Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hiçbir şeyin değişmemesi hakkında kanun hükmünde kararname…

Burak Karataş

Duyuyoruz. Mesela duyuruyorlar ki Kıbrıs’ı su basmış.

Türkçe meali: Yağmur yağmış sağanak halinde, olmayan altyapımız daha fazla bu ontolojik mesele karşısında dayanamamış ve bir süreliğine kaybolmayı tercih etmiş.

Daha bir Türkçe meali: İktidarı muhalefetiyle, genel yönetimi yerel yönetimiyle koca bir devlet sınıfta kalmış.

DEVLET deyince tüyleri diken diken olanlarımız da dahil buna, başka devletlerin hülyalarına erişmek için evvela var olan devletin iktidarına talip olanlarımız da dahil.

Görüyorsunuz ya: Her sene grev oluyor. Her sene bol bol tatil yapılıyor. Yemeler içmeler oluyor. Dileriz ki daha çok olsun, bize çok yakışıyor bu gamsızlık! Dünyada kıyamet kopuyor ama bize hiç uğramıyor… Ne güzel, çölde vaha gibi.

Ama bu da paslandırıyor işte bizi. Etkisizleştiriyor. Kimliksizleştiriyor. Görüntümüzü, kimliğimizi bulanıklaştırıyor. Sözümüzü dinlenmez kılıyor.

Sonra da ileniyoruz: Vay bizi nasıl dinlemezler… Vay bizi nasıl takmazlar… Niye kimsenin umurunda değil şu Kıbrıs Sorunu… Hani nerede BMGK, NATO, TC, ABD, AB, GSYMH, vb.

Onlar da umursamıyorlar. Bu bir kör-döngüdür. Çomak sokulmadıkça böyle gider.

***

Eskiden İstanbul’dan gelirdi böyle haberler: Kar çok yağmış, şimdi koca koca gökdelenlerin yükseldiği yağmalanmış hazine arazilerinde, kimsecikler de yok ya, kurt görülmüş!

Görülecek tabii… Ergenekon’da da görülmemiş miydi? (Dava olan değil.)

İşin gırgırı bir yana, bu palavraların basının haber üretemediği kısır günlerin birer ürünü olduklarını sanırdık ya da köylüleri korkutmak adına mahsus çıkarıldıklarını… Meğer iktisadi ve sosyal geri kalmışlık olgusu ile doğrudan ilgiliymiş.

Su basması da öyle… Grevler de… Protestolar, Meclis kavgaları, kısır politik tartışmalar, ayak oyunları, indirmeler kaldırmalar, manşetten memlelet yönetmeler de öyle… Acı, kan ve gözyaşı… Macbeth misali desem halkımız tiyatro oyunu da izlemez, emekçi halkım ne bilsin Shakespeare falan…

Merak etmeyin. Dünya da ne ileri gidebiliyor ne geri. Aynı bizim gibi. (Yine de daha ilerideler.)

Meselenin sınıfsal olduğunu anladığınızda her şey daha bir yerine oturacak: Su basması da, kar vakti kurt görünmesi de, haybeden gündem babalamanın altında yatan tamamen duygusal gündemler de… Hiç merak etmeyin.