Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hurmaların sağlık sertifikasında ne yazıyor..?

Sonunda millete hurmanın da zehirlisini yedirdiler. Üretilenin zehirlisinden, ithal edilenin zehirlisine savrulup duruyoruz. İçtekini denetleseniz, dıştan geliyor. Bu durumda zehirden kaçmak zor görünüyor.
Başbakan, “Ülkeye gıda maddesi getiren veya burada üreten hiçbir firma ve kişi kar amaçlı da olsa bu tür gıda ürünlerini piyasaya sürmemesi gerekir” diyor. Ardından da, denetimleri sıklaştıracaklarından, cezaları arttıracaklarından bahsediyor. Hepsi iyi güzel. Denetim ve ceza, bizim de sürekli üstünde durduğumuz iki caydırıcı unsur. Madem ki bu ahlaksızlığı yapmaya devam eden var, cezasını çekecek.  Söz konusu olan insan sağlığı. Kanser vakaları gripden daha yaygın hale gelmişse, devlet halkına yedirilen içirilen her şeyi, hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde denetlemeli, ahlaksıza göz açtırmamalı.  
Benim anlamadığım şu, bu olay daha önce defalarca bizim ihracatçının da başına geldi. KKTC’den ihraç edilmek istenen patateste ve portakalda, gittiği ülkenin gümrüğünde yapılan tespitte, ilaç kalıntısı bulundu. Ancak bunlar, ihraç edilen ülkeye girmeden,  piyasaya sürülmeden geri gönderildi.  Peki şimdi bu hurmanın geldiği yerden aldığı bir sağlık sertifikası yok mu? Yoksa KKTC’ye sebze-meyve sertifikasız mı giriyor? Sertifika, denetimi kolaylaştıran bir unsur. Böylece örnek almadan, tümünü denetlemiş oluyorsunuz. 
Sadece 324 kasa cennet hurmasında kalıntı tespit edilmiş… Ya tespiti yapılmadan piyasaya girenler? Ya ihbar edilmeyenler? Sertifika ver deniyorsa, o zaman da şu soruyu sormak lazım, üstünde ilaç kalıntısı olan bir ürüne kim ve nasıl ihraç onayı vermiş? Türkiye, AB normlarına uygun olarak sağlık sertifikası veriyor. Ancak bu konudaki uygulama, Ekonomi Bakanlığı’nın web sitesinde şöyle açıklanmakta; “Tesisleri 3 ayda bir kontrol edilmeyen ihracatçıların yapacağı ihracatlar tesadüfi seçilen partilerin tesadüfi örnekleme metoduyla kontrol edilmesi suretiyle sertifikalandırılmaktadır”. Demek ki orada da bir açık nokta var.
Bence bu konuyu biz de Türkiye’de konu haline getirmeliyiz. Türkiye Sağlık Bakanlığı’na, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na, Ticaret Odası’na resmi şikayet yapılmalı, ihracatı yapan firma da deşifre edilmeli. Hem de Türkiye basınında. Aksi takdirde, kendi ürünlerimizden sonra, Türkiye’den gelen ürünlere de kuşkuyla bakacağız. Alın size yeni bir huzursuzluk daha…
Sağlık Bakanlığı halkı tatmin etek adına, daha geniş bir açıklama yapmak zorunda…

 

OKUR UYARIYOR
Sayın Mehmet Moreket,
Pazartesi günü Lefkoşa Türk Belediyesi denetimleri ile ilgili olarak yazdıklarınıza istinaden faaliyetlerimiz konusunda, tarafınıza telefonla aktardığımız bilgileri kısaca özetlemek gerekirse;
LTB  Halk Sağlığı Şubesi; 4 denetim ekibinden, (iki gıda mühendisi, bir biyolog, bir diyetisyen ve 14 sağlık denetim elemanı) oluşan  toplam 18 kişilik kadrosu ile düzenli olarak piyasa denetimlerini yapmaktadır. Bu ekipler,  haftada ortalama 120-150 adet işyerinin denetimini yapmaktadır. Gıda üretimi yapan (süt ürünleri imalatı, fırın, pastane vs.) tüm işyerlerinin, restoran-kafeterya gibi mekanların genel hijyen durumu denetlenmektedir. Ayrıca gıda maddeleri satışı yapan marketlerin, büfelerin, gıda depolarının sattığı ürünlerin sağlıklı koşullarda, uygun standartlarda olması, son kullanım tarihinin geçerli olması yönünde denetlenmektedir. Yapılan denetimlerde uygun olmayan durumlar tespit edildiğinde; ürünlerin müsadere ve imha edilmesi, işyerinin faaliyetinin durdurulması gibi işlemler uygulanmaktadır. Denetimlerimiz; Belediyeler Yasası altındaki “Lefkoşa Türk Belediyesi Açılması İzne Bağlı Olan İşyerlerinin Çalışma Koşullarını Düzenleyen Tüzük”te belirtilen sıklıkta gerçekleşmektedir. Ancak satılan ürünler ile ilgili fiyat kontrolleri yapma  konusunda yasal yetki belediyelerde değildir.
Ayrıca, genellikle ayda bir kez, piyasada satılan et ve süt ürünleri, içme suları ve şebeke sularından, numune alınarak tahlilleri Devlet Laboratuvarı ve/veya Veteriner Dairesi Laboratuvarı’nda yaptırılmakta ve  sağlığa uygun olmadığı rapor edilen ürünler piyasadan toplanmakta, üreticilere yönelik ise gerekli müdahale yapılmaktadır. Şube olarak denetimlerimiz, düzenli olarak her gün yapılmakta olup; bunların basına yansıması belirli aralıklarda gerçekleşmektedir.
Levent S. Özverel
Şube Amiri

