Bir zamanlar Fransa’daki otellerde tuvaletler koridorların en sonunda bulunurmuş.
Odalara numara verilirken, tuvalete “numarsız” denmiş ve tuvalet kapıları da “00” şeklinde işaretlenmiş.
Fransızcada “numarsız” kelimesi ile “100 numara” kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edilirmiş.
Meselenin Türkçeye 100 numara olarak girmesinin nedeni, bu işi Fransızcadan Türkçeye çevirenin kıt Fransızcasıymış.
Yani “100 numara” diye bir tuvaletin sadece Türkçede olduğu anlaşılıyor.
Küçük bir bilgisizlik yüzünden…
…
Telaffuz hatası yüzünden biz de çok şeyler yaptık.
İngiliz, bizim üzümü her yediğinde very good diyordu ya.
Biz onu verigo anlamıştık.
Şef Ali’nin kebabını telaffuz yüzünden şeftali kebabı yapmıştık.
“Beytül mal”ı telaffuz edemeyince, “beytambal”a çevirmiştik.
Kendi aksanımızla konuştuğumuz dile, özgün kelimeler yaratıyorduk.
…
Durumumuz bu olunca her şeyi kendimize benzettik.
Ya yanlış anladık,
Ya dilimize uymadı,
Ya huyumuza ters geldi.
Yanlış başladığımız, gün geldi doğru oldu.
Doğru başladığımız, gün geldi yanlış oldu.
…
Bazı yanlışlar nasıl da zamanı peşinden sürüklüyor.
Yanlış başlarsınız, yanlış gider.
Ama herkes doğru zanneder.
Kanıksanır haliyle…
…
Mevlit Kandili bizde tatil ya.
Bunun övünülecek yanı mı var?
Belki de bir inat uğruna kondu.
Hani komşuyla ortaktık; anayasa yapılacaktı.
Baktık, Rum ne kadar bayramı varsa koymak istedi,
Biz de Müslüman ya,
Mevlit Kandili dedik.
Yanlış yaptık, yanlış gidiyor…
…
Vaktiyle Cuma günleri öğrenciler öğretmenleri ile camiye giderdi.
Bunun övünülecek yanı mı var?
Yanlış yapıldı.
Sonra kalktı.
Tekrar öğrencilerle öğretmenler el ele verip camiye mi gitsin?
Yanlış yapıldı doğru bitti.
…
1 Mayıs İşçi Bayramı değildi.
Yanlıştı.
Sonra işçi ve bahar bayramı oldu.
Yanlışla doğru bir arada…
…
27 Mayıs İhtilali de kutlanıyordu bu memlekette.
Şimdi değil.
Bir yanlıştan dönüldü.
Tekrar mı yapılsın?
…
O zaman ihtimal bazı kelleler gider!..
































