Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“İKİ KARAR,   İKİ BÜYÜK ZARAR: (ELEKTRİYE ZAM VE KARA PARAYI AKLAMA! 

Geçen hafta toplum olarak en az KKTC’nin kuruluş yılları  kadar geriye giden iki eski ve müzmin sorunla bir kez daha yüzleştikti.

Birisi KIB-TEK’in kurumsal olarak hiç gündemden eksik olmayan skandallarından biriydi.

Diğeri yeni tanıştığımız için “çiçeği burnunda” diyeceğimiz,  “devlet eliyle kaydı yapılmamış nakdi ve taşınmaz malların sadece yüzde 2.5’lik faizle   aklanması olayı!”

47 yıllık KKTC’nin sonunda icraatlarına ekleyebildiği bu iki karardı!

***

DURUM VAHİM! Geçen hafta KIB-TEK Başkanı Gürcan Erdoğan’ın her halde tartışmaları bu haftaya da sarkacak olan, tutun ki KKTC’ semalarında “feryat” gibi şu açıklaması yankılandıydı:

“Elektrik Fiyatına en az yüzde 30’luk artış  gerekiyor…”

Çok kısaca gerekçesi şuydu: “2019’da son yapılan düzenlemeyle elektrik fiyatı 97.83 kuruştu. Satış fiyatımız 17.63 kadardı. Bugünkü rakamlarla 148 kuruşa tekabül ederdi. Bugün geldiğimiz noktada dolar 8.40 yakıtın tonu 300 dolardan 600 dolara çıkmasına karşın fiyat düzenlemesi yapılmadığı için kurum aylık 49 milyon TL yıllık 480 milyon TL zarara uğramaktır…”

***

KIB-TEK HAKLI MI? Kurumunun müdürü Erdoğan’ın beyanına inanıyorsak elbette KIB-TEK  zam istemekte haklıdır..

Ancak her “hakkın” ispatı da gerekir. Oysa mali yönden zamanın zeminin dövizin gerisine düşen KIB-TEK’in  öncelikle hesabını verip kendini aklaması gereken ve “şaibe altında” devam eden  kurumsal açıkları, ihale yolsuzlukları gibi sorunları vardır…                VE  nedense bu sorunlar  yıllar itibarıyla tusunami dalgaları gibi KKTC’i vurup vurup vurmalarına ve yeni gündem oluşturmalarına karşın; ol alem “temizlenmemiş  aklanmamış pislikleriyle” devam etmektedir!

Dolayısıyla şu soru akla gelmektedir. Bugünkü yüzde 30’luk zam yoksa “KIB-TEK’in “kötü yönetilmesinden” mi kaynaklıdır?

***

YAPISAL BOZUKLUK DEVAM EDİYOR: Devleti kurduk ama “Kurumları” devleti yönetecek hatta artık hayal olsa bile kalkındırıp büyütecek bir yapısallığa kavuşturamadık..

Zamana zemine göre  iktidara gelip giden siyasilerin “çiftlikleri” olmalarından kurtaramadık!

…Fazla lafa gerek yok: Kurumları çalıştırılamayan devlet sonuçta “KKTC gibi olur!”                                                                   Tutun ki KIB-TEK gibi “şaibeleriyle kaim” bir kurum bile KKTC’i yönettiğini zanneden  hükümetin  gözlerinin içine baka “elektrik fiyatlarına yüzde 30 zam yapacağını” söyler..    Hatta hem Enerji Bakanı  hem Başbakan yardımcısı olan çok dilbaz Arıklı ne söyler?      “Yapmayın yahu der!. Bu kadarı da çok fazla olmadı mı?  Ama makul bir artış eh olabilir!”

***

YANİ NE? Önce Bakanlığın kapalı kapıları ardında konuşulan ve “kaçınılmaz” denilen zam, “siz yüzde otuz deyin biz yüzde şu kadara indirelim. Hem siz kazanın hem biz kazanalım. Malum önümüzde seçim var fincancı katırlarını ürkütmeye gerek yok!”

HA zam mı? Yapın! Sanki dövizin yükselişi, girdilerin pahası sadece Kıb-Tek’i  olumsuz etkiliyor!       Diyelim bir diğer soruna geçelim:                                                                                                                      ***

BÜYÜK FACİA: “Facianın” kısaca açılımı şu:

Bir süredir geçirdiği hayalinizasyon nöbetleri sonucunda KKTC’i çok iyi yönettiği  saplantısına düşen  azınlık hükümeti, geçen hafta bugüne kadar gelip giden hükümetlerin hiç birinin hatırına gelmeyen müthiş bir buluşa imza attı..

