Türkiye dışişleri dakanı Çavuşoğlu bir kez daha tekrarladı. “Çözüm iki devletli olacak!”
Son dönemlerde Sn. Cumhurbaşkanı Tatar sık sık çözüme ilişkin önerilerde bulunuyor. Bu nedenle de inisiyatif yükleniyor. Tutun ki bugüne kadar topu ayağında gezdirirken kimselere pas vermeyen Anastasidis’in sorunla ilgili baş rol oyunculuğunu elinden alıyor.
Ve ısrarla diyor ki “çözüm olacaksa iki devletli olacak.” TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da ayni düzeyde ve görüşte sürdürdüğü siyasetiyle “iki devletli çözümü” savunuyor. TUTUN ki 46 yıl sonra “KKTC-TC ikilisi,” siyasi sorun BM’ler gözetiminde müzakere masasına taşınmadan önce, Türk tarafının siyasi iradesine bağlı olarak “iki devletlilik” ötesinde bir başka çözüm şeklinin müzakere edilemeyeceğinin Rum tarafına yönelik adeta ültimatomu oluyor! Ötesi bir pazarlığın kabul görmeyeceği daha şimdiden hem BM hem de Rum tarafına iletiliyor.. KISACA bundan sonra eğer masaya oturulacaksa “nasıl bir federal sistem” değil; “iki devlete dayalı nasıl bir çözüm sağlarız” gündeminden yola çıkılacaktır. *** NE var ki Türk tarafının hem Sn. Cumhurbaşkanı Tatar hem TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu tarafından ortak görüşle kabul gören “iki devletli çözüm” önerisi, Rum tarafınca reddedilirken KKTC Meclis’inde de henüz tartışılıp kesin bir karara bağlanmadı!
Tabi bu konuda “tüm adanın siyasi egemenlik hakkını kendi iradesine geçirmek isteyen, müzakereleri de her defasında bu amacına ulaşamadığı için dinamitler ve Rum halkının çoğunluğunu öne sürerek “azınlıkların çoğunlukları yönettiği nerede görülmüştür” diyen Anastasidis’i anlarız da asıl anlamadığımız KKTC tarafıdır!
NİTEKİM uzunca süredir “iki devletli” çözüm tartışılır ve Ankara tarafından da onay alırken, bizim taraf aklını “federasyona” bağışlamış olmalı (keşke bir de şarkısını yapsalardı da çalıp söylerlerken bir de oynasalardı) yat kalk Allah federasyonla oyalanmaktadır!
NE var ki yıllar bu minval üzere geçerken “öyle geldi böyle gider” denilen “federasyon” odaklı müzakereler sürecini ilk kez Sn. Tatar ve TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “iki ayrı devlete” dayanan çözüm önerisiyle “radikal” denecek bir kararda değiştirdiler..
ANCAK bu konuda siyasi partilerle Meclis’in de karar alması gerekir. Zannederim yeni kurulacak hükümeti bekleyen sorunlardan biri de müzakerelerin “iki devletli çözümü” sağlamak için gerçekleştirilmesinin artık kaçınılmaz bir realite haline geldiğini tescil etmesi olacaktır.
Ki her zaman yazdığımca “federasyon” da ancak iki devlet arasında oluşturulur…
***
YENİ YÖNETİM MÜBAREK OLSUN: Ne var ki ömrü on ay! Eh on aylık hükümetin de on aylık plan programı olur. Programın son noktası da “filan tarih ve günde erken genel seçimler yapılır” vurgulamasıyla konur!
ASIL sorulası şudur ama: Bu hükümet bir yılı bile bulmayacak iktidarıyla hangi başarılı icraatı gerçekleştirebilir ki?
Oysa bir yandan da elinin altında, geçen hükümet döneminden kalma yine UBP ağırlıklı meclisten 5 yıl için güven oyu almış “plan ve program” vardır.
HER ne kadar Sn. Tatar Cumhurbaşkanı seçilmesinin heyecanında kanatlanıp uçarken arkasında bıraktığı hükümetin icraatlarıyla ilgili iki kelimelik laf etmek gereğini duymamış olsa da… En azından kendisini Cumhurbaşkanı seçen KKTC yurttaşlarına saygıda devletin icraatlarıyla ilgili açıklamaları, Kurumların yapmak zorunda kalmalarından önce, giderayak kendisi yapardı…
Ha denecek ki “açıklanması istenen ne yapıldı ki?”
İŞTE gene o mesele! Ki çok kısa süreye sıkışmış Ersan Saner hükümeti de giderken arkasına dönüp seçmenine seslenmek zorunda kaldığında halka şunu söyleyecek: “Sayenizde ben de Başbakan olduydum! Teşekkür ederim!”
***
KISACA TAKLILDIĞIM: “İKİ DEVLET BİR VATAN!)
Her kadar kırk altı yıldır onca uğraş didin henüz devlet rüştümüzü ispat etmesek de adımız “devlettir.” Yetmez ama idare eder!
Ancak bildiğim kadarıyla bir devletin içinde bir başka devlet olmaz..
Ne ki KTTC’de çoktandır küçük “adacıklar” oluşumunda “devletçikler” oluştu.. Hatta KKTC devleti bir muhtacı didedir ama bu çakma ve yapma “devletçiler” zaman zaman KKTC’ye bile himmette bulunacak kadar paralı ve muktedirdirler!
Bazen “neden devlet TC’den parasal katkı almadan bir ay bile ayakta duramayacak kadar zaif ve naifken; devlet içindeki söz konusu devletçikler palazlanıp uçmakta, “başarılarına başarı, dolayısıyla paralarına para katmaktadırlar?
YANLIŞ anlaşılmaya: Tapu’da adıma kayıtlı tek bir tuğlası bile olmayan KKTC yurttaşı olarak kimselerin hele de ucunda “iş insanı” etiketiyle bu ülkede mesela şimdilerde de Ersan Saner hükümetine bile nanik çekecek kadar başarılı olan iş insanlarına konduracak tırnaklık lafım olamaz, aksine hepsine de takdirle selamlarım..
AMMA bir yandan da “müteaahit” olarak Ercn hava alanına yerleşip orada KKTC’ye inat devletini kuran Emrullah Turanlı ve Taş yapı şirketine bir bakarım… Maşallah maşallah!.. Almış yolunu gidiyor.. …OYSA şimdilerde Dışişleri Bakanı olan Tahsin Ertuğruloğlu da hesap sormaya kalktıydı ama Turanlıyı bir santim yerinden oynatamadıydı.. Tabi şimdi pandemi nedeniyle rölantiye yatmışsa da yıllardır Ercan’ın kaymağını yeyiyor ama kimseler “artık bırak da biraz da KKTC devleti yesin” diyemiyor!
…İŞTE geçtiğimiz günlerde Yeni hükümetimiz, çiçekler buketlerle falan “Turanlı havaalanına” ziyarette bulunarak E. Turanlı’ya saygı ve sevgileri sunup hoşamadilerde bulundulardı… (Ötesi laf’i güzaf!)
OYSA biz de ne diyecektik? Ne oldu Ercan Hava Alanının yıllardır süren bakım onarım genişletme falan çalışmaları?” Ne zaman KKTC devlete devredecek?
































