Bu hafta “geçen haftaya” dönüp bakmadık bile! Çünkü ne bakılacak yanı vardı ne değerlendirilecek! Hem siyaseten hem sosyoekonomik yönden! Tabi bu tekdüzeliğe takılacak bir kulp vardı: “Yeni yıl’a an kalması! Psikolojik kanıttır: İnsanlar sorunlarını ne zaman ötelemek zorunda kalsalar, “hele bu eşiği de aşalım sonra düşünürüz” derler… Bu nedenle olmalı “özel günlerle tarihi dönüm yılları” merhale merhale köşe başları olurlar! Birini aştın mı diğerine Allah kerim dersin! Ki Hükümet’i alilerimizin durum vaziyetleri budur! “Hele şu yeni yıl geçiversin” tesellisiyle uydurulmuş bir idarei maslahatçılık! Peşin yazalım ama: Bu yeni yıl geçer ol alem devam eder! Çünkü Koalisyon Hükümetinin miadı doldu!
MÜZAKERELER NE ALEMDE? Yukarıda yazdıklarımı koyun müzakerelerin önüne tıpatıp öyledir! “Hele şu yeni yıl bir geçsin!” Geçecek ama bu kez delip de geçecek çünkü büyük olasılıkla son perde oynanıyor! O da üzerinde anlaşmaya varamadıkları kesin olan “mülkiyet” sonrası ele alınacak “toprak” konusudur! Yani “ilericiler ve demokratlarla halkların kardeşliğine inananların” indinde söylenmesi “fanatizm ve faşizm” olan Vatan! Çünkü onlar için “vatan” Kıbrıs’tır! Vatan Kıbrıs ise şu halde Türk Rum halklarından önce “Kıbrıslılar” vardır!
İYİ DE! Anastasiadis’li Rum liderliği ile Bizim Diyanet İşlerimiz Başkanı zat’ı muhterem Atalay beyefendinin kolunda dolaşan Ortodoks kilisesinin başı Hrisostomos öyle söylemiyorlar ki! Eee, onlar öyle söylemiyorlarsa bu “Kıbrıslılık” tangosunu kiminle oynayacağız?
Kaldı ki Kuzey’e geçip kapı kapı dolaşıp nüfus sayımı yapmış gibi ne diyor Rum tarafı? “Çatlasanız patlasanız yüz binlik bir Kıbrıslı Türk nüfusunuz var. Fakat Kuzey’de bıraktığımız 1 milyon 800 bin dönümlük topraklarımızın üzerinde oturuyorsunuz! Zorluğu vermeye karar verene kadardır, vereceksiniz kardeşim” demezler mi?
KISACA: Geçen haftayı düşündüğümde aklıma bunlardan öte döktüreceğim ne inciler geldi ne de mucizeler. Vesselam “kısır haftaydı!” Eğer Akıncı’nın Rumca, Anastasadis’in tarzanca yeni yıl kutlamaları da olmasaydı “geçen hafta” üzerine bırakın yorum yapmayı, tarafına bile bakmak caiz değildi! Geldi ve geçti. İnşallah yeni yıldan sonra kaldıkları yerden devam edecekler. Bir daha hartırlatalım, konuları “toprak” olacak? Yani Kuzey’in bir kez daha paylaşılması!
**********
13.MAAŞLAR: (SU VE CTP’NİN BÜYÜK İRADESİ!)
Geçen Cumartesi günü havadis gazetesinin manşet haberlerinde en üste kurulan bir haber vardı. Maliye Bakanımız Birikim Özgür “13. Maaşları ödemeyecekleri aşikârdır” lafını sarf ederken devletin gücünü test etmeye çalışanlara takılıyor ve halka çağrıda bulunarak şöyle diyordu: “Siyasi istikrarsızlıktan medet umanlara kulak asmayın…”
Topu “hangi siyasete” atıp ayağından çıkardığını anlamadığımıza nazire, kör şeytan Havadis gazetesi bu açıklamanın tam altına mertek kadar harflerle şu manşeti atıyordu: “Hellimde geç kalma endişesi!” (Hellimin AB’de coğrafi tescili için yapılan başvurunun itiraz süresi 28 Aralıkta dolacak. İtirazların ardından tescil süreci başlayacak ancak tescile uygun üretim için KKTC’de henüz adım atılmadı!)
Anladınız: “İş yapamaz duruma gelmişliğinde mangos olmuş bir hükümet “aslanlar gibi sahadayız” imajını çakmaya çalışırken, daha bir süre öncesine kadar uğruna “Rum-Türk savaşlarının yapıldığı hellimin tescili konusunda hiçbir çalışma yapılmamış!”
Kaldı ki ne demek “siyasi istikrarsızlık?” Hükümetin içinde mi müzakere masasında mı? Ne olursa olsun, “su yönetimi konusunu bile koalisyon hükümeti bünyesinde çözemeyip iki parçaya ayrılanların, yarın “Rum tarafı ile hangi ilkelerde hangi sosyoekonomik konularda uyumlu işbirliğini sürdürebileceklerini düşünmek bile insanı afakanlara sokuyor!
13. maaşa gelince. Yılların “balansıdır!” Bilirsiniz ki Aralık ayının 20’sinden hemen sonra ödenirse Hükümetin maliyesi hâlâ su kaldırmaktadır! Yok savsaklana savsaklana ayın sonuna denk getirilirse bilin ki hükümetin hazinesi ayvayı yemiştir, tek kuruşun faizinden medet ummakta, ne kadar gecikirse ödemelerde, elde kalmış zevahiri o kadar kurtarmakta! Yoksa olay ne Özgür’ün ne Taçoy’un olayıdır! Olay KKTC’nin ekonomisi ile ilgilidir ve gitgide füze yemiş denizaltı gibi burnu önde kıçı havada dibe batmaktadır!
Nerden biliyorsun diyorsanız şu resmi açıklamadan: Ticaret dairesi açıklamasına göre 10 ayda KKTC’den 1 milyar 161 milyon ithalat gerçekleşirken, ihracat sadece 102 milyon 912 bin TL’de kaldı! Böylesi bir ticaret açığı ile devletin ayakta kalması mucize olur, 13 maaşlardan zaten bellidir, ayakta değildir!
ÖTE YANDAN: CTP Parti Meclisi oturmuş, CTP’nin AKP tarafından “son teklif” diye masaya koyduğu belgeyi görüşmüş ve “kahramanca bir direniş sonrasında belge oy çokluğu ile ret edilmiş!” Rusya’dan sonra ikinci büyük darbeyi yiyen Türkiye’nin üst üste gelen bu yenilgiler karşısında nasıl bir siyasi tavır takınacağını bilmiyoruz! Bildiğimiz şudur:
BOYNUZ KULAĞI GEÇTİ: TC’nin önerisi şuymuş: “Bir su Kurumunun kurulması bir yıl sonra da tüm yetkilerini özel sektöre devretmesi.” CTP Parti Meclisi “ret” derken bu konuda bir açıklama yapan Talat ise “görüşlerimiz belliydi. Bugün irademizi teyit ettik” deyiverdi! İşte size KKTC’nin CTP burcundan yayılan ve tüm Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını koruyan büyük iradesinden bir yılbaşı hediyesi!
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (TALATLA YANSIYAN BÜYÜK İRADEYE BAKTIK!)
O büyük irade su yönetiminde Türkiye’ye karşı bile kullanılır ama KKTC’nin yeniden yapılanmasına, yerlerde sürünmekten kurtarılmasında gösterilemez! O büyük irade 13. Maaşın gününde ödenmesini sağlayamaz!
O büyük irade devletin çiftçiye, hayvancıya olan borçlarının ödenmesinde yardımcı olamaz!
O büyük irade belediyeleri batmaktan kurtaramaz!
O büyük irade eğitimi sağlığı kurtaramaz, turizmi canlandıramaz, trafiği düzenleyemez…
FAKAT: O büyük irade, söz konusu TC’den akan su oldu muydu aslan gibi kükrer, volkan gibi patlar ve Ankara’ya da bildirir haddini, KKTC’ye yan bakana da! Sadece o büyük irade “güney Rum’una karşı Müşvik ve toleranslıdır çünkü hem komşu hatırı vardır hem Kıbrıslılık ruhu! “Büyüğüz” vesselam!
