Medyada bir anda “manşete” çıkan haber şöyle:                                                                        “YURT içi ve yurt dışında kayıt dışı kalmış paranın  hiçbir sorgulama yapılmadan yüzde 2.5’luk vergi koşuluyla kayıt altına alınmasını amaçlayan yasa gücünde kararname yürürlüğe girdi!”

Keza uygulama ülkedeki kayıt dışı taşınmazlar için de geçerli..

***

ALİCENAP HÜKÜMET! Bu tip çapını aşan  kararları hele de maliyeyle ilgili olanları Ankara’ya sormadan, danışmadan  almayan tanınmamış devletin azınlıktaki koalisyon hükümeti,  bu kez neden kendini şaibe altına itecek böylesi rizikolu bir karar aldı?

Kİ KOALSİYON HÜKÜMETİ” KKTC’de olup biten her şeyi bizlerden çok daha iyi bilir.. Çünkü tüm devlet organları, istihbaratları, ilgili kurum ve daireleri kendine bağlıdır..

Bu ülkede  “kara para” oluşa düşmüş nakitleri de bilmektedir, kayıtsız kuyutsuz inşa edilmiş, kiralanmış, çalıştırılmış,  satılmış alınmış fakat kaydı yapılmamış  vergisi harçları sıfır şu veya bu amaçlı kullanılan türlü çeşitli taşınmaz mülkleri de bilir..                                                        ***

İŞTE şimdilerde bu “yasa dışı işlerin sahipleri, icracıları, yıllarca kanun ve kurallara aykırı davrananları kısaca kanunsuzluk yapanlar  hükümet tarafından yaratılan  yeni  moda “yasa gücünde kararnameyle”  yüzde iki buçukluk faiz karşılığında  devlet tarafından affa mazhar oluyorlar!   Dikkat ama:

***

SEDAT PEKER NE DEDİYDİ: Bir süre öncesine kadar   Türkiye’nin üzerinde video programlarıyla kasırga gibi eserken ne dediydi Sedat Peker?

“Türkiye’de ve  Türkiye’nin   dış ülkelerdeki kara paraları KKTC üzerinden geçerek aklanıyor!”

Nitekim biz de yıllar yılı sadece şüphelerimizle olasılıklara dayanan  yorumlarımızda, ülkeye gelen uçaklar dolusu kumar oyuncularını işaretleyerek soru sualde bulunduyduk ki Sent. Barnabas’ın mezarı ile Kutlu Adalı’nın katlinin neredeyse ulusal dava haline getirilen söylentilerinin tırnağı kadar gündemde yer bulmadıydı!

***

ŞİMDİ BULACAK MI? Sedat Peker’e kulak verecek olursak “KKTC TC’nin tutun ki kara para aklama merkezi ve atlama tahtasıdır!”

TC’e bakıyorum kara paralar olaylarının bir ucu türlü çeşitli dış ülkelerde  salınıyor bir ucu Ankara’daki ekâbirde.. Tabi bu arada “not” deyim..                                                                                          ***

(BİZİM boyumuz posumuz çapımız artık ülkeler arası ilişkiler silsilesinde illegal yönleriyle hikâyeleri anlatılan dolayısıyla  Peker gibilerin bile diline düşen  olayların çok dışında ve yabancısıdır..

Yani ne bu olaylara yorum tutacak çaptayız ne de pislikleri deşecek istihbaratlarımız vardır..)

***

…Fakat TC’de kara para olaylarının üst kademe yönetimlerini olanca şaibeleriyle  sardığı bu son dönemlerde  eğer KKTC araya sıkıştırılmış “taşeronlardan” biri olarak işaretleniyorsa, en azından sessiz kalamayız…

***

KALDI Kİ: Eğer pandemi vurmasaydı KKTC ucuna “turizm” kulpu da takılan   Monako gibi Kumara dayalı gelirleriyle ayakta duran bir konuma evrilecekti..

Kötü mü olacaktı? Adaların kaderi bu denecekti. Araba yapıp satacak halimiz yok ki!

O zaman “üniversiteler ülkesi…” “Turizmin nabız gibi attığı ülke” tanımlamalarını  nereye nasıl koyup KKTC’e yakıştıracaktık!

Kİ şimdilerde sadece kara para değil, esrar, fuhuş ve ötesi illegal olaylarla da anılıyoruz…                                                                                            ***

KKTC baştan tırnağa resterasyon istiyor.. Yüzde 2 buçukluk faiz getirisiyle pislikleri aklamak yenilerinin bin beteriyle çoğalmasından öte bir işe yaramayacak. Üstelik örnek de olacak!