Köşe Yazarları

Herkes aynı fikirde ama olmuyor, olamıyor…

Hep diyoruz ya, dibe vuruşlar fırsattır diye, tam da o durumdayız ama, acaba bunu yapacak cesarette bir siyasi güç var mıdır?

İşte bakın hayvancılık sektörüne. ‘Arpanın fiyatını düşür, sütün fiyatını arttır, ben de etin fiyatını artırayım’…

Çiftçi şimdilik bunu uzaktan izliyor. Hatta Çiftçiler Birliği, hayvancıların eylemlerine destek verdiğini açıklıyor. Arpanın fiyatı düşünce sen ne yapacaksın? O da diyecek ki, ‘madem arpanın fiyatını düşürdün, bana daha fazla destek ver, teşvik ver’.

Tam bir kısır döngü…

Hükümetin verdiği arpa fiyatı Türkiye’deki arpa fiyatının altına düşüyor. E, o zaman nedir yapılan? Dostlar üretimde görsün. Bu çarpıklıkla nereye kadar?

Geçtiğimiz hafta Cuma günü, Kanal Sim’de geniş Açı programında eski Maliye Bakanlarından Onur Borman’ı dinledim.

Sayın Borman, yaşadığımız tüm çarpıklıkların, plan, programsızlıktan, bütçe dengelerinin 20-30 yıl öncesinin şartlarına göre hazırlanmasından kaynaklandığını söyledi.

Ve tabii kayıt dışı ekonominin, kayıt altındaki ekonominin rakamlarını geçmiş olmasından.

Diyor ki Sayın Borman, ‘kazanç vergisi geliri sadece yüzde 7’…

Bundan 20 yıl kadar önce kazanç vergisi oranı yüzde 57-60 olarak öngörülürdü. Şimdi bu rakam sadece yüzde 28.

Meydana gelen yüzde 70’lik açık, dolaylı vergiyle kapatılıyor. Bu da demektir ki, vergi yükünün üçte ikisini halk çekiyor.

En basiti, kriz başladığı anda temel gıda ürünlerinin maliyet hesaplaması yapılmış olmalıydı.

Yani fırsatçıyı engellemek adına. O zaman bu işi yapanların kazanç ve gelirleri de ortaya çıkacaktı. Bunlar vermeleri gereken vergiye temel oluşturacaktı.

Ama bizde kriz döneminde bile yeterli denetim yapılamadığından, kayıt dışı ekonomi, ülkeyi sömürmeye devam ediyor…

Yine Sayın Onur Borman müthiş bir rakam açıkladı. 2018’in ilk 7 ayında devlet, çalışanların ödedikleri vergiler hariç, 2 milyar 246 milyon lira vergi toplamış. Bunun sadece 170 milyonu özel sektörden.

Sizin anlayacağınız, geriye kalanı, biz hepimiz dolaylı vergilerle ödemişiz. Bu sistem böyle devam ettiği sürece de ödemeye devam edeceğiz.

Diğer taraftan, geçmişteki öncelikli sektörlerle, şimdikiler farklı.

Kazançlar farklı.

Bir dönem sanayi sektörü öne çıkmış, sonra ihracat durduğu için gerilemiş. Ama şimdi 100 bin öğrenciyle üniversiteler sektörü, 1,5 milyon turistle turizm sektörü ve trilyonluk kazançlarla bir inşaat sektörü var.

Herkesin bildiği, ama bir türlü kimsenin üstüne gitmeye cesaret edemediğini Sayın Borman da tekrar etti, “Devlet bunlardan alması gereken kazancı elde edemiyor”…

Üstelik geçmişte bu teşvikler verilirken, devletin gelir sağlaması yanında, ülkeye döviz getirmesi de amaçlanmıştı. Turizm sektörü yıllar içinde, plansızlıktan, programsızlıktan döviz getiren bir sektör olmaktan çıktı. Başka bir şeye dönüştü. Ama teşvikleri almaya devam ediyor…

Sağdan da baksan, soldan da baksan gerçek tek.

Bu sektörlere, bugüne kadar hiçbir sektöre sağlanmayan teşvikler, vergi muafiyetleri verildi. Ama diyor Sayın Borman, ‘bunlar artık gelişti, kalkındı, o halde teşvik sistemi de değişmeli. Öncelikli başka işler için verilmeli o teşvikler’…

Dikkatle takip ediyorum.

Ekonomi uzmanları da, eski politikacılar da aynı şeyleri söylüyor.

Kısaca yapılması gereken belli.

