Köşe Yazarları

Hordan: “En büyük asker bizim asker”

Bu son “askerden çürük” çıkma olayı bana Kıbrıslının hafızalarında hala yaşayan Hordan faciasını hatırlattı:

1959 yılının Mayıs ayında gelmişti Celal Hordan Kıbrıs’a. Rahmetlik Burhan Nalbantoğlu onu talebe örgüt başkanlığı yaparken tanımıştı. Bilinmez bir nedenden dolayı üç aydır İsrail’deydi. Adadaki liderlikle yazıştıktan sonra Kıbrıs’a gelmeye karar vermiş ve Bahar mevsiminin başında Mağusa limanına “Beyrut” adlı gemisiyle hasıl etmişti. Onu pasaport kontrolden liderlik geçirtmiş ve adada kalabilmesi için vizesini bile ayarlamıştı. Hordan adaya gelir gelmez Gençlik hareketinin başına getirilecekti, o da kendine yıldırım ekibi diye üç dört Milliyetçi ve Kemalist genç alarak tüm Kıbrıs Türkü’ne ayar çekmeye başlamıştı. Bir günde beş köy ziyaret ettikleri oluyordu. Köy meydanlarında nutuklar çekiliyor ve çarşaflı kadınların çarşafları herkesin önünde çıkartılıyordu. Daha sonra örgüte yüzlerce üye yazılıp yola devam ediliyordu. 24 yaşındaki bu genç adam kısa sürede liderlikle rekabet edecek duruma gelmişti. Herkes onun Türkiye tarafından görevlendirildiğini sandığı için, sorgulamadan biat ediyordu. Türkiye’nin o dönemdeki popüler hareketi “Türkçe konuş” hareketiydi. Bütün azınlıkların Türkçe konuşması emrediliyordu. Diğeri ise Kemalist değerlere yeniden sahiplenmeydi. Hordan orada öğrendiği bütün marifetleri üç ay gibi kısa bir sürede tüm ada sathına yaymayı başarmıştı. Bu arada dünya kadar yardım parası toplamıştı. Yaşlı kadınlar bu milliyetçi çocuğu mutlu etmek için bendolarını, yüzüklerini bile bağışlıyorlardı. Fakat uyguladığı yöntemler zamanla halk arasında infial yaratmaya başlayacaktı. Kadınların çarşaflarının zorla çıkartılması, haraç toplar gibi para toplanması, Türkçe konuşmayana para cezası uygulatması gibi hareketler çok can sıkmıştı. Doktor Küçük durumu yakında izliyordu. Ve 30 Ağustos’da, Hordan büyük bir miting düzenledikten sonra ve kendini liderliğe alternatif bir pozisyonda da gösterince, uçağa atlayıp Türkiye’ye gidecek ve Menderes’e Hordan’ı şikâyet edecekti. Onu Kıbrıs’ta adeta bir Gestapo örgütü kurmakla suçlamıştı. Menderes’in bütün bunlardan haberi yoktu. Bir hafta geçmeden Konsoloslukta çalışan istihbarat subayı, Hordan’ın kapısını çalıp, onu Menderes’in beklediğini söyleyerek kendisiyle birlikte Türkiye’ye gelmesini isteyecekti. Hordan sessizce bu isteğe uyacak ve ertesi gün Ankara’ya uçacaktı. Uçak alanında onu gören Kıbrıslılar yüzünden kötü bir şeyler olduğunu anlayacaklardı. Ve öyle de oldu. Onu bir daha görmeyeceklerdi. Bir süre sonra ise Hordan’ın asker kaçağı olduğu ve bu yüzden Ankara’da tutuklanarak, askere teslim edildiği haberi çıkacaktı gazetelerde. Meğer Hordan askerliğini yapmamak için ilk önce İsrail’e, daha sonra ise Kıbrıs’a sığınmış ve kendisini buradaki liderliğe pazarlamıştı. Hükümetle bir alakası yoktu.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı