Seyahat

HELSİNKİ

Geçen hafta yayınlanan Şirin’ce GEZİyorum yazı dizimde Baltık Turumuzun başlangıç noktası olan İsveç’in başkenti Stockholm idi. Temmuz ayı Kıbrıs için yazın en sıcak aylarından birisi olarak bilinse de İskandinav ülkelerinde bu dönem ‘Beyaz Geceler’ olarak bilinir. Hava o kadar aydınlıktır ki sanki gündüzmüşçesine gün 2-3 saat kararmakta sonra yine etraf aydınlanmaktadır. Bizler de bu seyahatimizde Beyaz Gecelerin güzelliğini yaşadık. Gemimiz Stockholm’un irili ufaklı adalarının muhteşem manzarasını geride bıraktıktan sonra martılar eşliğinde Finlandiya’nın başkenti olan Helsinki limanına doğru yol aldı. Gemimiz limanın Hernesaari Cruise bölümünde demirledikten sonra bizler de diğer yolcular gibi şehri tanımak için sabırsızlanıyorduk.

 

Kuzey Avrupa’da bulunan Finlandiya, Danimarka, İsveç ve Norveç ile İskandinav ülkelerini oluşturmaktadır. Ülke İsveç, Norveç ve Rusya Federasyonu ile komşu olup binlerce ada ve göllerden oluşmaktadır. Bu ülkeye insanlar 10.000 yıl önce Rusya ve Baltıklar üzerinden gelmişlerdi. Fin halkı İskandinav yarımadasında yaşadıklarından dolayı Viking değil Sami ırkından gelmedirler. Ülke, Orta Çağdan 19. yüzyılın başına kadar İsveç’in bir parçasıydı.  Rusya ve İsveç, Finlandiya’yı ele geçirebilmek için savaşmışlar ve 1809 yılında, Rusya İsveç’i yenerek bütün Finlandiya’yı egemenliği altına almayı başarmıştır. Finlandiya Parlamentosu tarafından 6 Aralık 1917 tarihinde bağımsızlık bildirgesi onaylanarak Finlandiya Rusya’dan ayrılmış oldu. Ancak ne var ki 1918 yılında Finlandiya’da, işçi nüfusunu temsil eden Kızıllar ve burjuva ve toprak sahiplerini temsil eden Beyazlar arasında iç savaş çıktı. 1918 Mayıs ayında, Beyazların Kızılları yenmesi ile savaş sonuçlanmış oldu. Rusya’nın saldırıları 1990’ların başında Sovyetler Birliği yıkılınca tamamen durmuş oldu.  Ülke ekonomik durgunluktan sonra bir geçiş yaşayarak ülkede çok sayıda yüksek teknoloji sanayisi doğdu. Bu doğrultuda farklı ülkelerden gelen göçmenlerin yanı sıra eski Sovyetler Birliği’nin Fin kökenli nüfusu ülkeye geri dönüş yaptı. Ülkede Fince ve İsveç dillerinin resmi dil olarak kullanılması yanında İngilizce ‘de yaygın olarak kullanılmaktadır.   Finlandiya Avrupa Birliğine 1995 yılında girdi. 2002 yılından itibaren ise ülke AB’nin ortak para birimi olan Euro’ya geçerek kendi para biriminden vazgeçti. Günlük yaşamda, ister evde isterse de işte olsun Finlilerde kadın ve erkek ayni eşitliğe sahiptir. Fin kültüründe verilen sözlerin tutulması çok önemlidir.

Helsinki’de Ulaşım

Helsinki, Finlandiya’nın başkentidir. Şehre Kruz gemilerinin yanı sıra havayolu ile de farklı ülkelerden turistler gelmektedir. Helsinki Havalimanı (HEL) Vantaa eski adıyla Seutula olarak bilinmekteydi. Bu havalimanı Finlandiya’nın ana havalimanı olup şehir merkezinden 18 km. uzaktadır. Özellikle Atlantik bağlantılarıyla bilinen bu havalimanını yılda 16 milyon kişi kullanmaktadır. Bu havalimanı ayrıca İskandinav Ülkeleri arasında en büyük 4.cü havalimanı olma özelliğini de taşımaktadır.  Bu şehire yapacağınız uçuşunuzu Ercan çıkışlı, İstanbul aktarmalı olarak yapabilirsiniz. İstanbul’dan tahmini uçuş süresi ise 3 saat 20 dakikadır. Pek tabii ki Larnaka Havalimanından direkt olarak uçmanız da mümkündür. Helsinki, şehir olarak fazla kalabalık olmayıp nüfusu 500 bin civarındadır. Finlandiya’nın tek metro ağı 1982 yılında açılan ve 17 istasyon ile hizmet veren Helsinki metrosudur. Şehirde ayrıca tramvay ve otobüste toplu taşıma aracı olarak kullanılmaktadır. Otobüse binmeden önce €2.50 alacağınız bir bileti otobüse bindiğiniz zaman €3 alabilirsiniz. Aradaki fiyat farkı ise önceden bilet alarak otobüste karmaşa yaşamamanızı amaçlamaktadır. Çok büyük olmayan şehri dilerseniz tur otobüslerinin yanı sıra bisiklet veya yürüyerek de gezmeniz mümkündür. Helsinki’de ayrıca 1200km. uzunluğunda bir de bisiklet yolu vardır.

Helsinki’de Gezilecek Yerler

‘Kaupatbori’: Baltık denizi kıyısında Esplanadi ‘nin doğusunda bulunan açık hava pazarıdır. Burası baharın gelmesi ve havaların ısınmasıyla canlanmaktadır. Nitekim gezimiz Temmuz ayına denk geldiği için pazara yoğun ilgi vardı. Burada çiğ satılan yerel yiyeceklerin yanı sıra, tütsülenmiş balık, sosis gibi yiyecekler, mevsimine göre birbirinden güzel taze çiçekler, hediyelik eşyalar ve giysiler satılmaktadır. Bu arada bu bölgede çokça martı görürsünüz. Her yerde martılarla ilgili bilgilendirici ikaz levhaları vardır. Bu levhalar martılara yiyecek verilmemesi ve sizin elinizdeki yiyecekleri kapabileceklerinden dikkatli davranmanızdır. Nitekim de birçok turistin elindeki yiyeceği martıların kaptıklarını gözlemledik. Bu pazardan sola doğru ilerlerseniz şehri çevreleyen parklara çıkarsınız. Oyun parklarının da bulunduğu bu yerlerde cıvıl cıvıl oynayan çocukların yanı sıra banklarda oturmuş kitap okuyan kişileri görebilirsiniz. Bu parklardan her yerde vardır. Ayrıca bu parkların yanında araçlarınızı rahatça park edebileceğiniz araç parkları vardır. Bu parkların karşısında ise yol boyunca sıralanmış kafeler ve mağazaları görebilirsiniz.

‘Uspenskin Katedrali: Kaupatbori ‘deki açık pazardan sahil şeridini takip ederek sola doğru ilerlerseniz Katedrale varırsınız. 1862 -1868 yıllarında yapılan bu Katedralin dış yüzeyi kırmızı renktir. İşte bu renginden dolayı Kırmızı Kilise olarak da bilinir. Yapı, Bizans ve Slav mimarisi ile inşa edilmiştir. Soğan biçiminde olan bu Ortodoks Kilisesinin 12 kubbesi İsa’nın12 havarisini, en büyüğü ise İsa’yı temsil eder.

Aleksanterinkatu’ dan itibaren yukarı doğru giden yolu takip ederseniz yol sizi Senato meydanına götürür. Meydanın tam ortasında Çar Aleksandar’ın heykeli arkasında ise bir Katedral görürsünüz. Bu Katedral St. Nicholas Katedrali olarak ‘da bilinen Luteran Katedralidir.

Luteran Katedrali: 1852 yılında yapılmıştır. Konumu itibarı ile merkeze yakın olan Luteran Katedrali Carl Ludwig Engel tarafından tasarlanan Senato Meydanında bulunuyor. Meydanda durduğunuz zaman Katedral önündeki merdivenler ilk etapta dikkatinizi çekmeye bilir. Merdivenlerden tırmandığınız zaman çevrenizde hükümet binalarını ve Helsinki Üniversitesi’nin ana binasını görürsünüz. Çok sade olan Katedralin içinde kocaman orgdan gözünüzü alamazsınız.

Ateneum(Finlandiya Ulusal Sanat Müzesi): Galeri 1887 yılında Theodor Hoijer tarafından tasarlanmıştır. Yabancı sanatçıların yanı sıra yerel Finli sanatçıların da eserleri bu müzede sergilenmektedir.

