Milli Eğitim Bakanı Özdemir Berova’yı önce, bu sayfadan defalarca dile getirdiğimiz bir gerçeği kabul edip, dile getirdiği için kutlayalım.
Bakan Berova, Haberal Kıbrıslı’ya verdiği mülakatta, “KKTC’ye gelen ve kriminal olaylara karışan öğrenci sayısının artması sorunundan haberdar olduklarını” söylüyor.
Bu bir ilk…. Eğer merak ederse, yazılarımızda detayları bulabilir. Öğrenciler üzerinden kara para aklamanın hangi yöntemlerinin kullanıldığını, kaçak işçilerin büyük oranının öğrenci olduğunu, uyuşturucu ticaretinden, bet ofislerde konaklamaya kadar akla gelebilecek her türlü işin içine çekildiklerini hep yazdık.
Bakın yakın geçmişte KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil rakam da vermiş ve “Şu anda ülkede 86 bin üniversite öğrencisi var ancak yükseköğrenime devam eden öğrenci sayısı 56 bin civarındadır. 30 bin öğrenci var ki KKTC’de okula gitmeden öğrenci vizesi ile yaşıyor. Çünkü, kara para aklama, kumar parasının aklanmasında bu yöntem kullanılıyor” demişti…
Kaldı ki, Nijerya’nın Büyükelçisi de zamanında üniversiteleri dikkatli olmaları konusunda uyarmıştı. Tabii ki öğrencilerin tümünü de suçlayamayız. Ama kontrol edersek, denetim yaparsak….
Bakan Berova, kendince bir çözüm bulmuş, “kayıt yaptıran ancak okula gitmeyen öğrenciler süratle polise bildirilmeli” demekte.
Oysa çözüm polisten önce, kendi ellerinde.
Çünkü bu durumun başlıca sebebi, KKTC’deki üniversitelerde devam mecburiyetinin kaldırılmış olması.
Üniversitelerin, amacının dışına çıkarak, ticarethaneye dönüşmesinin bir sonucu bu…
Buna polis çare bulamaz. “Niye okula gitmiyorsun” diye adamı derdest edemez. Bizim kurallarımız böyle. Kaydı yaptır, parayı yatır, sonra ne yaparsan yap. Böyle olunca bir de, KKTC’de kaçak yaşam teşvik ediliyor. Adamın kaç senedir üniversitede kayıtlı olduğuna bile bakılmıyor.
Çareyi bulacak olan, YÖDAK’tır. Alır kararı, devam mecburiyetini geri getirir. Mevcut yasa yeterlidir, YÖDAK Yasası’nın değişmesini beklemek de gerekmez. Sadece YÖDAK Başkan ve üyeleri görevlerini yapsın yeter. YÖDAK Başkanı bir yerlere angajeyse ve şu andaki ucubeye imza atan biriyse ve direnirse, bu da görevden alınması için bir gerekçe daha olmuş olur…
Karıştıkları diğer suçlar, tamma, polis tarafından kovuşturulsun, denetlensin, Çalışma Dairesi, Muhaceret önlem alsın da, önce işe üniversitelerden başlamak gerek. Onlar önce kendilerine ve öğrencilerine çeki düzen verecekler…
Bakın bu yıl öğrenci sayısının 100 bini geçmesi bekleniyor. Bu da sorunların bir o kadar daha artması demek…
Haydi Sayın Bakan, sorunu teşhis etmek iyi bir başlangıç… Yapılacak olan da atla deve değil. Çok basit. Söyledikleriniz lafta kalmasın, yetki elinizde, otoritenizi gösterin…
Üniversitelerin ne diyeceği umurunuzda olmasın, vatandaş bunu bekliyor…
TÜRKİYE’DE HADIM YASASI…
Dünyanın en iğrenç suçlarından olan tecavüz olayları sıklaşmaya başlayınca da yazmıştık, dünyanın bir çok ülkesinde uygulanan geçici hadım cezası bizde niye uygulanmaz diye.
Malum, zamanında Meclis Başkan Yardımcısı Mustafa Yektaoğlu –ki aynı zamanda bir ürologdur- önermişti de kulak asan olmamıştı…
İşte gördünüz, Türkiye, onca kargaşanın içinde bir yönetmelikle bu işi halletti.
Tabii daha önce Ceza İnfaz Kanunu’da da gereken değişiklik yapılmıştı.
Hakim, tıbbi tedavi(hadım), tedavi amaçlı programa katılma, suçlunun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklama, çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklama, cocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklama gibi seçeneklerden birine karar verecek.
Adına tedavi denilen uygulama ise, bu suçtan mahkum olanlara, cinsel dürtüleri azaltacak ya da yokedecek tedavi şeklinde olacak. Hastanede yapılacak, bedelini devlet ödeyecek.
Olay bizde de ciddi bir sosyal yara haline geldi. Hala durup, masum insanların, küçücük çocukların başına gelenleri görmezden gelmeye devam mı edecek bu KKTC devleti de…
Eğer seyretmeye devam eder, caydırıcılığı sağlamak için gereğini yapmazsa, suça ortak olmayacak mı?
Hani Anayasa’da “sosyal devlet” diyor ya, bir hatırlatalım dedik.
YERİN KULAĞI VAR
TURKUAZ KART: Örnek yine Türkiye’den. Ülkede çalışan yabancıların “başvuru, değerlendirme ve izleme” sistemi kuruluyor. Denetimi kolaylaştırmak için, yabancı işçilere “Turkuaz kart” veriliyor. Çalışma izni olmayan yabancıya 2 bin 400 TL, bağımsız çalışan yabancıya 4 bin 800 TL, yabancı çalıştıran işverene veya işveren vekiline her bir yabancı için 6 bin TL idari para cezası verilecek. Üstelik de yabancı öğrencilere otomatik çalışma izni kalkıyor. Çalışmak isteyen öğrenci, çalışma izni çıkaracak. Yolu yöntemi işte orada. Bizde de durumdan rahatsız olan varsa, alır kendine uyarlar, uygular. Ama niyet varsa tabii. Baksanıza başında onca dert olmasına rağmen Türkiye, devlet sistemini çalıştırıyor. Çözümler getiriyor. Hayran olmamak mümkün değil…
BİZDE MERAK EDİYORDUK: Geçen gün de yazmıştım, Türkiye’deki darbe bizim gündemi de allak bullak etti diye. Darbe öncesi varolan sorunlarımızı unutmuş, darbe ile yatar kalkar olmuştuk. Neyse ki yanılmışım, Anayasa Mahkemesi’nde “Koordinasyon Ofisi” ile ilgili kararın açıklanacağı 5 Ağustos öncesi, Reddediyoruz Platformu da tekrardan sokaklara çıkmak için hazırlıklar yapmaya başlamışlar. Yani memleket eski gündemine dönüyor yavaş yavaş. 5 Ağustos öncesi yine büyük bir sokak gösterisine şahit olacağız…
SERT ÇIKTI: Ankara ziyaretinde konuşan Başbakan Hüseyin Özgürgün, KKTC’de olası FETÖ örgütüyle ilgili olarak, “biz böyle bir olaya göz açtırmayız” demiş. Keşke ülkede yaşanan ve her geçen gün daha da artan, diğer suçlarla ilgili olarak da aynı kararlılık ve sert tutumu gösterebilse. İşte o zaman bu ülke daha yaşanabilir bir hale gelir…
ANKARA VERDİYSE TAMAM: 19 Temmuz’da gerçekleştirmeyi planladıkları eylemi, Türkiye’de yaşanan darbe girişimi nedeniyle erteleyen Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği, taleplerinin yerine getirlmesi için ay sonuna kadar mühlet verdi. Üreticiler, taleplerinin karşılanmaması halinde, yeniden eyleme gidecekler. Tarım Bakanı üreticilerin alacakları konusunda Türkiye’den ek yardım talep edeceğini söylemişti. Yani sizin eylem, Ankara’nın Çavuşoğlu’nun isteğine ne yanıt verdiğine bağlı. Parayı almayı başardıysa ne ala, yoksa eyleme hazırlanabilirsiniz…
KİM ÖLÜR, KİM KALIR: KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan, Göç Yasasından işe giren kamu çalışanlarına yapılan %1 ek artış ile fark, Lise Mezuniyeti gerektiren Hizmet Sınıflarında çalışanlar için 56 yıl, üniversite mezuniyeti gerektiren hizmet sınıflarında çalışanlar için 86 yıl sonra kapanacaktır” iddiasında bulunarak, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Denktaş’ın açıklamalarının, “bilimsellikten uzak ve gerçekçi bir maliye politikası ile yakından uzaktan alakası olmayan bir açıklama” olduğunu söyledi. Ortada bir hesap hatası var ama, ben çözemedim…
İNŞALLAH YAPARLAR: Halkın Partisi Merkez Yürütme Organı üyesi avukat Ayşegül Baybars, halkın vicdanını yaralayan müşavir sorununu bitireceklerini iddia etti. Nasıl bir formül bulacaklar bilmiyorum ama, bu işi bitirmek için ya mevcut müşavirleri yaşına bakmadan emekliye ayıracaksınız, ya da oturdukları yerden para almasınlar, gelip devlette çalışmaya devam etsinler diyeceksiniz. O zaman da, yüzlerce müşaviri nereye koyacaksınız. İnşallah becerirsiniz ama, biraz zor geliyor bana…
ZİRVEDEKİLER: Hüseyin Ekmekçi: “Demeçlerden bıktık. Sektör temsilcilerinin ‘sürekli feveranı’ da fayda etmiyor. Politika yok. Plan yok.Proje yok…Turizm ülkenin lokomotif sektörü, evet…Lakin bir yol haritası yok… Sanki bürokrat yaratma makamı…. Kriz anında ne yapılacağını bilen kalmamış. Deneyimli turizm bürokratları uzaklaştırılmış… Ortada sadece bir demeç salatası var… Ardı ardına patlayan demeçlerin bir işe yaramadığını da öğrenememiş kimse…”.
DİPTEKİLER: 8. Katı da Çıkmış: Dün Yenidüzen muhabirlerinin Karaoğlanoğlu’nda, sahile yasa dışı bir şekilde dikilen sözde otel, Berlin duvarını çektikleri fotoğrafa baktım, öyle 5 kat, 6 kat falan değil. Tam 8 kat saydım. Kamuoyunun tepkisine rağmen, birileri işin bitirilmesi için cesaret veriyor. Ne mahkeme kararı, ne de yasalar engel olamıyor. Seçimlerde de o otelin sahipleri oy verir size artık…
































