin de geldiği bildiriliyor…
DİPTEKİLER
Kutlay Erk: CTP Genel Sekreteri Erk, BRT’de katıldığı bir programda, müzakere masasına zorla gelen Rum lider Anastasiadis’in “Denktaş’laştığını” söyleyerek, “Allah rahmet eylesin, ışıklar içinde uyusun Denktaş, o tarafta mı hayat buldu da dirildi şeklinde dahi düşündüm. Anastasiadis, doğrusu bana birçok yönden Denktaş Bey’i hatırlattı” şeklinde konuştu. Hoş bir benzetme olmadı sanırım Sayın Erk… Hani barış dili…

Kıbrıs Türk Memur Sendikası (Memur-Sen) ve 366 İnisiyatifi dün Başbakanlık önünde lastik yakarak eylem yaptı
































