Köşe Yazarları

HOCAM ARTIK İKTİDARSINIZ…

 

Bu hükümete “hocalar hükümeti” diyorlar…

Dörtlü koalisyonun 3 Başkan’ı hoca…

Geçen günlerde sosyal medyada gördüm. Bir vatandaş, “Hocam, ders vermiyorsunuz, iktidardasınız” diyordu.

İma çok açık…

Sorunlar belli, yapılması gerekenler belli.

Şimdi bu sorunları da, çaresini de bilen, bunu parti programlarından, hükümet programlarına detaylı bir şekilde koyanlar iktidarda…

O halde, artık ne yapılması gerektiğini söylemenin değil, yapmanın zamanıdır.

Başbakan’ın geçtiğimiz hafta sonu söyledikleri küçük bir örnek.

Diyor ki Başbakan; “Turizmde yerli istihdamı yüzde 20; genel olarak özelde yerli istihdamı yüzde 40”…

Dehşet rakamlar.

Özellikle de turizm sektöründe bu sınırlar yasayla çizilmiş olduğu halde.

Başbakan bu tespiti daha önce de söyledi. Yapılacak iş belli.

Denetim…

Yaptırım…

“Öyle yerli turizm elemanı bulamıyorum” hikayesi hiç inandırıcı değil.

Bu ülkenin çocukları bunca üniversitede, hem de burada turizm okuyorlar.

Ara elemanından, yöneticisine, gastronomi uzmanına kadar.

Demek ki bu sektör, ölmüş eşek arıyor…

Yani ucuz eleman…

E, yasa da var.

O zaman tespit ettiğine yasal muamele yapacaksın sen de.

Ortalık yabancı ve artık üçüncü ülkelerden gelen, dil bilmeyen, düşük kalite eleman doldu.

Oteller karşınıza Türkiye’den getirdiklerini çıkarıyor. Aşağıda, üçüncü ülke yurttaşları.

Restoranlarda garsonlarla anlaşmak bile imkansız.

Otellerde tüketilen yerli ürün de bulunamadığından dem vuruyor Başbakan.

Öyledir…

Narenciyeyi yok pahasına satmaya çalışan üreticiden zamanında ihtiyacı kadar alıp, depolayıp, yerli ürün satmak..?

Yok! Olmaz, maliyet artar…

Liberalizm bile, herşeyi sektörlerin belirlemesine bırakmak değildir.

Devlet kendinin ve halkının çıkarını ön planda tutacak kontrolu sağlar.

Bizde öyle değil…

Herkes kafasına göre.

Her neyse, her alanda koca koca adımlar atma zamanıdır.

Bekleyen vergi reformu, kamu reformu, hepsinde.

“Seferberlik ilan etmenin zamanı” da dedi Başbakan Erhürman.

Haydi o zaman…

Deniyor ki, “böyle giderse oklar UBP’ye dönecek”.

“Dönsün ne var” diyemiyoruz…

Çünkü biliyoruz ki bu kontrolsuz gidişin mimarıdır onlar.

Ne istihdamda, ne başka reformlarda taş üstüne taş koymamışlardır.

Koymazlar da.

Çünkü onlar zaten sermayeyle kol koladırlar.

Kim ne kadar işçi isterse getirsin, kim kime ne kadar maaş verirse versin, umurları olmaz. Kamuya adam doldurmaktan da çekinmezler, vergisini vermeyeni görmezden gelmekten de.

Lüks otel salonlarında böyle şeyler konuşulmaz.

Ama gailesi olanlar da hala neyin iyi olduğunu söylemeye devam ederlerse, korkarım eskiye döneceğiz…

Bu zihniyette bir iktidar çok zor gelen bir şanstır.

Bu fırsatı da kaybetmesin bu ülke….


 

YERİN KULAĞI VAR

SİZ OLSANIZ NE YAPARDINIZ?:

Seçimden sonra yetkili organlarını bile toplayamayan UBP’de, boşluğu kurultay adayları dolduruyor. Her dakika başka birinden hükümeti eleştiren demeç geliyor. Zamları eleştiriyorlar, ekonomiyi eleştiriyorlar. İnsan ister istemez soruyor, “siz olsaydınız acaba böyle bir ortamda ne yapacaktınız”? Döviz hepimizi birlikte dibe vurdurmak üzereyken, “şunu yapmak lazım” deseler, canım yanmayacak. Hala “sen git, ben geleyim” den başka bir şey yok.“Türkiye’den en iyi kaynağı ben sağlarım” havalarından gireceklerse, kalsın, kimse yemez…

 

KIRIN ARTIK O KASAYI:

