Hakkı Atun Başbakan idi.
Özker Özgür Başbakan Yardımcısı.
1993 seçimlerinin yapıldığı gece Özker Özgür bir televizyon programı çıkışında “UBP ile asla koalisyon kurmayız” demişti.
Herkes şok geçirmişti.
CTP’siz bir hükümetin kurulamayacağı kesindi.
Özker Özgür kilit pozisyondaydı.
UBP ile asla kurmayacaksa demek ki DP ile kuracaktı.
Oysa DP’nin manevi şefi Rauf Denktaş ile CTP’nin ve Özker Özgür’ün ezeli ve ölümüne mücadelesi vardı.
Asla ama asla bir araya gelemezlerdi.
Gerçi kamuoyuna pek yansımamıştı ama seçimlere çok kısa bir süre kala Rauf Denktaş CTP’nin kuruluş resepsiyonuna katılmış ve Özker Özgür ile karşılıklı göbek atmışlardı.
Belli ki bir “flörtleşme” önceden başlamıştı.
Özker Özgür’ün dediği oldu.
CTP, DP ile koalisyon kurdu.
Hakkı Atun Başbakan, Özker Özgür Başbakan Yardımcılığına getirildi.
Başta Derviş Eroğlu olmak üzere geçmiş UBP hükümetinde yolsuzluklar, suiistimaller, adaletsizlikler ve her türlü iddia ortalıkta konuşuluyor.
DP zaten UBP’den koparak “temiz eller” iddiasıyla ortaya çıktı.
Yüzde 28 civarında oy aldı.
CTP ve lideri Özker Özgür meydanları inleterek “hesap soracağız, hırsızları hapse atacağız” diyerek tarihinde ilk defa yüzde 20 oy bandına yaklaştı.
Vatandaş da haliyle “işte şimdi hırsızlardan hesap sorulacak” beklentisi içine girdi.
Peki, ne mi oldu?
***
Meclis binasını bilenler bilir.
Aslında daracık koridorları ve odalarıyla çok rahat bir çalışma mekanı değildir.
Partilerin grup odaları daracık bir koridorun etrafına dizilmiştir.
5 kişi odaya girdiğinde beşinci ayakta durmak zorundadır.
Başbakan’ın odası da aynı koridordadır.
Ve o odaya da altıncı bir kişi kesinlikle sığmaz.
Başbakan’ın odasında Hakkı Atun ve Özker Özgür oturdular ve kara kara düşünmeye başladılar.
Başta Derviş Eroğlu olmak üzere UBP milletvekillerinin birçoğunun dokunulmazlıklarının kaldırılıp yargılama sürecinin başlatılması gerekiyordu.
O toplantıda “dokunulmazlıkların kaldırılması çok tehlikeli süreçlere yol açabilir” kararı çıktı
Bu yazılı olmayan, adı konulmamış ve kamuoyuna deklere edilmemiş bir uzlaşıydı.
Daha sonra Özker Özgür’e soracaktım;
“Niye dokunulmazlıkları kaldırmadınız?”
Cevabı şu olacaktı;
“Eğer bu yolu açarsak onlar da bizi politik olarak yargılayacaklar…”
Yani demek istemişti ki “uyduruk politik davalardan bizim de dokunulmazlıklarımızı kaldırabilirler. Bu yolu açmamalıyız.”
Geriye dönüp baktığımda Özker Özgür’ün bu kararı doğru da olabilir olmayabilir de.
Ama bu kararın hırsızlara ve yolsuzlara çok yaradığını rahatlıkla söyleyebilirim.
***
Gelelim günümüze.
Mevcut hükümet dokunulmazlıkları kaldırıp meseleyi yargı sürecine taşıyacak mı?
“Evet taşıyacak” demeyi çok isterdim.
Bekleyip göreceğiz…
































