Köşe Yazarları

HER SEÇİM SONRASI AYNİ SERAMONİ!







Seçimlerden önce biliyorduk ki seçim sonrası artık yıllardır “öyle geldi böyle gider” dediğimizce olacaktır!       Yani sürprizleri bile seçmene çok görülürken, sıfır heyecan, sıfır beklenti dolayısıyla sıfır yeşertilecek yeni  umut kırıntıları!




Biliyorduk ki sandıktan  UBP yine birinci parti çıkacak.. Fakat yine biliyorduk ki  sayısı hükümeti kurmaya yetmeyecek! Dolayısıyla:



HER zamanki gibi  CTP ikinci parti olma rekorunu yinelerken, bu rekorunu  diğer hiçbir siyasi partiye kaptırmayacak…

Öteki partiler de tırnak kadar sürpriz yapmayacak!         Ve seçim sonrası muhasebesi yapmak durumunda kalanlar   yine hem kantite hem  kalite yönünden milleti şaşırtmayacak!                                                                                       VE HER ZAMANKİ gibi küçücük  siyasi partiler… İçinden çıktıkları seçim sandıklarının  önlerinde… Elleri göbeklerinde bağlanmış ve hazırolda bekleşirlerken…  Önce hükümeti kurmaları gereken iki siyasi partinin… Yine ve  asla kuramayacaklarının bilincinde  ve bilgisinde…  Görücüye çıkmış gelinlikler gibi  ya UBP’nin yada CTP’nin oluşturacakları koalisyon hükümetine… Fellik olmaları teklifini bekleye duracaklar!..

***

FAKAT: Hükümetler iş başındayken bile dingili çoktan kopmuş memleketin aldı başını gider halleriyle anası ağlayan yurttaşlar,  bir kez daha bizzat seçip sandıktan çıkardıkları vekillerin, liderlerinin  hiç bitmeyen  kapris ve kasılmalarının dinip sonlanmasını bekleyecekler!

YİNE BİR araya  gelmelerini gözleyecekler.. Hükümeti kurma çalışmalarının haberlerini izleyecekler…                                                                                     Ve aradan geçen hükümetsiz zamanları “tam fırsatıdır” diyerek kullanan   mütegalibenin, ticaret erbabıyla marketlerin, ötesi tüm fırsatçıların yarattıkları pahalar bombardımanları altında yerle yeksan olan  yurttaşlar…  Bir kez daha “seçimlere de seçilenlere de bundan sonrası seçimlerle kendilerinden oy isteyeceklere de… Hayır dualar edecekler!                                                                 ***

FAKAT!    Yenisi kurulamadığından hâlâ görevine devam eden eski hükümet zaten akaryakıttan gaza kadar zamları çoktan bastırdıydı  ki sadece bu iki enerji maddesinin pahalanması, tüm ötesi emtia satışlarıyla hizmet sektörünün de pahalanmasını neden olduydu ki gelecek olan yeni hükümet icraat adına hazıra konsun!

Kİ bu ülkede  yeni işittim, TC’ye uçak biletleri 12 bin 14 bin TL ve üzeridir! ..

***

NERDE KALMIŞTIK? Yakında kurulması olası yeni Koalisyon Hükümetinde.. Ki her yıl her seçimden sonra yeni bir koalisyon hükümeti kurarken kör şeytana bak! 47 yıldır komşu ile bir koalisyon oluşturamadık!

HER NEYSE: Bu memleket bizim. Sevsek de sevmesek de.. Cefası sefasıyla da  bizim,  Allah’ından korkanıyla korkmayanıyla da bizim.. Birbirimize kazık atsak da bizim!                                                                                                                       ***’

KISACA TAKILDIĞIM: (NİYAZİ KIZILYÜREK OLAYI) Beni yada   sizi ne kadar ilgilendirir bilmiyorum ama hatırlayacaksınız: 2019 yılında bizdeki seçimler  yetmiyormuş gibi bir de AB Parlamentosuna gönderilecek “vekili” seçtikti.

AKEL’in girişim ve organizasyonu sonucunda da çok uzun yıllardır Rum tarafında yaşayan ve “Kıbrıs Üniversitesinde” öğretim görevlisi” olan Niyazi Kızılyürek seçilmişti.                                                                     Geçtiğimiz günlerde “Kıbrıs Üniversitesi Kızılyürek’le ilişkilerini kestiğini ve üniversiteden uzaklaştırıldığını açıklamıştı. Ki bu nedenle son beyanatında Kızılyürek özetle şunları söylüyordu:

“DOĞRUSU” diyordu çok şaşırmıştım. Ben tepkilerin Kıbrıs Türk milliyetçileri tarafından gelmesini bekliyordum. Çünkü onlar iki toplumun barış içinde bir arada yaşamayacağını ileri sürüyorlar.. “                          “Kıbrıs Rum tarafının resmi tezi yeniden yakınlaşma idi ve iki toplumun barış içinde bir arada yaşayabileceğini ileri sürüyorlardı. İki toplumun birlikte yaşayacağına inanıyordu. Kıbrıslı Türklerle ayrımız gayrımız yok diyorlardı…”

VE KIZILYÜREK şaşkınlığını şu sözlerle ifade ediyordu:

“…ŞİMDİ nasıl olurdu  da ülkenin birleşmesini savunan Kıbrıslı bir Türk akademisyenin (Yani kendisinin) üniversiteye seçilmesi böylesi tepkilere yol açardı?”                                                                                                                                   ***

ÖTE VYANDAN KIZILYÜREK sitemlerine devam ediyor ve yıllar yılıdır  Rum tarafında Türk olduğu için kendisine yönelik olumsuz tepkilerden yakınırken sonunda üniversitesinden bile  koparılıp  kapı önüne konmasına çok içerlediğini  şu sözlerle ifade ediyor:          “NASIL  olur da adanın birleşmesi için çalışan bana bu muameleyi yaptılar?”                                                         Kısaca Kızılyürek  Kuzey’le Güney arasında kalmanın ne İsa’ya ne Muhammet’e yaranamamanın acısını duyuyor!

***

NİYAZİ KZILYÜREK’İ anlarım! Çünkü “sadece Türk oluşundan dolayı Kıbrıs Üniversitesinden kovulmasını, yaşamını Rum tarafında geçirir ve ifade ettiği gibi “birleşik Kıbrıs’ı” yani Türk Rum barışını savunurken  bu muameleyi hak etmediğine inanmaktadır..

EN az kendileri kadar Rum’u tanıyanlardan biriyim.. Hiç unutmasın.. Eğer yıllardır Rum tarafında kendisine tahammül gösterilmişse Rum siyasilerinin politikalarını savunduğundandı! O politikaların iflas ettiği ve Türkiye ile Yunanistan arasında gitgide büyüyen siyasi sorunların  tırmanışa geçtiği bir ortamda artık N. Kızılyürek’in   ne Rum tarafında “kullanıla bilinecek” politikası olabilirdi ne de  tüm adayı yutma sevdasında olan Rum Yunan ikilisine karşın, bir öğretim görevlisi ve AB Parlamenteri olarak siyasetine devam etmesi şansı olabilirdi. Çünkü O bir Türk’tü!                                          Kızılyürek herhalde  Rum tarafındaki bu siyasi değişimi anlamıştır ama doğrusu çok geç olmuştur..









Başa dön tuşu