Hükümetin 175 kişinin vatandaşlığını iptal ettiği yönündeki haber çalkantılara neden oldu.
İddialar muhtelif.
Muhalefetten birileri, “hiç biri yasa dışı değildir” savunması yapıyor.
Hatta iptal kararı üzerine hükümete dava açmaya hazılarlananlardan örnekler veriyorlar.
Diğer bir kısım, “Madem ki yasa dışılık var, o halde bu yasa dışılığı yapanlardan da hesap sorulmalıdır. Esas mesele budur” demekte…
Tartışmanın bu kısmında, böyle bir uygulamanın suç olup olmadığı da teknik olarak tartışılıyor.
Ama işi bilenlerin yaptığı bir diğer savunma var ki, çok daha inandırıcı.
Onlar da diyor ki…
“Bu iki bin kişinin hepsinin vatandaşlıkları yasa dışıdır. Çünkü, bu yolla verilen vatandaşlıkların hepsinin GEREKÇELİ olması gerekir. Ve bunların hiç birinin gerekçesi yoktur”…
Hukuksuzluğun çoğu azı olmaz. 175 kişinin gerekçeleri yoktu da diğerlerinin var mı..?
Millet isimlere takıldı kaldı…
Oysa isimlerin hiç bir önemi yok…
İzlenen yöntem aynı yöntem, uygulama aynı uygulama.
Hükümetin daha genel bakması gerekirdi diye düşünürüm…
LAFÜGÜZAFTAN, İCRAATA…
Başbakan dün 2018-20 Orta Vadeli Program Taslağı’nın ele alındığı 29. Sosyal ve Ekonomik Konsey toplantısında “Lafügüzafı bir tarafa bırakıp bu ülkede sosyal ve ekonomik alanda seferberlik başlatmak zorundayız. Başlatmazsak, bu gidiş gidiş değil” dedi ya, aynen vatandaş da öyle düşünüyor.
Artık “yapacağız, edeceğiz”leri değil, “yaptık”ları duymak istiyoruz.
Çünkü örneğin ben, bu hükümetin iyi niyetinden adım gibi eminim.
İcraatlarında temel hedefin parti çıkarı olmadığına da… O nedenle cesur icraatları da beklemekteyim.
Şimdi bir kalkınma seferberliğinden söz ediyor Başbakan.
Ne güzel. Yıllar yılı bu devletin ilgili birimleri, bürokratları, teknik adamları, kalkınmanın hangi alanlarda, nasıl sağlanacağını ortaya koymamışlar mı..?
Bence böyle bir hafıza mevcuttur. Yapılacak olan, uygulamaya dönüştürmek.
Bakın, defalarca yazdığım ciddi problemlerden birine parmak basıyor Erhürman.
Darphane gibi para basan, ülkenin kaynaklarından her türlü yararlanan, üstüne bir de haksız teşvikler, muafiyetler verilen işletmeler…
Başbakan hem bu teşviklerin revize edileceğini söylüyor, hem de en korkuncu, bu işletmelerde çalışanların sadece %20’sinin KKTC vatandaşı olduğunu belirtiyor…
Bir point de ben ekleyeyim. O açıkladığınız % 20 de, vasıfsız işçi pozisyonundadır. Üst kadrolarda değil.
“Devlet mecbur etti, işte aldık” demek için vasıfsız işçi kadrolarını KKTC vatandaşlarından dolduruyorlar. O da zaten yüzde 20’ymiş…
KKTC’de, kendi vatandaşından çok yabancı işçi çalıştırıldığını biliyoruz. Daha geçen yıl açıklandı, özel sektör çalışanlarının sadece yüzde 25.82 KKTC vatandaşı…
Başa dönüyorum. Hani Başbakan lafıgüzafı bırakalım, iş yapalım” dedi ya. İşte bu noktadan sonra beklediğimiz bu. Aynen Bankalar Yasası’ndaki gibi, sıkı denetim. Şu anda Merkez Bankası bu denetimi yapıyor… Çalışma Bakanlığı da yapsın…
Mesela otellerin yüxde 70 KKTC’li çalıştırması gerektiği yasada var mı? Var… O halde bir genelgeyle bu işin yakından takip edileceği duyurulup, denetimlere başlanmalı. Ama düz işçi değil, her branş için, yönetim kadroları için de… Patronların “Adam bulamıyoruz” propagandalarına da kulak asmadan…
Haydi Sayın Başbakan, tespitleriniz güzel, tam da bam teline vuruyor. Bundan sonra iş, süratle uygulamaya geçmekte…
YERİN KULAĞI VAR
YAPTIKLARI, YAPMADIKLARI:
