Hellim tescili hayati bir konudur

4 Ekim 2014 Cumartesi | 13:49

Hellim tescili konusunda KT Sanayi Odası yetkilileri ile yaptığım görüşmeler neticesinde çok yararlı bilgilere ulaştım. Bugünkü yazımda bunları sizlerle paylaşmak istiyorum. Hellimin coğrafi tescili yapıldığı zaman, hellim sadece Kıbrıs adasında üretilecektir. Hellim ve Halloumi ismini sadece Kıbrıslı Türk ve Rumlar kullanabileceklerdir. Tescil sonrasında hellimin marka değeri artacak, geleneksel özellikleri daha çok korunacak ekonomik değeri daha fazla artacaktır. Bunun yanında, şu anda farklı ülkelerde yapılan hellim üretimleri son bulacak ve sadece Kıbrıs adasında üretim gerçekleşecektir. Bu durum üreticilerimizin dünyada pazar paylarını muazzam artıracak, hem kendileri hem de ülke büyük gelirler elde edecektir.

Bütün bu olumlu gelişmelerin olabilmesi için, Güney Kıbrıs’ın Avrupa Komisyonu ne tek taraflı yaptığı hellimin coğrafi işaret tescil başvurusunun sonuçlanmadan Kıbrıslı Türklerin de AB’deki tescile kabul edilmesi gerekmektedir. Coğrafi işaret tescili, bahse konu ürünün, geleneksel üretim metodunun ve standardının korunmasını sağlamakta, bölgesel, ülkesel Pazar yaratmakta, ürün taklitçiliği ile mücadele etmekte ve yerel üretimi ve kırsal kalkınmayı desteklemektedir.
Coğrafi işaret tescillerinde denetleme mekanizması oluşturmak olmazsa olmaz koşuldur. Güney Kıbrıs’ın hellim tescili başvurusunda Kuzey’den denetim mekanizması bulunmamaktadır. Tescil tek taraflı kabul edilirse, Kuzey Kıbrıs’ta denetimler yapılamayacağından, Kuzeyden hellim ihracı kabul edilemeyecek ve engellenecektir. Bu tehlikeden dolayı denetim mekanizmasına süratle dahil olunması gerekmektedir. Güney Kıbrıs, Kuzey’de denetim yapılamayacağı savını ileri sürmektedir. Halbuki, buna en büyük örnek, AB gözetiminde ve denetiminde Yeşil Hat Tüzüğü’ndeki uygulamada olduğu gibi, KT Ticaret Odası’na menşe yetkisi verilmiş ve bu sayede denetim mekanizmasını yerine getirebilmektedir. Bu örnekteki gibi mekanizma, şu anda Kuzey Kıbrıs’ta hellim üretimini denetleyen Sanayi Odası’nın belirleyeceği bir denetim kurumunun AB gözetiminde yetkili kılınması ile çözümlenebilecek ve hellime de uygulanabilecektir.

Bu çerçevede oluşturulacak Denetleme Kurumu’nun AB’nin yasal mevzuatına uygun akreditasyonu sağlaması ve AB Komisyonu’na uzmanlar tarafından oluşturulacak bağımsız denetim mekanizmasının kabul ettirilmesi ve bunun için yetkilendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, hellim tesciline uygun olarak çiğ süt üretiminde, hellimin pazarlanmasına kadar geçen süreçlerde etkin teftişlerin yapıldığının kanıtlanması büyük önem arz etmektedir.
Hellim tescilinde, denetim mekanizması dışında başka bir sorun da küçükbaş hayvan sütü üretiminin KKTC’de çok düşük oranlarda kalmasıdır. Hellim tescilinde, hellim üretiminde hangi cins koyun-keçi sütü ile üretim yapılacağı açıkça belirtilmekte olup, her cins keçi ve koyun sütü kullanılmamaktadır.
Güney Kıbrıs’ın AB’ye yaptığı tescil başvurusunda toplam süt üretiminde küçükbaş hayvan sütünün oranının on yıl içinde %20’den başlayarak tedrici olarak %50’ye çıkarılması gerekmektedir. Güney Kıbrıs’ta şu anda bu oran %15 düzeylerindedir. Kuzey Kıbrıs’ta ise bu oran yaklaşık %3-4 civarlarındadır. Bu bağlamda, küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi ve süt üretiminin artırılması için hayvancılara hibe ve düşük faizli, uzun vadeli kredi destekleri süratle yapılmalıdır.
Küçükbaş hayvancılığın gelişmesi için devlet, üreticiler, sivil toplum örgütleri ortak bir politika geliştirme yönüne girmelidirler.
AB Komisyonundaki tescil başvurusuna Kuzey Kıbrıs’ın dahil edilmemesi, ekonomik olarak KKTC’ye çok büyük zarar verecektir. Toplam hellim ihracatımız 30 milyon dolar civarında olup, üretilen sütün yaklaşık %60’ı hellim ihracatında kullanılmaktadır. Hayvancılar, çiftçiler, imalatçılar, ihracatçılar bu sektörden geçimlerini sağlamaktadır. KKTC’de hellim üretiminin durması tehlikesine karşın sektördeki tüm paydaşlar birlikte hareket ederek bu tehlikeyi önlemek için yoğun çalışmalar yapmalıdırlar. Bu çerçevede, Başbakanlık altında, kamudan temsilcilerle birlikte, tüm paydaşların katıldığı bir komite kurulması çok isabetli olmuştur.

17 Temmuz 2014 de Güney Kıbrıs’ın yaptığı tescil başvurusunun 6 aylık inceleme süresi ve 3 aylık da itiraz süresi vardır. Bu yüzden, bu süreler için de gerekli girişimler yapılıp, Kuzey Kıbrıs da tescile dahil edilmelidir. Bu bağlamda, Sanayi Odası, Ticaret Odası ve sivil toplum örgütleri, konu ile ilgili AB yetkililerini ziyaret edip, bilgilendirme yapıp, destek talep etmişlerdir. Bu kulis faaliyetlerinin devam etmesi gerekmektedir.