Köşe Yazarları

Hiç ders almadılar !






Bir önceki  yazım hemen bir tık aşağıdadır. Ki yazımın hemen başındaKafamız karışıyor, kuşkularımız artıyor ve üzülüyoruz” diyordum..

Çünkü bu memleket bizim. “Birinin yada bazı kesimlerin” kaybetmesi üzerine, “bazılarının” kazanması gibi siyasi ve sosyoekonomik  bir “yapısallığı” sürdüremeyiz sonunda tüm toplum kaybeder! Ki şimdilerde öylesi bir “kaybın” tam da içine düşeceğimiz kuyusunun başındayız.



Ondan önce şunu hatırlatayım ama:

Sn. Başbakan Tatar ve Yardımcısı Sn. Kudret Özersay “Koalisyon hükümetini” bir rastlantı sonucu oluşturmadıydılar.

Halkın “komprador burjuvazisinden” bıkıp usandığı.. “Halkım” diyen siyasi partilerin bile halkı tepe tepe harcadığı.. Siyasi sorunla çözümsüzlüğü bahane eden yetkili fakat sorumsuz Bakanların, sözleriyle icraatlarının taban tabana zıtlaştığı.. Popülizmin en geçerli akçe olduğu.. Devletin yanlış yönetimler sonucunda borç harç içinde battığı…

Bir zaman sürecinde seçmenler bu “genç” insanları “Başbakan, Başbakan yardımcısı” yaptı.

Ki bu memleketin insanları,  “bunca yıldır eleştiriyor, siyasi iktidarları yerlerden yerlere vuruyorsun, hadi seni de  görelim” diyerek CTP’i de iktidar yaptıydı da sadece UBP’leştiğini gördüydü!

Dolayısıyla Tatar ile Özersay bir yeni umuttu. Oluşturulan Bakanlar Kurulu da…

Bu toplum vefalıdır! Seçtiklerini sonuna kadar savunur.. Toleranslıdır hataları görmezden gelir..

FAKAT! Bırakın UBP-HP’si Koalisyon Hükümetinin Meclis’ten onay alan “Programını”  sonrası 90 günlük olanını bile gerçekleştirme başarısını gösteremedi. TC ile imzaladığı protokolü ise hiç uygulayamayacak!

Neyse ki  “yardımlarına” Koronavirüs bahanesi yetişti ama bu kez de hükümet bu virüsün yarattığı sorunları da yüklendi!

Şimdi Sn. Tatar ve Sn. Özersay’ın önünde sadece söz verdiklerini, planlarını yaptıkları icraatlarını gerçekleştirmeleri değil; Virüsün yarattığı toplumsal travmayı da gidermeleri gibilerinden bir ödevleri vardır… Diyecektik ama bakın ne yaptılar?

ARTIK herkesler biliyor! Kimileri gülüyor kimileri “olmaz ki böyle de yapılmaz” ki diye  sızlanıyor! Ama olan oldu ki tam bir devlet fiyaskosu! Olanları gazetelerden aktarıyorum:

GEÇEN günlerde Ercan’a (daha önce haberi verilmeyen, amacı açıklanmayan bir uçak indi) ve içinden dokuz TC’li insan çıktı ki  virüsle ilgili ne kadar tedbir ne kadar aykırılık varsa hepsinin de içine tükürerek ıskalayarak, delerek, istismar ederek.. Şöyle ki:

Önce bu “kişiler” bizzat Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel tarafından muteber ve değerli misafirler olarak tanıtıldı.  Lapta’da bir Marina projesi için geldiklerini, böyle insanlara her zaman değer verdiklerini” falan söyledi..

VE tabi “Allah Allah” dedirtti! Bu kadar değerli insanlar özel uçakla adamıza gelirler de neden kimselerin haberi olmazmış.. Ki Kıbrıs Türk halkı da gurur duysun.. Kaldı ki ortada “gurur duyacağımız bir de “marina projesi” var ki Hükümet üyelerinin bile haberi yok! Hatta bu gelen kişilerle ilgili yazılı bir Bakanlar kurulu kararı da yok, bunu da Özersay söylüyor!

Halk ise bu kişilerin kaldıkları bir turistik otelde kumar oynamaya geldiklerini söylüyor!..

HİÇBİR hükümetin halkın olumsuz tepkilerine karşın böylesi aykırılıkları “icraat” adına yapma zorunluluğu yoktur! Kaldı ki neden yapsın?

Fakat “gel de şaşma” dediğimiz işte budur.. Hükümet ederken gözden kaçanlar, kaçırtılmaya çalışılanlardır! Ne var ki halkın gözünden kaçmaz!.. Sn. Tatar’la Sn. Özersay bunu da öğrenecekler ama faturasını KKTC’e ödeterek..

Nitekim kendilerinden öncekiler de (artık öğrendiler mi bilmiyorum) bu hataları yapa yapa benzettilerdi memleketi! Demek ki ders alınmadı!


KISACA TAKILDIKLARIM:

Bir günlük gazetenin sayfalarını çevirirken kulaklarımda bir çığlık sesi çınladı.

Çığlığı atan bu kez “Sanayi Odası”ydı. “Durumumuz İçler acısıdır” diyordu.. Sadece virüs nedeniyle ülkeyi işçi, öğrenci ve diğer çeşitli işlerle iştigal eden  45 bin kişinin terk ettiğini bunun da nüfusun yüzde 17’ine tekabül ettiğini söylüyordu..

Fakat Sanayi Odası” yine de insaflı davranıyor “hükümetin” koronavirüs salgını karşısında başarılı bir performans gösterdiğini”  belirtiyordu ama “bugüne kadar atılan adımların ekonomik sorunlara çare olamadığını” da hatırlatıyordu..

Sanayi Odasının açıklamasına bile gerek yok. Yaşadığımız için görüyoruz. Çünkü miyarımız cebimize giren para ile çıkan para ise artık sadece esnaf, zanaatkâr, sanayici, işinsanı değil; “halk da battı! Çünkü artık insanlar “batmamak” için son çarede yarattıkları  “pahalılık” attıkları “kazıkla” birbirlerini batırıyorlar!

“Tatar hükümetine” tam da böylesi zor günlerde muhtaçtık ama galiba bizimle birlikte o da batmakta!” Allah esirgesin..  Bunu atlatacağız ki neler atlatmadık!

VE BİR MARUZATIM VAR: Sn. Sağlık Bakanı maruzatım size.  Maske takmak hâlâ zorunlu mu? Yoksa ihtiyari mi? Yoksa hiç takılmasa da mı olur?

ÇÜNKÜ dışarı çakarken takıyorum, yolda belde görenler, “ama sen daha o maskeyi çıkarmadın amaa…” Diyerek takılıyorlar zaten çok az takan var..

Geçen gün Mağusa’da bir supermarkete  maskesiz gireyim dedim, giremezsin dediler. “Eee dedim ne yapayım şimdi maskeler evde.” “Aha orada maske satılıyor al tak” dediler.. Bastırdım beş buçuk lirayı aldım taktım da Sn. Sağlık Bakanı normalleşmeye geçiyoruz falan da öğrenelim nedir yeni “tedbirler?” Maskeler takılacaksa nerelerde takılacaklar? Ötesi tedbirler nelerdir…

Yoksa bu yaştan sonra bizi şunun bununla kavgaya sokacaksınız, dayak da yiyeceğiz!







Başa dön tuşu