Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hükümet partisi Meclis’te fena sıkıştı… Başbakan’ın komite kararından haberi yokmuş…

Tam da tahmin ettiğim gibi, Komite’ye gidip, geri gelen polise erken emeklilik önerisi, dün Meclis’te tam bir komediye dönüştü…

CTP’nin Komite aşamasından itibaren Anayasa’ya aykırılık şerhi vardı.

DP şiddetle karşıydı.

UBP dışında bir tek TDP ve Çakıcı onay veriyordu.

Her neyse. Serdar Denktaş çıktı, “Varsın seçimi kaybedelim ama kaybeden memleket olmasın. Bu yasa geçerse memleket kaybedecek, ayıptır, günahtır” diyerek güzel bir konuşma yaptı…

Arkasından Çakıcı, içinden geldiği ideolojinin benimsediği değerlere tam da zıt bir şekilde ayırımcılık içeren bir öneriye ‘evet’ diyeceklerini savundu, Serdar Denktaş’a da çatarak, tam bir popülizm örneği verdi…

Bütün bunlar oldu, bitti, önerinin oylanması aşamasına gelindiğinde Başbakan söz istedi.

Özetle dedi ki, “Ben bunu Komite’ye çekerken, Anayasal sorunun çözülüp öyle getirilmesini istemiştim. Görüyorum ki, yapılmamış. Onun için bir kez daha geri çekilmesini istiyorum”…

İnnallahıminessabirin…

Komite’nin son kararını ben bile biliyordum. Hem de kaç gündür…

CTP’nin şerh koyarak reddettiğini de, Başsavcı’nın katılmadığını da, düzeltilemediğini de…

Ama Başbakan bilmediğini, Genel Kurul’da öğrendiğini söylüyor.

Olabilir mi böyle bir şey?

Bu nasıl bir başıboşluktur.

Bu ne ciddiyetsizliktir….

Bıraktım Komite’deki arkadaşlarının bilgi vermediğini, kendisine de yazılı olarak iletildi bu karar. Meclis’in gündemine geldiğini de en az benim kadar bilmesi gerekiyordu…

Bundan sonra kıvırma geldi.

Eşitsizlik, özellikle de “polis arasında eşitsizlik” olacağı vurgusu yaptı, kurtarmaya çalıştı. Hani polisi de tümden karşısına almamış olmak için…

Kurtaramadı tabii.

Arkası daha da traji komikti…

Komite’nin Başkanı, Komite’de hiç bir değişiklik yapmadan Meclis’e geri dönderilmesi için oy veren, Meclis’e öneriyi tekrar getirip okuyan  Ahmet Kaşif, bir daha çıktı ve “Evet, Anayasal bir sorun var. Anayasa Mahkemesi’ne giderse, bir daha görüşülmez, Başbakan’ın önerisiyle, bir kez daha geri çekilmesini öneriyoruz” deyiverdi…

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu lafı tam da cuk oturdu.

Aynen Serdar Denktaş’ın “oy avcılığı yapmayın” dediğini yapmaya çalıştıkları da ortaya çıktı. Bir Başbakan’ın, kendi Komite çalışmalarından ve Meclis gündeminden  haberi bile olmadığı da ortaya çıktı, önerinin oylansa reddedileceği de ortaya çıktı.

Sonuçta bir kez daha geri çekildi…

Güleyim mi, ağlayım mı bilemedim….

 


 

YERİN KULAĞI VAR

BU ÖZEL HAYAT DEĞİL:

Biz de özel hayat dedik, bizi ilgilendirmez dedik. Halk arasında itibarı kendini ilgilendirir dedik, sessiz kaldık. Ancak Başbakan’ın tartışılan durumu artık özel hayat değildir. Onu kurtaracaklar diye, özel hayat indirgemesi yapanlar da aslında kötülük yapıyorlar. Geliri belli, malı mülkü belli bir Hüseyin Özgürgün’ün bu kadar parayı nereden bulduğunu açıklamasını istemek, özel hayat değildir. Dünyanın her yerinde de böyle bir durumda şeffaflık istenir. Kaldı ki, mal beyanı vermeye zorunlu bir milletvekilidir. Çiller gibi, ‘oğlumun sünnetinden kalan paraları işlettim’ mi der, ‘aile şirketimiz vardı’ mı der, ama bir şey der… Eğer bir açıklama yapmazsa, bu sonuna kadar tartışılır kardeşim. Doğrusu da budur. Halka saygısı varsa…

 

ÖZGÜRGÜN KURBAN MI EDİLECEK:

UBP’de birçok aday, hakkındaki iddiaları, Genel Başkanları Özgürgün’ü ilahlara kurban vererek silme, böylelikle kendilerini kurtarma telaşında. Onca iddia, onca suçlama…. ‘Hepsini atın Özgürgün’ün üstüne, biz aklanalım’. Bazılarının eline öyle bir fırsat geçti ki, Özgürgün’ü  kurban etmeye dünden razılar…

 

OY PİYASASI AÇILDI:

Seçim dönemlerinde oylarını “satılığa” çıkaran seçmen konusunu hep konuşuyoruz.  “Bu kadar yüz oyum var, ailem geniş oy deposuyuz” deyip de oylarını para karşılığı “satan”larla ilgili çok şey duyduk. Bu yıl da kural değişmedi. Hatta iddia o ki bu yıl ki rayiç, oy başına 350 lira olarak belirlenmiş.  Hani ilgilenen olursa diye yazıyorum…

 

YA TUTARSA:

Tufan Erhürman’ın erken seçim çağrısına hodri meydan çeken UBP Genel Başkanı Özgürgün, tv’de tarışalım önerisini ise, “ona birifing verecek değilim” diyerek reddetti. Hatırlayınız, geçmişte Derviş Eroğlu da rakipleriyle tv programlarına hiç katılmamış  ve o seçimde birinci parti çıkmıştı. Herhalde Özgürgün de Eroğlu’nun yolundan gidiyor…

 

2 YIL DAYANIN:

UBP de sonunda seçime yönelik manifestosunu açıkladı. Yeni hedeflerinde Milli Geliri 2020 yılına kadar 21.5 milyar TL’ye çıkartmak, kişi başına düşen milli geliri 25 bin dolara çıkartmak, genel sağlık sigortası, yılda 2 milyon turist ve 30 bin yatak kapasitesi gibi başlıklar yer alıyor. UBP, bu dediklerini yaparsa iki yıl sonra ülkede fakir insan kalmayacak. 2020’ye ne kaldı ki, sıkın biraz daha… Programı inceleyelim, detaylarını yazarız.

 

34 YILLIK RÖTAR:

Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “KKTC’deki seçimlerden sonra oturacağız, konuşacağız, birlikte neler yapacağımızı değerlendireceğiz ama bu süreçte tabii ki KKTC’nin tanıtımı için adım atmamız lazım ama KKTC’yi zaten Türkiye tanıyor” değerlendirmesinde bulundu. Tanıtma için 34 yıllık bir rötar oldu ama, inşallah bundan sonra bu gecikmeyi telafi edecek adımları atarlar diye umalım…

 


 

ZİRVEDEKİLER

Niyazi Bekiroğlu: Türkiye’de yaşayan, ancak burada da bir yatırım denemesinden sonra, bezdirilip kaçan genç ve başarılı işadamımız Niyazi Bekiroğlu diyor ki; “Destekleri kurgularken yatırım projelerini ada halkının yaşam standartlarını yükseltecek alanlarda adil, şeffaf ve denetlenebilir projelerden seçmek gerek”. Teşviklerin ve desteklerin, artık yatırımcıdan başkasına bir faydası olmadığını, ülkeye kalkınma adına bir katkı sağlamadığını sürekli yazıyorum. Çeşitli partiler de artık bir sınır getirilmesini savunuyorlar. Belki yeni dönemde bu işe de bir nokta konur.

 

 


DİPTEKİLER

Tabela Dernekleri: Öylesine katılımcı(!) bir demokrasimiz var ki, neredeyse, kişi başına bir dernek düşecek… Yeni Dernekler Yasası, buna çeki düzen versin diye çıktı. Tüzüklerini 17 Mayıs 2017’ye kadar bildirmeleri istendi. Bakanlık diyor ki, 2 bin 21 dernekten, 784’ü bildirmiş sadece. Yahu diyor Bakanlık, ‘adınızı da mal varlıklarınızı da kaybedeceksiniz’, yine tık yok. Süre şimdi 31 Aralık’a kadar uzatılmış. O tarih de gelsin geçsin, naylon dernekleri, tabela derneklerini göreceğiz. Emin olun yarıdan fazlası düşecek. Tabii eğer Bakanlık da peşlerine düşmeye devam ederse…