Su geldi ya…
…
Rumların şikayetleri sürüyor.
Bir habere göre, 2014’te meseleyi BM’ye şikayet etmişler.
Bu bir “entegrasyondur” diye.
…
Evet öyledir.
Siz bilemezsiniz entegrasyonu.
Biz biliriz.
Siz yaşamıyorsunuz entegrasyonu.
Biz yaşıyoruz…
…
Bilmelisin ki çözüm bulunamayınca entegrasyon da olur başka şey de.
Sen, ara bölgede,
Tel örgüler arasında sirto oyna,
Sesta yap,
Bir kilise restore edildiğinde ve gidip içinde ayin yaptığında bir şey olduğunu zannet,
Büyük Han’a gel kahve iç,
Telveli.
Kameralara poz ver barış ha oldu ha olacak diye.
Sonra masadan kaç mesela.
Ya da biz kaçalım,
Arkasından borular döşensin…
…
İsterseniz,
Yani,
Karşılıklı olarak,
Mesele daha da sürüncemede kalabilir…
…
Aynı habere göre bazı belgeler de ortaya çıkıyor.
Buna göre, su geldiğinde toprakların değeri artacak,
Bu yüzden Türk tarafının mülkiyet konusunda eli güçlenecek…
…
O zaman,
Otur bekle,
Ki bu sefer denizin altından değil,
Üstünden köprü yapılsın.
Asrın köprüsü.
Bu sefer yaya olarak da gider Anamur’da kahve içer, barış görüşmeleri yaparsınız…
…
Diyeceğim,
Beklemekse niyetiniz,
Bekleyin…
…
Bak,
Su geldi.
Hani bir taraf bir tüp gaz alabilecek mi diye düşünürken,
Şimdi siz bir lenger su alabilecek misiniz diye düşünebilirsiniz.
Çünkü bu adanın insanı barışa değil kargaşaya yazıldı.
Lakin,
Kabahatin büyüğü sende mi desem bilemiyorum,
Hadi,
Eşitlik olsun,
Kabahat hepimizde diyelim…
…
İşte,
Su geldi,
Sızlanacağına,
Şikayet üzerine şikayet yapacağına,
Otur çözümü bağla.
Adam bilmem kaç kilometre boru bağladı.
Denizin altında askılara borular döşedi.
Hatırlayın,
Makarios zamanından beri rüyaydı,
Gerçek oldu…
…
Senin rüyan ne?
Çözüm diyorsan yap.
Sızlanma.
Yoksa,
Karikatürist sanatçısı Musa Kayra’nın çizgilerle anlattığı gibi,
İşimiz boru!
…
Kırk yıl yetmedi mi?
Yetmezse kırk yıl daha bekle.
O zaman,
Aha yazıyorum:
İşimiz boru da olmayacak.
Bir taraftan girecek diğer taraftan çıkacak.
Sızlanacak hal kalmayacak.
Yapmazlar deme.
Bak,
Boruları bu toprakların yarısına soktu mu?
Soktu.
Bu kafayla gidilirse,
Diğer yarısına da sokar mı?
Sokar.
Kahveler yudumlanırken…
…
Yukarıdaki yazıyı 2015 yılının Ekim ayında yazdık, aradan beş yıl geçti.
Maraş’ın sahili de açıldı.
Su meselesi kanıksandı; ne BM’ye giden var ne AB’ye.
Ne diyorduk? “Bu kafayla gidilirse” diyorduk.
Gidildi mi?
Gidildi.
“İşimiz boru” diyorduk?
Öyle mi?
Öyle.
Doğru ya da yanlış, tutar ya da tutmaz, olur ya da olmaz.
Bak sana ne diyor?
“İki devletli” diyor…
…
Her iki taraf da zamana oynuyor.
Öteden beri.
Bu adada insanın yaşadığına dair herhangi bir kanıt yok!
































