Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İkiyüzlülük de bu kadar olur

İnsan kahrediyor.

Bu dünya, güçle, güç birliğiyle, şantajla, tehditle yönetiliyor.

Ekonomik gücü elinde bulunduran paktlar, diğerlerine kendi çıkarları doğrultusunda muamele ediyor.

Bu noktada, o büyük büyük devletlerin dillerine doladıkları insan hakları, eşitlik, adalet, yaşam hakkı, kendi geleceğini belirleme hakkı gibi “ilkelerin” lafı bile yok…

Rus ordusunun Kırım’a yerleşmesi ve Ukrayna’nın bu bölümünün Rusya’ya bağlanması üzerine 18 Mart 2014’de Avrupa Birliği, ABD ve diğer ülkeler Rusya’ya ekonomik yaptırımlar uygulamaya başlamıştı.

Kırım ile her türlü ticaret yasaklandı. Ardından, Rusya’nın kamu kontrolündeki petrol ve silah şirketlerinin finanse edilmesi, ortaklıklar kurulması yasaklandı.

Avrupa Birliği, Rusya ve Ukrayna’dan 21 yetkili hakkında malvarlıklarının dondurulması ve seyahatlerine sınırlama getirilmesine hükmetti.

Bu durum sadece Rus ekonomisini değil, Rusya üzerinden batıya gaz ve petrol satan diğer ülkeleri de mahvetti. Petrol fiyatları yerlerde süründü.

Buna karşılık Rusya da şirket ve vatandaşlarına karşı yaptırım uygulayan ülkelerden gıda, tarım ürünü ve hammadde alımının “bir yıl süreyle yasaklanması veya sınırlandırılması” talimatı verdi…

Tabii bu da Rusya’ya ihracat yapanları zora soktu…

AB bununla da yetinmedi, ambargoları 23 Haziran 2017’ye kadar uzattı.

Buraya kadar tamam, karşılıklı güç gösterileri yapıldı…

Ama bir de baktık, ekonomisi büyük ölçüde Rus sermayesine bağlı olan ve Rusya’ya ihracat yapan Güney Kıbrıs Meclisi, Avrupa Birliği`nin Rusya`ya uyguladığı ambargoların kaldırılması amacıyla bir kararı kabul etti.

Karar tümüyle ekonomik…

Kıbrıs ürünlerinin Rusya’ya ihracatını sağlayacak yolun açılması çağrısında bulunuldu.

 Ancak kullandıkları ifadelere bakar mısınız; .

“Kabul edilemez ambargolar”…

 “Zarar verici”…

“Etkisiz”…

“Diyalog daha yararlıdır…”.

“ Tüm alanlarda barışçıl bir işbirliğinin sağlanması önemlidir”…

Sanırsın ki, kendileri aynı adayı paylaştıkları insanlara ambargonun her türlüsünü uygulatmak, dünyayla bağını kopartmak, yok saymak, Mehmet Ali Talat’ın dediğinden, ellerinden gelse hava almasını önlemek için uğraşmazlar…

Gahbe dünya…

 

YERİN KULAĞI VAR

HEP BÖYLE OLUR:

Başbakan Özgürgün partililerine “seçime hazır olun” çağrısı yaparken, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ise, “hükümetin uyum içinde çalıştığını” söylüyor. Türkiye ile imzalanan ekonomik protokol sonrası açılan para muslukları ile biraz olsun rahatlayan piyasalar, 2.5 aylık hükümet için de olumlu sinyaller veriyor. Özgürgün de bu nabzı koklayarak, olası bir erken seçim ile parsayı toplamayı hedeflemiş olabilir. Çünkü hükümetler ne zaman, “uyum içindeyiz” açıklaması yaparsa, ardından mutlaka bir kriz yaşanıyor. CTP-UBP hükümeti için de hep, “uyumlu” deniyordu hatırlarsanız…

 

SÖMÜRÜ:

Şu Rumların kayıp aileleri üstünde oynadığı sömürü bitmedi, bitmiyor. Kayıp dediklerinin büyük bir kısmının, darbe sırasında öldürüldükleri ortaya çıktığında, söyleyecek söz bulamamışlardı. Diğerlerinin bulunması için de Türk tarafı zaten elinden geleni yapıyor. Ama her fırsatta hala sözde Türkiye’de ölü, diri kayıp olduğu iddiasını canlı tutuyorlar. Kendi insanlarının acıları  üstünden, ne çirkin bir politika. Buna fırsat verenlere ise, söyleyecek söz bulamıyorum…

 

KAPILARINI KAPATTI:

Aile içi şiddete maruz kalan kadın ve çocukların sığındıkları tek kapı olan Kadın Sığınma Evi, 2011 yılından beridir 227 kadın ve beraberlerindeki 114 çocuk için başlarını sokacak bir dam olmuştu. Ne yazık ki bizim “sosyal” devlet, Vakfın çabalarına bırakın sahip çıkmayı, güvenliğini bile sağlayamadı. İşin içinde siyasi rant yoktu çünkü…Tüm zorluklara göğüs gererek evi bugünlere kadar kendi özverileri ile getirmeyi başaran gönüllülerin gücü de, bir yere kadar…

DEVLET KARPUZ İŞİNE GİRDİ:

Hafta sonu sosyal medyada paylaşılan bir fotograf RHA’larla ilgili tartışmalara yeni bir boyut getirdi.  RHA 2532 plakalı kamyonet tipi aracın arkası karpuz dolu. Bu araç hangi bakanlığa ait bilmiyorum, tatil günü bu karpuzları nereye götürüyor? Tahlil için dense bu kadar karpuz çok değil mi? Plakası belli, hangi bakanlığa ait ise birisi çıkıp açıklamalı. En önemlisi tatil günü karpuz yüklü bu aracı kullanan kişiye ne yapıldığını, nasıl bir ceza verildiğini de bu topluma izah etmek zorundalar… Açıklama bekliyoruz.

KİMSE BİLMİYOR:

Lefke CMC bölgesinde yaşanan yeni gelişmeler bölge halkını tedrigin etti. 42 senedir temizliği konusunda hiçbir ciddi adım atılmayan CMC maden alanına son günlerde tırlarla taşınan malzemelerin ne amaçla getirildiği ise bilinmiyor. Sorsanız ‘ne bunlar’ diye, eminim hiçbir yetkilinin haberi yok. Kimse çıkıp da orada neler olduğunu açıklayamayacak. Ve birgün oldu bittiye getirilip yeni bir felakete imza atılacak… Çünkü giriştikleri işin, ÇED raporu yok ortada.

NEYİ BEKLİYORLAR:

Sıcaklığın 45-50 dercelere vardığı ülkemizde, güneş altında çalışan işçiler için henüz bir adım atılamadı. Bakanlık ile işverenin farklı önerileri işin uzamasına neden oluyor. Bakanlık 12-16 saatleri arsında çalışılmamasını isterken işveren, Ağustos ayında işçiyi izne çıkarmayı öneriyor. Onlar kavga ede dursun, olan kavurucu sıcak altında çalışmak zorunda kalan işçilere oluyor.

 

ZİRVEDEKİLER

Cenk Uzunoğlu: “Bugünlerde AB’den çıkış yolunda olan İngiliz 57 sene önce ‘bağımsızlığımızı’ verirken öncesinde ve sonrası için adada öyle bir düğüm attı ki; o gün bugündür hem çok daha bağımlı hale geldik, hem de başkalarına fırsat vermeden çözümün önündeki engel biz adadakiler olduk…”.

 

DİPTEKİLER

Ersan Saner: Kadın Sığınma Evinin kapatılasıyla ilgili olarak,“Tabii kadınlarımızın korunmasıyla devlet ilgilenmeli. Bu konuda çalışmalarımız titizlikle sürüyor” demiş. Cezaevinden çıkan çocuklara özellike kucak açılması gerektiğine de değinen Bakan Saner, “bu tip ceza alanlara yardımcı olunmalı, sahip çıkılmalı” mesajını da verdi. İyi de devlet sizsiniz. Yıllardır iktidardasınız. Ama sadece suçlandığınızda, bir kitap laf etmeyi bilirsiniz.  Oturduğunuz makamlar şikayet değil, icraat yeridir…