Hükümet programına yansıması gereken demografik eğilimler

4 Şubat 2018 Pazar | 12:12
Cenk Uzunoğlu

Dünyadaki eğilimlerin diliyle geleceğe baktığınızda, nüfus artışının devamı dünyayı etkileyecek olan en büyük realite olacağına inanılıyor.

Afrika ve Asya’da 10 Milyon kişinin üzerinde nüfus barındıran sayısız dev kentler oluşacak.

Şehre göçün artmasıyla kırsal kesimde tarımda çalışan nüfus oranında ciddi düşüş olacak.

Bunun sonucunda da gıda üretimi ve tedarik zinciri globalleşmek zorunda kalacak.

40 yıl sonra gıdaya bugüne göre 70% daha fazla talep olacağı hesap ediliyor.

Artan nüfusla birlikte kişilerin almak isteyecekleri kalori miktarındaki artışın da bu talep artışına ciddi etki edeceği öngörülüyor.

Tarımın ve hayvancılığın her ne olursa olsun kendi kendimize yetiyor olabilmek için desteklenmesi düne göre çok daha hayati bir öneme sahip.

Serbest piyasa ekonomisine ters düşse de birçok endüstriyi özelleştirmiş gelişmiş ülkelerin tarımı sübvanse ediyor olması da bundan dolayı.

İklim açısından birçok meyve ve sebzenin yetiştirilmesine ve hayvancılığın yapılmasına müsait elverişli topraklar üzerindeyiz.

Suyun da Anadolu’dan gelmiş olması bulunduğumuz bölge açısından büyük bir avantaj.

Dört-beş yıl önce katıldığım bir yatırımcı toplantısında ‘’paramızı nereye yatıralım’’ diye sorulan bir soruya konusunda dünya ölçeğinde otorite olan eksantrik yatırım gurusu ‘’kırsal alanda sulak arazi alın, nerede olduğu önemli değil’’ diye cevap verdi.

Salonun tümü spontane bir şekilde güldü.

Gülmeyen bir tek oydu.

Ticaretle uğraşan biri olsanız bu derece büyüme potansiyeli olan tarım ve hayvancılığa yatırım yapmaz mısınız?

Birkaç soru daha.

Geçen ay yapılan seçim sürecinde politikacı olarak kendinizi biraz zorlayıp dünyadaki bu eğilim üzerinden bir vizyon ve söylem geliştirmeyi denemez misiniz?

Hadi seçimi geçtik.

Kurulacak olan hükümet programında önümüzde duran bu fırsat ile ilgili bir şeyler söylenecek mi ya da ne söylenecek diye merak etmemek elde değil.

Dünyadan kopuk olduğumuzu arabesk bir nakarat eşliğinde iddia etsek bile dünyada gözlemlenebilen eğilimlerden kopuk bir siyaset yaklaşımı ile bir yere varmamız mümkün değildir.

Genlerimize işlemiş ‘’hayal bile etme, yapamazsın’’ duvarını aşmaya, yıkmaya kimse cesaret edemediği sürece de bu böyle devam eder gider mi?

Kuru kuruya ‘’siyaset’’ yapmayı ‘’politika’’ yapmaya yeğleyen bir seçmen ve seçilen zihniyeti olduğu sürece her gün uykulara dalıp fırsatları ıskalamaya devam mı edeceğiz?

Elbet bir gün bu adada buna dur diyenler de çıkacaktır.

Dileyelim kurulacak olan bu hükümet ileriye umut ile bakabilmemiz için gerekli olan ‘’piknik ateşini’’ yakabilsin.

Ümit en son ölür inancıyla doğru yönde atılacak en ufak bir adıma koşarak destek vermeye hazır kıvama gelmiş olan toplum yeni hükümetin programını ve icraatlarını bekliyor.

Yolları geniş ve açık olsun.

Bu yazının bir bölümü 4 Ocak 2018 günü yayınlanan yazıdan alıntı yapılarak tekrar kaleme alındı.