Koalisyon hükümeti iktidara gelince yolsuzlukları, vatandaşlıkları, yasal olmayan tüm haksız kazançları ve şeffaf bir yönetim sözü vermişti. Bunların yarısını yaptılar diye kabul etsek bile, “yapmayacağız” dedikleri birçok şeyi de yaptılar bu arada. Örneğin geçmiş hükümeti çok eleştirdikleri zamları da, hem de en okkalısından yaptılar. Sebebi ne olursa olsun. Bence yüz günlük karneleri yaptıkları ve yapamadıkları konusunda dengede gibi duruyor…
ORTALIK TOZ DUMAN:
Mağusa, İskele, Lefkoşa derken bir flaş aday açıklaması da Girne’den geldi. Partilerince aday gösterilmeyen isimler seçime “bağımsız” aday olarak giriyorlar. Mağusa’da Güneş Güneşoğlu, İskele’de Halil Orun, Lefkoşa’da Gencay Eroğlu derken Girne Belediye Başkanlığı için geçen dönemin CTP’li başkanı Sümer Aygın, 24 Haziran yerel seçimlerinde Girne’den bağımsız olarak seçimlere gireceğini açıkladı. Dedik ya, bu seçimler çok renkli ve sonuçları itibariyle çok zevkli geçecek diye, belli ki yanılmamışız…
ANLAŞILAN İSTEDİĞİ DESTEĞİ BULDU:
Bundan bir ay önce Sümer Aygın ile Girne’de buluşmuş, ayak üstü sohbet etmiştik. Adaylık konusundaki düşüncelerini sorduğumda, “Arkanızda bir parti olmazsa bağımsız olarak pek fazla birşey yapma imkanınız olamaz, onun için adaylığımı isteyen çok kişi var ama, bağımsız olarak biraz zor” demişti bana. Aygın, dün resmen bağımsız adaylığını açıkladı. Partisinin desteğini alamadı ama, belli ki arkasında en az parti kadar kuvvetli, bir destek bulmuş. Ne diyelim hayırlı olsun…
İRONİYE BAKAR MISINIZ:
Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, THY’nin sadece bölgeye hizmet verecek bir alt marka yaratması konusunda görüş birliğine varıldığını söylüyor ve ekliyor, “THY Genel Müdürü Sayın Bilal Ekşi’yi ülkeye davet ettik, ay sonunda Ada’ya gelecek. Kendisiyle de konuları etraflı şekilde görüşeceğiz” . O Bilal Ekşi ki, yıllar önce, tam da batırılmak üzereyken, KTHY’yi kurtarmaya elinde para çantasıyla gelen ve yine çantasını alıp geri giden biridir. Hani yapılması gerekenleri sırf seçimler var diye reddeden ve devletin hava yolunun batmasına göz yuman siyasetçiler döneminde. Bence Atakan bu görüşmede olayı bir de Sayın Bilal Ekşi’den dinlesin…
SEYRET ALEMİ:
Bakanlar Kurulu sözcüsü ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, plajlara üceretsiz girişin bir hak olduğunu ve bunun için gerekli girişimlerin yapılacağını açıkladı. Bu konuda her yıl çeşitli eylemlere şahit oluyoruz, hatta bazen bu eylemler sırasında hoş olmayan olaylar da yaşanıyor. Bu kararla birlikte bu yaz çok daha vahim ve kırıcı olaylar yaşanabilir. Mesela karpuzunu, mangalını alıp beş yıldızlı otelin plajına giden çıkarsa, ya da don atlet denize girmeye kalkan olursa, işte o zaman seyreyleyin siz gümbürtüyü…
ANNELERE:
Yarın Anneler Günü. Ölenlere Tanrı’dan rahmet, yaşayanlara sağlıklı uzun ömürler dilerim. Onlar öyle bir varlıklar ki, dünyanın en büyük yükünü omuzlarında taşıyorlar. 9 ay karnında, 1 yıl kucağında, 3 yıl elinde, ömür boyu kalbinde. Tüm annelerin günü kutlu olsun…
ZİRVEDEKİLER
Cemal Özyiğit: “Gençlerin bazıları yaşları ilerlemesine rağmen hala daha ana baba eline bakıyor, bundan da utanç duyuyor. Aslında bu utanç onların değil, toplumun utancıdır. Maalesef bu gençler yüzleri kızararak valizlerini alıp ülkeden gitmek zorunda kalıyor. Böylesi bir ortam bizi sadece kahreder…”
DİPTEKİLER
Zorlu Töre: Meclis Başkan Yardımcısı Zorlu Töre Cumhurbaşkanı Akıncı’ya bir mektup yazarak, Meclis Başkanı Uluçay’ın Cumhuriyet Meclisi’nde bir müsteşar ve 3 müdürü görevden almak istediğini ve bunun bunun, tamamen siyasi nedenlerden dolayı olduğunu ifade etti. Hani bir söz var, “dinime söven müslüman olsa” diye. Yıllardır kendi ikitdarları döneminde yüzlerce insanı hangi nedenlerle görevden almışlardı acaba..?
































