Osmanlı döneminde Babıali tarafından atanan ada yöneticileri belirli bir vergiyi toplamakla sorumluydular.
Bu yüzden hangi yönetici daha fazla vergi toplarsa ,
Babıali o kadar memnun olurdu.
İşin içinde üç kağıtçılıklar da vardı…
…
Bir İspanyol yazar 1800’lü yılların başında adaya gelip notlarını adlığında bu duruma da parmak basar.
Kimliğini gizleyerek adada dolaşan İspanyol,
Babıali’nin Kıbrıs için her yıl vergi topladığını,
Bu vergilerin toplanmasında kilisenin ada Rumlarını temsil ettiğini
belirttikten sonra,
“Hükümet adada kaç tane Rum bulunduğunu öğrenmeyi hiç başaramamıştır” der…
…
O dönem 30 bin civarında Rum’un olduğu bilinirken,
Aslında bu sayısının yüz bine yakın olduğu söylenir…
…
Sayı önemliydi.
Çünkü kelle başına vergi toplanıyordu.
Anlaşıldığına göre kilise kelle sayısını gizlemeye çalışıyordu…
…
Bir keresinde Babıali’nin vergileri toplamak için adaya gönderdiği memur,
Altın karşılığında satın alınmış ve adadan ayrılmıştı.
Satın alanlar belli ki papazlardı.
Vergi işini istedikleri gibi yönlendiriyor,
Bu arada kendileri de zenginliklerine zenginlik katıyorlardı…
…
Aynı yazar, adada yaptığı gözlemlerden Rumlar hakkında şöyle bir değerlendirmede bulunur:
“…Rum toplumunun büyük çoğunluğunun kölelik nedeni ile onurları kırıldığından ruhsuz, cahil ve korkaktırlar.”
…
Psikolojik bir durum.
Tarih boyunca onun bunun boyunduruğu altında yaşamışlardı.
Ve ilk kez elde ettikleri kazanım 1960 yılına denk geliyordu.
Artık bir devlet sahibiydiler ve bu devletin sahibi de kadim halk olarak kendileri olmalıydı…
…
Çok olaylar oldu…
…
Şimdi,
Federal Cumhuriyet bir tık ötede,
Bu sefer “Evet” diyebilecekler mi?
…
IŞİD’in kelle kesmesi,
Osmanlı döneminin de adetlerindendi.
1821 olayları nedeniyle Başpiskopos Kiprianos Sarayönü’ndeki dut ağaçlarından birine asılmıştı.
Diğer papazların kellesi alınmıştı.
Kazığa oturtma cezaları ise ekstraydı…
…
İslam kökenli Türkiyeli bir yazar “İslami eğitimden geçenlerin IŞİD’çi olmaları bir tık’ın ötesindedir” şeklinde yorumda bulunur.
Buna benzer yorumları Anti Kapitalist Müslümanların ileri gelenlerinden İhsan Eliaçık da yapar…
…
IŞİD bir yana kelle alma gibi meselelerin çağın gerisinde kaldığı düşünülebilir…
…
Çağımıza bakalım:
Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Hamid Döndüren, yaşamın medeni hukuka göre değil İslam hukukuna göre olmasını öneriyor.
Şöyle:
Kadın erkek tokalaşamaz.
Kadın 9 yaşında evlenebilir.
Akraba evliliği caizdir.
Doğum kontrolü yasaktır.
Kadını iz bırakmadan döv.
Kadından ve gavurdan tanık olmaz.
Evlilik dışı ilişkiye yüz değnek. (1 Mayıs 2006, Radikal gazetesi.)
…
Bu bilgileri içeren kitap Türkiye’de Tuzla Belediyesi tarafından evlenen çiftlere dağıtılmaktadır…
…
Çağın gerisinde derken,
Çağı birinin tıkladığı belli…
…
Kıbrıslı Türklere gelince.
İki “tık” arasındadır…
