 

YERİN KULAĞI VAR
HÜKÜMET ÇANAK TUTUYOR:
Ülkeyi ve gençliği, ahtapot gibi saran bet office’lerle ilgili olarak bu sütunlardan çok yazdık. Şehirlerin en merkezi yerlerinde koca koca ilanlarla açılan, yasa ve hukuk tanımayan bu ofislerin artık iddia salonu değil, resmen casino gibi çalıştıklarını söyledik. Ama gelmiş geçmiş tüm hükümetler, bırakın olaya müdahale etmeyi, daha çok izin vermeyi tercih etti. Son olarak o kadar ileri gittiler ki, ilim irfan yuvası diye bildiğimiz üniversitelerimizin içine kadar girme cesaretini gösterdiler. Olay basına yansımasa, inanın ona bile müdahale etme gereği duymayacaklardı. Koalisyon hükümetinin en başta yapması gereken, mantar gibi çoğalan bu bet ofisleri zaptı rapt altına almak olmalıdır… 

DP-UG’DE İŞLER KARIŞTI:
DP-UG’nin 2 Şubat’ta yapılacağı açıklanan kurultayında Bengü Şonya’nın ardından, Yrd. Doç. Dr. Fuat Türköz Ciner’de sürpriz bir şekilde adaylığını açıkladı… Ancak Ciner’in aynı zamanda Serdar Denktaş’ın “danışmanı” olması, adaylığının Bengü Şonya’nın kurultayda olası bir sürprizini önlemek maksatlı olduğu iddialarına neden oluyor…

BİR KOYUP BEŞ ALMAK: 
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, 2013’te Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında 31’inci olan KKTC’ye, 999 milyon 600 bin dolarlık ihracat yapıldı. Demek oluyor ki, her yıl ortalama 300 milyon yardım aldığımız Anavatan, bu parayı kat be kat geri almasını biliyor. Bir koyup beş almak böyle bir şey olsa gerek…

ALT GEÇİT ŞART:
Lefkoşa-Girne yoluna kaçak çıkışların kapatıldığı haberlerini görünce, dün yol boyu dikkat ettim, hala en az 5 tane sağlı sollu kaçak geçişin bulunduğunu gördüm. Aslına bakarsanız, otoban da olsa, yan yolları tümüyle yasaklayamazsınız. Devlet kendisi bir planlamayla, alt geçit yapmak zorunda. Bölgedeki iskan yasağı kalkalı yıllar oldu. Yolun sağı solu inşaat doldu. Düzeni sağlayacak olan devlet. Sağlamazsa, düzensizliğe yol açan da yine devlet oluyor…

NE DEĞİŞTİ Kİ:
Atatürk Öğretmen Akademisi öğrencileri, kasım, aralık ve ocak ayı burslarını halen daha alamadıkları gerekçesiyle Maliye Bakanlığı önünde protesto eylemi yaptılar. UBP döneminde de öğrenciler aynı sorundan dolayı eylemler yaparken, bugünkü hükümet partileri, hükümete burs paralarının ödenmesi için baskı yapıyordu. Şimdi roller değişti. “Ödemeyeler” gitti, yerine “ödeyin” diyenler geldi. Ama ne yazık ki, öğrenciler için değişen bir şey olmadı…

MİLLİ ARŞİV’İN HAKKINI YEMEYELİM: Meclis’in gazete arşivlerini elektronik ortama aldığını yazmıştık. Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi Müdürü Gökhan Şengör’den bir mesaj aldık. Çalışmanın  Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi önderliğinde, daire personeli, YDÜ Büyük Kütüphane personeli, GAÜ öğrencileri ve bazı araştırmacılar tarafından yapıldığını; “bilginin paylaşıldıkça çoğalacağı” felsefesi ile tüm kütüphanelerle bu veriyi paylaştıklarını, Meclis’in DAÜ ile bu verilerin internet ortamında sunumunu yapmak için işbirliğine gittiğini söylüyor. Anlaşılan, bir kavram kargaşası olmuş. Biz de tüm emeği geçenlere bir kez daha teşekkür edelim.

ZİRVEDEKİLER
Aysu Basri Akter: Akter, gazete 360 haber sitesindeki yorumunda, “DP-UG açıkça aslında oy potansiyeli olarak gördüğü çalışanlar üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışıyor… CTP garip bir acemilik görüntüsü içinde, bu konuları topluma yeterince izah etme çabasına girmedi” diyor. Aynen katılıyorum. CTP, özellikle de geçiciler konusunda ne yapmayı murad ettiğini tam olarak anlatamadı. Oysa halkın çoğunluğunu tatmin eden bir tutum ortaya koysaydı, halktan alacağı destekle, DP’nin daha da ileri gitmesini engellerdi…

DİPTEKİLER
Zehirli Hurmalar: Ülkeye sokulmaya çalışılan ancak, üzerlerinde zehir kalıntısı olduğu gerekçesiyle girişi yasaklanan cennet hurmalarının gizlice piyasaya sürülmeye çalışılması pes dedirtti… Üç beş kuruş kar için insan sağlığını hiçe sayan bu vicdansızların oyunu, son anda fark edilip önlendi. Allah bilir bundan önce bizlere daha neler yedirdiler…