Öyle görünüyor ki…
Su yönetimi konusundaki tartışmalar…
Kıbrıs müzakere sürecindeki görüş ayrılıkları…
Hükümet arasında bazı noktalarda “telafisi zor” kırılmalar yarattı.
Geçtiğimiz hafta…
Salı günü…
Tam da 7 gün önce…
Hüseyin Özgürgün, BRTK’da yayınlanan Basın Odası isimli programda “hükümet krizi var mı?” sorusuna şu yanıtı vermişti:
“Şu anda yok. Belki daha önce bu soruyu sorsanız evet derdim ama, sayın Talat ile bir araya gelerek çözemeyeceğimiz konu yok.
Bu hükümetin başarılı olması gerekiyor. Toplumda ciddi beklentiler var. Bu hükümet eğer başarısız olursa, iş yapamazsa, yapısal sorunlara çare bulamazsa, halk da başka alternatif siyasi merkezlere yönelecektir. Biz bunun bilincindeyiz ve iş yapmak için kollarımızı sıvadık.
Bütçe çalışmaları tamamlanır tamamlanmaz, ülkedeki bir çok soruna çare olacak yasal değişimler de gündeme gelecek. Parlamentodan bir çok hayati yasa geçecek…”
Yedi günde ne değişti?
Bu yukarıda okuduğunuz satırlar tam yedi gün önce konuşuldu.
Ama dün sayın Özgürgün ne dedi?
“Yapacak çok şeyimiz var, genel seçimin de ayak sesleri duyuluyor…”
Ne değişti yedi günde?
Bunu UBP ve CTP yöneticileri açıklayacaklardır…
Halka izah edemezler…
UBP’nin de…
CTP’nin de…
Aslında esas düşünmesi gereken konu bunu halka nasıl izah edecekleri…
Yani sen dört ay önce hükümet kuracan…
Ortaya bir takvim çıkaracan…
Dört ay geçecek…
Kurultayla…
Parti içi sorunlarla…
Bütçeyle uğraşacan…
Tam zaman sana “iş yapmak” için uygun olacak…
“Hade seçime” deycen…?????
Bunun izahı yoktur.
Ne UBP, bunu UBP’lilere…
Ne de CTP unu CTP’lilere izah edebilir.
İki parti de yüzde 20 barajının altına iner…
10- 12 vekil ile yoluna devam ederse, öper anlına koyar…
Bu halk da aynen Hüseyin Özgürgün’ün dediği gibi, “farklı siyasi alternatiflere yönelir…”
Tabana yönelik mi?
Bu gerçekler ortadayken, Hüseyin Özgürgün’ün “tabanına mesaj” verdiğini düşünüyorum.
Bunları bildiğini daha yedi gün önce söyledi.
Bugünden seçime 2 yıldan az bir süre kaldı.
Siyasi hayatta çok kısa bir süre…
Bu 2 yıl, UBP ve CTP için hayati.
Hüseyin Özgürgün için daha da hayati…
Bugün “seçim” kararı almaktan geçtim…
Erken seçimi konuşmak dahi iktidar partileri için “tabuta son çiviyi çakmak” anlamındadır…
Bu dönemde yapılacak en akıllıca şey, icraat yapmaktır…
Gerisi zaman kaybıdır
***
“Mal gararını buldu”
Öyle derler…
Bir konu üzerinde yeteri kadar tartışma yapılmışsa…
Herkes görüşünü söylemişse…
Artık herkes hemfikirse…
Ya da en azından çoğunluk hemfikirse…
Tartışmaya son verilir…
Akil isimlerden biri, “Mal gararını buldu” der…
Konu kapanır ve karar verilir…
Kudret Özersay ve yeni siyasi hareket de tam bu noktadadır…
Mal gararını bulmuştur artık…
Kudret Özersay’ın defa defa, “siyasi parti kuracağım” demesi yeter…
Bu kısmı geçmesi gerekiyor.
Zaten şu anda Özersay bir parti başkanı gibi davranıyor.
Ekibi de bellidir…
Köy köy, kahve kahve geziyor…
Sıkmadığı el kalmadı…
Gitmediği mahalle kalmadı…
Ülke yönetimine dair yapmadığı eleştiri, tespit kalmadı…
Evet…
Köyümde de çok kullanılan o cümle artık yaşam buldu:
“Mal gararını buldu…”
Özersay’ın daha fazla tabanı bekletmemesi gerektiğine inanıyorum…
