Sibelius Anıtı: Bu anıt 1967 yılında yapılmış Finlilerin bestecisi Jean Sibelius’un adını taşımaktadır. Sibelius Parkında bulunan anıt modern bir yapı olup borulardan orgu tasvir etmektedir. Anıt’ ın tam karşısında ise Sibelius’ un büstünü görebilirsiniz.

Şehrin en büyük alışveriş caddesi Aleksanterinkatu’ dur. Burada uluslararası markaların yanı sıra yerel ürünlerin satışlarının yapıldığı mağazalar var. Bu ürünlerin birçoğunu şehir dışındaki outletlerden çok daha uygun fiyatlara alabilirsiniz.

Helsinki’de Konaklama

Helsinki’de konaklamak isteyen kişilere farklı alternatifler vardır. 5 yıldızlı otellerden, butik otellere hatta kısa dönemlik oda kiralamaya kadar gidebilirsiniz. Bu tesisler arasında Scandic Grand Marina, Radisson Blue Plaza Hotel ve Hilton Helsinki Strand’ı sayabiliriz. Otel yerine gecelik ev veya oda kiralamak isterseniz pek tabii ki bu da mümkündür. Kısacası Helsinki’de her bütçeye göre uygun fiyata konaklama yapabilirsiniz. Genelde fiyat aralıkları €70- €300 arasında dönemine göre gecelik olarak değişkenlik göstermektedir.

Helsinki’de Ne Yenir

Helsinki yemeklerinde balık çeşitleri başı çekmektedir. Ren geyiği gibi av hayvanları ve kaz eti de yaygın olarak ülke genelinde tüketilmektedir. Etler genelde tütsülenmiş veya füme edilmiştir. Kış aylarında havanın soğuk olmasından dolayı vücuda ısı vermesi için yüksek alkollü içkiler ve yağlı besinler tercih nedenidir. Marketlerde hafif alkollü içeceklerin satışları yapılır. Daha sert olanlar ise devletin kontrolünde olan Alkol dükkanlarında satılır. Finlandia Vodkası hemen hemen hepimizin aşina olduğu vodka türünden olup dünyadaki en iyi vodkalar arasında 3.cü sırayı almaktadır. Fin kültüründe genel de öğle yemekleri 11-12.00 arasında, akşam yemekleri ise 18.00 de yenir. Günün en önemli öğünü ailenin bir araya geldiği akşam yemeğidir.

Poro: Sote edilmiş Ren geyiğidir.

Lihapullat: Fin köftesidir.

Palvikinkku ve palviliha: Kızartılmış domuz jambonudur.

Makkara: Genelde açık pazarların vazgeçilmeziolan Fin sosisidir.

Ruisleipa: Çavdar ekmeğidir.

Rönttönen: Kırmızı yaban mersinli tarttır.

Korvapuusti: Tarçınlı minik böreklerdir. Şekil itibarı ile küçük tahınlımızı andırır.

Şehir’de önereceğim başlıca restoranlar arasında:

Savoy Restoran(€65en düşük), Olo Restoran(€46), Brondo restoran(€29 ‘dan başlayan fiyatlarla yemek yiyebilirsiniz.

Şehir de ayrıca tiyatro, opera ve konser gibi organizasyonların yanı sıra bar ve gece kulüpleri de vardır. Mağazalar genelde sabah 9 akşam 9 arası açıktır. Avrupa kültüründe kafeler ön sırayı alırken bu ülkede de Fin hamamları kültürü vardır. Arkadaşların Fin hamamlarında gün sonunda toplanmaları günlük aktivitelerdendir. Helsinki yıl boyunca farklı festivallere ev sahipliği yapar. Bunlar arasında Musica Nova Helsinki, Helsinki Bira Festivali, Tango Festivalleri, Helsinki Uluslararası Moda Fuarı sadece bilinen festivallerden birkaç tanesidir. Helsinki küçük bir şehir olup temiz ve düzenlidir. Şehir de trafik karmaşası yoktur. En önemlisi ise kriminal olaylar çok düşük düzeydedir. İşte tüm bunlar Helsinki’deki refah düzeyini yüksek tuttuğu gibi turist ziyaretlerini de artırmaktadır. Artık Helsinki’den ayrılıp bir başka limana doğru yol alma vaktimiz gelmişti. Limandan açık sulara çıkıncaya kadar gemimize martılar eşlik etmeye devam ettiler…….

 

Haftaya bir başka Şirin’ce GEZİyorum’da buluşuncaya kadar sevgiyle kalın…..

 

 

 

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı