Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hem incindik hem irkildik

Sedat Peker, yıllar öncesinde kendi yolunu çizen ve bunun nedenini ödeyen bir isim.

Kendisine “Reis” denmesinden hoşlanıyor.
Adına yazılmış onlarca şarkı var.
Filmlerde “rol model” olmuş.
Onlarca şiirle yüceleştirilmiş.
Nerede peki?
Türkiye’de.
Türkiye’de binlerce Sedat Peker var.
On binlerce Sedat Peker hayranı var.
Peker gibi giyinen…
Peker gibi tespih sallayan…
Çocuklarına Sedat adını veren yüzlerce aile var.
Türkiye’de bunların tümü normal.
Ama, burada, bizim yaşadığımız topraklarda mümkün mü?
Bizim ülkemizde, suç dosyası bu kadar kabarık birisi için, havaalanına kaç kişi gider?
Adam öldürmekten hüküm giyse biri, havaalanında kaç kişi karşılar?
Çete oluşturan biri için, bilboardlara kaç kişi reklam verir.
Bir kişi bile bulamazsınız.
Bu adanın karakterine, bu abartılar ters.
Bu nedenle dün, herkes gibi ben de tedirgin oldum.
Havaalanı’ndan aradılar, “korktuklarını” söylediler…
Lefke’den aradılar, “korktuklarını” söylediler.
Yol üzerindeki araç trafiğini felç eden adımlardan bahsettiler…

Otorite devredildi
Bu biz değiliz.
Bu bize yakın değil.
Bu görüntü bizden değil…
Saygı duyabilirim, ama kabullenemem…
Devletin “otoritesini mafyaya devrettiği” bu tabloya, normal bakamam…
Cumartesi günü, devlet “otoritesini” bir günlüğüne Reis’in hizmetine sundu.
Polis ortada yoktu.
Muhaceret ortada yoktu…
Peker’in korumaları önce havaalanını etkileri altına altı.
Abartılı bir koruma ordusu ile herkes tedirgin edildi.
Bunların tümü, belki de Türkiye’nin herhangi bir ilinde normal.
Binlerce Sedat Peker’i barındıran bir kara parçasında normal.
Ama burada değil…

Herkes incindi
Sabah dokuz gibi gazeteye geldim dün.
İlk telefon, “Bize gazete takviyesi yapın” oldu…
Ardından da, günlük gazeteler içerisinde, sadece Havadis ve Afrika Gazetesi’nin sıra dışı ziyarete tepki gösteren manşetlerini örnek verdi.
Kıbrıs Türk basını da bunu görmezden geldi.
Aramızda, Peker hayranı olan gazeteci arkadaşlarımızın da olduğunu öğrendik bu sayede…
Burada gazetecilik yap ve adaleti kovala, ama kafanın gerisinde “rol model” olarak bir mafya liderini barındır.
Kıbrıslı olan herkes incindi dün.
Kıbrıs’ı vatan yapan herkes üzüldü…
Peker ve adamları…
Peker ve Peker hayranları, dün bir kez daha “otoritenin olmadığı” bir günde, onurumuzun da gururumuzun da, yaşam tarzımızın da, dinginliğimizin de, saflığımızın da üzerine bastılar, geçtiler.
Bu abartıyla, bir kez daha Kıbrıslılara, “Bu ada sizin değil, biz istediğimiz kadar sizin” dediler.

Polis neredeydi?
Polis yoldan çekildi, Peker ve adamları geçti…
Polis korumadı, Peker’in adamları korudu…
Havaalanında oluşturulan kordon…
Değişik ülkelerden gelen turistlerin üzerine basa basa yapılan eylemler…
Peker istediği saat geldi, istediği gibi programını uyguladı ve gitti.
Bunu sessiz de yapabilirdi.
Şunun da altını çizeyim, Peker’in “insani duygularla” yaptığı ziyareti yadırgamadım.
Normaldir.
Türkiye’de ne kadar varsa o adaletin serbest bıraktığı bir suçlu.
Geldi, negatif bir mesaj da vermeyerek gitti.
Ama, bu ziyaret şatafatlandırıldı…
Ülkemizde merhum Şeyh Nazım da dahil, öğrendik ki bir çok “reis hayranı” varmış.
En korkutucu olan da budur.
“Mafya Babası” ile kimlik bulan birine, Kıbrıs’ta, içimizde yaşayan bu kadar çok hayran barındırmak…
Hem irkildik…
Hem incindik…
Her olayın ardından açıklama yapan, önleyici hiçbir tedbir almayan devlet büyüklerimizden de bir açıklama bekliyorum:
“Halkımızı rencide edecek bu tür abartılı ziyaretlerin olmaması için önlem alacağız…”
Öyle ya…
Yeni moda, sadece olayların arkasından konuşmak değil mi?

***

Zaroğlu da sofrada
Hataylılar Derneği Başkanı Bertan Zaroğlu, dergaha yapılan ziyarette, Sedat Peker’in ardından üst düzey protokolle ağırlanan tek “KKTC vatandaşı” oldu