Yasa yapanlar yasa tanımaz olursa ne olur?
Yani yasa yapıcı kendi hazırladığı yasalara kendisi uymuyorsa.
Ve ‘yasa varsa ne olmuş canım’ yaklaşımı ile hareket ediyorsa.
Yasaya rağmen iş yaptıktan sonra mahkeme kapılarından yaptıklarının yasa dışı olduğu tespit edilmesine rağmen yasa dışılıkta ısrar ediyorsa ne olur?
Kuzey Kıbrıs’ta bu tür işler sıkça oluyor.
Yasalar sanki uyulmasın diye yapılıyormuşçasına hareket eden siyasetçi sayısı hızla artıyor.
‘Anayasaya aykırıymış’ olsun, ‘yasa buna izin vermezmiş’ vermesin diyerek yola devam eden siyasetçilerin olduğu bir ülkede işlerin doğru düzgün bir şekilde yapılabilmesi mümkün değildir.
Devletin yürütme erki mahkeme kararlarına rağmen işler yapıyorsa vatandaş alasını yapar.
İlginç olan bu tür işleri yapanlar çoğunlukla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sahip çıkma adına siyaset yapanlar.
Sanki bu devlet yasalar uygulanmasın, yanından geçilsin, mahkeme kararları şaka diye alınsın diye kuruldu.
Mesele sanırım birilerinin ülkeyi kendi malı gibi görmesinden kaynaklanıyor.
Kendi malında kendisini her şeyi yapmaya muktedir görmesinden.
Gücü eline geçirdi mi kontrolü kaybetmesinden.
Bu gerçekten büyük bir sorun.
Güçlünün hukukunun geçerli olması gibi bir durum yaratılmak isteniyor bu ülkede.
Yasa, kural ve hukuk tanımayan.
Vatandaşın mahkemelerde hak araması zaten çok kolay değil.
Hele de Yüksek İdare Mahkemesi’nde hak arayacaksanız bunun bir bedeli var.
Her şeye rağmen hakkını aramak isteyenler de yürütme tarafından yıldırılıyor.
Mahkemenin verdiği kararlar yok sayılabiliyor.
Siyasetçinin bildiğini okuduğu bir çarpık düzen ile ülke karşı karşıya bırakılıyor.
Günün sonunda ‘böyle geldi böyle gider, sen de uğraşma nasıl olsa bir şey olmayacak’ yaklaşımı ülkede egemen kılınmak isteniyor.
Kısacası yapanın yanına kar kalacağı bozuk yapı korunsun diye birileri elinden ne geliyorsa yapıyor.
Bu düzen bozulmasın diye her şey mubah.
KKTC’nin dünyadan kopuk, izole bir şekilde olması mevcut durumu korumak isteyenlerin işini kolaylaştırıyor.
Belki de bu yüzden birilerinin Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunmasından ödü kopuyor.
Ödü kopuyor çünkü böyle bir durumda Kuzey Kıbrıs’ta düzen değişmek zorunda kalacak.
Hesap verebilirlik öne çıkacak. Yapanın yanına kar kalmayacak.
Biri küstü ya da keyfi istedi diye yasa tanımazlık yapamayacak.
Kendi kişisel egolarını tatmin etme adına Kıbrıs Türk halkının genleri ile oynayamayacak.
Keşke bunların olması için Kıbrıs sorununun çözümüne umut bağlanmasa.
Ve keşke bozuk düzene çözümü beklemeden ‘dur’ diyebilsek.
Bunu gelecek nesiler için yapabilsek…
