Kriz anları, radikal kararlar gerektirir. Tam da öyle bir noktadayız. Bu kararları alıp uygulamada gecikeceğiniz her gün, ülkeye birkaç sene kaybettirir. Döviz rekor üstüne rekor kırmaya devam ediyor. Fakirleşme yüzde 50’yi geçiyor. Hani savaşta açılacak kilitli kasalar vardır ya, krize karşı uygulanacak planlar saklanır. Sağır oda mı denir, ne denir. Bu hükümetin de artık bugüne kadar yapmaktan çekindiklerini yapma vaktidir. Kırın artık o kasanın kilidini, ne yapılması lazımsa, elinizde en son ne kaldıysa yapın. Battık da battık…

 

BİRLEŞTİRİCİ DEĞİL, BÖLÜCÜ:

YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın siyaset sahnesine atılmasıyla birlikte söylem dili oldukça değişti. Bu ülke vatandaşlarının oylarıyla seçildiğini unutmuş gibi, vekili olduğu bu ülke ve siyasetçilerini kötüleme konusunda sınır tanımıyor. Bakın yaptığı açıklamalara ne demek istediğimi anlarsınız. Birleştirici olmak yerine tam bir bölücü gibi davranmayı tercih ediyor. Bu ülke sayesinde geldiği yeri, kendine verilen olanakları çok erken unutmuş anlaşılan. Ha bir de zamanında sarfettiği sözler için seçim öncesi özür dilemişti ya, ben o özürünü kabul etmiyorum…

 

BIKTIM BU ÖZERKLEŞTİRME MASALINDAN:

Elektrikte yine “özerkleşme” lafları… Elektriğin üstündeki en büyük gider kurumun personel giderleri. Özerkleşince bağımsız, bağlantısız olunca, o muhteşem giderleri nereden karşılayacaksınız? Yine benim sırtımdan değil mi? Siz bu özerkleştirmeyle, neyi başaracaksınız? Bıktık artık. Bu halk ucuza elektrik tüketmek istiyor. Sizin ideolojik çığlıklarınızı da hiç kimse duymak istemiyor, bilesiniz…

 

ÖNCE AÇIKLASINLAR:

Kıbrıs sorununun Eylül ayında yeni bir zemine oturtulacağı ve liderlerin yeniden masaya oturacakları iddia ediliyor. Bence Eylül ayına kadar BM, taraflardan güvenlik ve garantiler konusundaki fikirlerini net olarak alsın. Onlar güvenlik ve garantilerin kalkması  konusunda ısracı iseler, bizim de kalkmaması yönündeki duruşumuz net ise, boşuna gidip de o masaya oturmasınlar. Çıksın iki lider ve bu konuda kendi ve toplumlarının ne düşündüğünü net bir şekilde açıklasın. Bunu çözmeden yeni bir süreç başlatmak, zaman kaybından başka birşey olmayacak…

 

YALAKALIK TAVAN:

Sanki de eleştiriler Paris Hilton’un adaya gelmesineymiş gibi, bir savunma, bir savunma. Gelsin kardeşim, zaten ona benzer bir sürü ünlü gelmiyor mu, o da gelsin. Adımızı da duyurmuş, ne güzel. Ama ben de baktım sosyal medyaya, kendini bilen insanlar, Hilton’un gelmesine değil,  koskoca Bakan’ın havaalanına ayağına gitmesine tepki koydular. Limak’ın uçağını, direkt KKTC’ye iniş yaptı diye karşılasaydı, çok daha saygın olacaktı, kimse de bir şey demeyecekti…


ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel (Havadis): “Dövizin yükselişi sabit ücretlileri fena halde olumsuz etkiledi! Fakat bakıyoruz asıl şikâyet edenler ticari işlemleri alım ve satımlarıyla kâr marjlarını  da gözetip ayarlayabilme kabiliyetine sahip olan  “özel sektör!” Batıyoruz” çığlıkları hiç dinmiyor! DEMEK istediğimiz şudur: Tam bu sosyokonomik sorunların arasında kalmış bir Kıbrıs siyasi sorununu  ne bizim ne de TC’nin maasada  sağlıkla sürdürebilmeleri mümkün değildir! Hele Türkiye Amerika ile dalaşırken!”…


DİPTEKİLER

Erhan Arıklı (YDP Genel Başkanı)  : Bertan Zaroğlu’nun Milletvekilliğini halen daha hazmedemeyenlere bir sözümüz var; Milletvekilliği makamı Sayın Zaroğlu için ne ilk ne de son basamaktır. Vatandaş istediği için Sayın Zaroğlu bu ülkede Milletvekili olmuştur. Şayet bu vatandaş isterse yarın bakan, başbakan ve belki de cumhurbaşkanı olacaktır. Buna kendinizi alıştırın ve hazmedin…”.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı