Köşe Yazarları

Hükümet etmede yaratılan boşluk






Hükümeti kurma işini tamamlamak için siyasi partiler halâ bir noktada buluşamadılar. Son 4’lü Hükümet kurulması esnasında Görev CTP Başkanı T. Erhürman’a verildikten sonra başlayan görüşmelerde kurma ihtimali olan siyasi partilerden yapılan çok değişik sesler ve farklı görüşler sonuçta Hükümeti kurma görevine pek hevesli olunmadığı anlaşılmıştı. Uyuşma sağlamaya dönük görüşmeler esnasında etik olarak karşı tarafları rencide edecek 4’lü koalisyonu istemeyiz yönünde farklı görüşler bildiren siyasi partilerin bazı milletvekillerinin beyanatları güvensizliği yayma amacını gütmemekte ise, ne amaçla yapılmakta idi?.



Cumhurbaşkanı tarafından Hükümeti kurmak için görevlendirilen Bir parti Başkanına senin Başkanlığında olmasın yönündeki şartın konması isteksizliğin en bariz örneğidir. Çünkü görevlendirilen odur. Görevlendirilmeyen bir milletvekili nasıl Hükümeti kuracaktı baştan prosedür ve uzayan süre demektir.



Parti başkanı olmayan bir milletvekili Başkanlığında dıştan Bakan tayinli seçim Hükümeti kurulacaksa o tüm partilerin ortak kararıyla olabilir ve seçime gidilebilirdi. Bir veya birkaç partinin isteği ile değil. Daha önce S. Siber Hükümetinde olduğu gibi.

Siyasi partiler ve milletvekilleri bir Hükümetin sorumluluklarını ve Yönetimini almaya, -çeşitli nedenlerle kişisel veya parti amaçları için olsun- kaçınılıyorsa, o zaman seçime girip niye Devlet Yönetimi’ne talip oluyorlar.  Ülke bir bilinmeyene doğru gitmektedir. Halk güvenip vekillerini seçmişse bu sorumluluğu üstlenecek kişiler Yönetime talip olsun. Siyasi partilerin birinci önceliği budur..

Ülke zor dönemlerden geçmektedir. Hem salgının getirdiği çeşitli sorunlar hem Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin getirdiği yasaklar dönemi hem de 3 aya yakın Hükümetsiz bir dönemin olması telafi edilemeyecek sorunları çoğaltmaktadır. Ülkenin sağlık, eğitim, iç düzen, kamu düzenini sürekli bozan suçların önlenmesi, halka dönük her türlü devlet hizmetlerinin yerine getirilmesine acil ihtiyaç var. Kamuoyundan her gün şikâyetler ilgilileri rahatsız etmiyor mu?  Zamanında milyarlar sarf edilerek yapılan ve bölgenin su ihtiyacını karşılayan Güzelyurt Derivasyon Projesi çalışmıyor, kanallar pislikten tıkanmış, yağmurların yağdığı bir dönemde bakımsızlık, ihmal, bunları kontrol eden bakanlık ve ilgili Daire yok mu?  Kısa bir süre evvel Lefkoşa’ya verilen su borularının veya kanalının tamiratı dahi TC DSİ tarafından yapıldı.

Zamanında bütün su borularını, sulama kanallarını, su projelerini hazırlayan ve inşa eden yüzlerce köye bizzat personeli ve işçi kadrosu ile yatırım ve hizmet götüren Su Dairesi’ne ne oldu? TC. DSİ’nin her zaman desteği oldu. Ancak esas sorumluluk ve icra ,ilgili dairelerde idi. 1974’den sonra inşa edilen Var olan eski yıllarda yapılmış yatırımlar da, Daireler de devreden çıkmaktadır. Daha sayfalarca çok örnekler verilebilir. Bu son iki örnek devletin acil su sorunlarındandır sadece.

Her gün uyuşturucu haberleri, şiddet, devleti istismar, halkın haklarını istismar artmaktadır. Fiyatlar desek kontrolü çok aşmıştır. Bunlara kim çare olacak? Kim her türlü istismardan halkı koruyacak?

Öte taraftan Kasım ayı enflasyonu %2.4, yıllık enflasyon ise %16 oldu. Dövizin ortalama bir yılda değer kazanması % 30-35 arasında ve fiyatlar da maalesef kontrolsüz bir şekilde katlanırken gıdada yıllık %15 ‘arttığı’ yayınlanıyor.

KKTC ithalat ülkesi olması dolayısıyla ve Türkiye’den dahi dövizle ithalat yapıldığı cihetle fiyatlar tamamen dövize bağlı iken nasıl bir hesapla bu rakamlar çıkıyor. 2000li yılların başlarına kadar Türkiye’den ithalatlar TL ile yapılırdı. Şimdi son 10 yıllarda dolar veya Euro ile yapılıyor bu nasıl olabilir? buna olsun Türkiye yetkilileri ile temas ederek bu konuda Hükümet yetkililerince niye karar üretilemiyor.? Bu ilave enflasyon demektir ve halkın istismarıdır.

Enflasyon Türkiye’de de paralel bir seviyede . Ancak Türkiye’de mukayese edilemeyecek bir üretim potansiyeli olduğu cihetle daha uzun vadede fiyatlara daha yavaş yansıyabiliyor. Yani ertelenerek. Ancak KKTC’de öyle değil. İthalatımızın büyük bir bölümü Türkiye’den olduğuna göre TC Yetkilileri ile bu konu çözülmelidir. Yabancı ülkelerle bile Türkiye’nin yerel para ile ithalat ve ihracat anlaşmaları varken ve KKTC’de ve Türkiye’de TL kullanılırken döviz ithalatı da nerden çıkıyor.? Bu KKTC yetkililerinin ihmalidir görüşündeyim..

Yönetime talip olan siyasi partilerin son yıllarda devamlı ifade ettikleri ‘İcraat Hükümeti’ ifadesi hakikaten çok tuhaf geliyor. Zaten Hükümetin görevi icraat değil mi? . Yürütme anlamı İcraattır.  Anayasa’da öngörülen Yasama, icrayı temsil eden Yürütme ve Yargı üç temel ayak kuvvetler ayrımı esası vardır. Hükümet icraat yapmayacaksa ne yapacak ki icraat Hükümeti diye bir de yeni tabir çıktı.? İcraat yapmayacaksa Temsili Hükümet mi olacak?

Zaten seçime gidecek bir Hükümetten icraat beklemek de saflıktır. Genel kamu yararına yönelik cesur kararlar alabilecek Hükümetlere ihtiyaç vardır.

 

 





Başa dön tuşu