Ama yapmıyoruz, yapamıyoruz…

YERİN KULAĞI VAR

KİM ŞAŞI, KİM KÖR:

Tarım Bakanı Erkut Şahali “köre kör, şaşıya şaşı demeliyiz” diyor. E, ama demiyorsunuz Sayın Bakan. Birkaç ay içinde 40 milyonluk bir teşvik, sonra bir günde yine fakirin fukaranın sırtına 45 milyon daha. Kim şaşı, kim kör? Herhalde şaşı da kör de bu farkı vergileriyle ödemek zorunda olan biz vatandaşlar. Gözü açık olan da, sesi çok çıkan, etrafı kırıp dökenler…

 

CESARET İSTER:

Bu ülkenin düzlüğe çıkabilmesi için herşey sil baştan yapılmalı. Yeni bir vergi sistemi, yeni bir destek, teşvik ve vatandaşlık da dahil bütün alanların yeniden yapılandırılması şart. Önüne gelene vergi indirimi, teşvik ve destek vermeye devam ettiğimiz sürece iki yakamızın bir araya gelmesini bekleyerek, kendi kendimize yeter hale gelmemiz imkansız. Ama bunları yapabilmek, bu siyasi kararları alabilmek için cesaret ister. Ne yazık ki bugüne kadar gelmiş geçmiş hiçbir hükümet bu cesarati gösteremedi. Aksine, bu avantalar artarak devam etti… Şimdi uzaktan ellerini ovuşturarak, krizi seyrediyorlar.

 

NASIL OLACAK:

Bugünlerde yine euro’ya geçelim önerileri havada uçuyor. AB üyesi olmadan euro’ya geçen ülkeler örnek gösterilerek, bizim de geçebileceğimizi iddia ediyorlar. Kardeşim bu ülkede her türlü döviz, geçerli para birimidir ve serbestçe kullanılıyor. Ha, bütçeyi dövize geçirmek için devletin döviz cinsi geliri olması lazım. Var mı? Yok… O zaman biz nasıl geçeceğiz söyler misiniz. Ekonomistler bunun imkansız olduğunu söylüyor, keşke bu eurocular, euro’ya nasıl geçebileceğimiz konusunda da öneri yapabilseler…

 

ET DE SERBEST OLSUN:

Yemi, Türkiye’den çok daha ucuza tedarik edilebileceğini iddia eden Hayvan Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğluları, taleplerinin, “arpa fiyatlarının düşürülmesi veya çiğ süt fiyatlarının arttırılması; ya da yem ithaline izin verilmesi” olduğunu açıkladı. Maksat sadece üreticiyi korumak değil de, tüm toplumun menfaatini gözetmekse eğer, o zaman hükümet yem ithali yanında et ithaline de, domates ve patates ithaline de izin versin…

 

TURİZM EL YORDAMIYLA:

Turizm planlaması tamamen ortadan kalkmış, amaçlanan çizgiden sapmış. Turizm Bakanı Ataoğlu Antalya’da dert yanıyor; “KKTC’ye sadece kumar turisti gelmiyor”. Peki o zaman Sayın Bakan, bugünkü çarpık yapılanmayla turizmden ne kadar döviz girdisi sağlandığını da söyleyebilir misiniz? Tabii teşviklerin maliyetiyle birlikte…

 

ADAYLIK SİNYALİ VERDİ:

Köklü bir partinin çok adaylı bir kurultaya gitmesi gayet doğaldır diyen Hasan Taçoy, “Aday olurum veya olmam, yaptırdığımız araştırmaların ve analizlerinin sonucunda bu karar benim ve beni destekleyenlerin kararı olacaktır” diyerek, nereye çekersen giden bir açıklama yaptı. Ancak, bazı adayların adaylıklarının göstermelik olacağı ve kurultay öncesi adaylıktan çekilip güçlü bir başka adaya destek verecekleri de yine UBP çevrelerinde konuşulan iddialar…

ZİRVEDEKİLER

Birikim Özgür: “Kıbrıs sorunu odaklı kör dövüşünde dış yardım konusunu çeşniye dönüştürenlerin ikiyüzlülüğünün deşifre olduğu bir süreçten geçmekteyiz.Ankara ile ilişkileri düzenlemekten söz edenleri düşman görmenin ardında yatan gerçek, meğer Ankara’dan karşılıksız para koparma beklentisiymiş.Bu beklentiyi doğuran da yine geçmişteki yanlış yardım uygulamaları. Türkiye’yi ‘dava’ ile tehdit edip ‘bütçe açığı için reform koşuluna bağlı olmayan sıcak kaynak’ beklentisini açık açık dile getiren köşe yazıları yayınlanıyor bu ülkede”…

 

DİPTEKİLER

Gücü Yettiğine: Girne antik limanı afedersiniz b.k götürüyor, kokudan millet orada oturamıyor ama, belediye bunlara çare bulacağına, orayı eski görünümüne kavuşturacağına, gitarlarıyla müzik yaparak etraftaki turistleri eğelendiren gençleri engellemeyi marifet sayıyor. Girne Belediyesi’ne ait zabıtalar keşke bu duyarlılığı, yollara park eden araçlara, çekirdek yiyip kabuklarını etrafa saçanlara ve de parklarda yatıp kalkan sarhoşlara da gösterebilselerdi…




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı