Köşe Yazarları

Geldik çıngar çıkartacak toprak konusuna







TC’nin yumuşak huylu davranışları ve düşük tonda sesiyle insanı rahatlatan yeni Başbakanı Binali Yıldırım KKTC Başbakanı Özgürgün’le görüşmesi sonrası açıklamalarında, Rum tarafına ayni yumuşaklıkla fakat “tatlı sert” diyeceğimiz bir politikayla “bakın dedi, bu son şansınızdır ha!”




Güldüm! Çünkü Allah bir kapıyı kapatırsa diğerini açar! Bu adada Türk ve Rum halkları ilanihaye “düşman komşular” olarak yaşayamazlar! Dolayısıyle bu müzakereler akamete uğrasa da bir süre sonra ardından yeni müzakere kapısı açarlar! Çözüme ulaşana kadar da bu böyle devam eder…



ANCAK: Bugüne kadar Güney’in Anastasiadis’inin bize “bu son şansınızdır” demesi gerekirdi! Her halde BM’ler ve AB’den çekindiği için söyleyemiyor, yerine “Masada Akıncıya’ya yığınla istek sıralıyor!

Sn. Akıncı’ya dönecek olursak: Müzakerelerden çözüm çıkacağı umudunu hiç yitirmedi. Buna karşın Anastasiadis müzakerelerde dönüm noktasına gelindiğini söylüyor. Yani Binali Yıldırım gibi o da imalı da olsa “işte son şans” diyor!

TOPRAK KONUSU: Geldi gelecek derken nihayet toprak ve garantiler konusu da masaya geliyor. 29 Temmuz’da “başlığın” altını kırmızı kalemle ve şöyle kalınca çizip altını doldurmaya çalışacaklar! (Bakalım kırmızı başlık hangi renge dönüşecek!)

Şimdi Anastasiadis’in “toprak dolayısıyle Kuzey’deki mülkleri konusunda başından beridir türlü çeşitli önerleri açıklamaları oldu!” Mesela Omorfo (Güzelyurt) konusunda söylediği şudur: “Omorfo zaten Annan planı ile iade edildiydi öteki iade edilen yörelerle birlikte otomatik olarak bu çözümde yeniden aidiyetimize geçecektir.” Tabi bunlara bir ekleme daha yapıyor Yenierenköy’den Dipkarpaz’a kadar Apostolos Andrea bölgesi kantonu olması gereken Karpaz Burnunu da almak istiyor!

MÜMKÜN MÜ? Anastasiadis elbette “isteyenin yüzü bir kara vermeyenin bin kara” kabilinden masada çitayı yukarıda tutacak daha çok toprak isteyecektir. Akıncı’nın önüne de (farzı mahal) Kuzey’deki 1 milyon 500 küsur bin dönümlük sahibi olduğu topraklarının “tapusunu” koyacaktır!

Bizim güneyde galiba 559 bin dönüm toprağımız varmış. (Başından beridir türk Rum topraklarıyla ilgili doğru rakamlara ulaşamadık!)AL-VER PAZARLIKLARI: KKTC çevrelerinde  Anastasiadis’in “isteklerinin” karşılanmasının mümkün olmadığı görüşü hakimdir. Kimseler 42 yıllık düzenlerini tarumar edecek ve yeniden göç yolları açacak bir çözüme “evet” demek niyetinde değillerdir! Kaldı ki siyasi yönden de “sosyoekonomik durumlar iyi olmasa da Kuzey “kendi kendini yöneten bir devlet olmaya çoktan alıştı…” Yani diyoruz Anastasiadis çitayı yukarıda da tutsa masada indirmek zorunda kalacaktır!

BEKLENTİLERİMİZ VE CEVAP VEREMEYEN DEVLET!

Hükümet ıkına sıkına önceleri yüzde 4 dediği maaşlara zammı hem de “ekstradan yüzde1’lik artış lütfunda bulunarak yüzde 3.33’e bağladı!

Maaşlar, zamlar, artışlar” en az ilgilendiğim ve doğrusu çok da anlamadığım konular olmasına karşın ömrümüz bu hesaplamaların içinde geçti! Geriye dönüp baktığımda kaç kez “maaşlar, baremler, zamlar” uğruna yollarda yürüyüp grev yaptığımızı, hayatlarımızın nasıl kavgalar içinde geçtiğini yeniden hatırlarım.

Şimdilerde geçmişe göre daha iyiyiz görüntüsüne sahibiz. Oysa değiliz. Mesela ben mesleğe başladığımda bile hâlâ evim yoktu! Arabam yoktu! Çocuklarım yoktu! Telefonum yoktu! Kira evinde oturur, velesbit sürerdim. Hepimiz öyleydik galiba. Samanlığa seyran derdik çünkü “Allah’tan başka kimseye borcumuz, ödemek zorunda kalacağımız diyetimiz yoktu!”

Sonra “beklentilerimiz” girdi hayatımıza! Paramızla maaşlarımızla sahip olamayacaklarımıza sahip olduk! Ve birgün gördük ki artık “beklentilerimize cevap verecek paramız yetmiyor!” İşte o zaman tanıştık “zenginle!”

Ve anladık ki, biz o zengine göre hâlâ fakir bir emekçi emeklisiymişiz! Çünkü onların sahip olduklarına sahip olabilmemiz mümkün değilmiş! O zaman beklentilerimizin çitasını aşağı indiririz de yine zevahiri kurtarmaz çünkü bu kez “işte böyle bir devlet ve yönetimi” çıkar karşımıza… Yüzde 3’lük zammı bile emekçiye, işçiye lütuf olarak sunarken başarısı ile gurur duyan! Ki bu ülke çalışanların yarısı alacak verecek yüzünden mahkemeliktir! Yetişen gençler de işsiz!

KISACA: Sınıfsallığı göz ardı edemiyoruz çünkü realitedir. O zaman “devlet de reel” olacaktır! Neyse hukukun üstünlüğü o! “Ki anayasamızda imtiyazla sınıfsallık da yoktur.” Oysa gelip giden iktidarlar “kendi partilisi ile yandaşlarını kadro oluşturma kulpu takılmış tutumlarda” o “hukukun üstünlüğünü” tepeleyerek tebelleş eder devletin kamburuna! Sonra da yüzde 3’lük zammı “sınıfsallığı, maaşlar farklılığını biraz daha daralttık” politikasına sardığı propagandasında kullanırken, millete nanik çeker! Beklentilerimizde böyle devlet yoktu ama!

KISACA TAKILDIĞIM: (MUHASEBE MESLEK VE DENETİM YASA TASARISI!..)

Ben devletin sütçülük, elektrikçilik, patatesçilik, ihracatçılık ithalatcılık, hayvancılık, çiftçilik yapmasından, hantal ve Merkeziyetçi Devletçiliği sürdürmesinden yana değilim! Bu nedenle “TC ile KKTC arasındaki “Mali ve Ekonomik protokollerin uygulanmasına” sıcak bakarım.

Buna karşılık devletten de “ticaret erbabı ile üreticinin ümüğünü sıkarak vermesi gerekirken zulada sakladığı vergiyi çatır çatır almasını beklerim!” Oysa son yıllarda gazetelerde vergi listeleri yayınlanıyor, var mı veren?

Nitekim bir devrelerde önüme gelen yeminli muhasiplere sorardım. “Ne kadar doğrucusunuz? Gülerlerdi ve “kazanç sağladığımız yerin menfaatleri önde gelir” derlerdi.

SONUÇ: Maliyeci Serdar Denktaş açıkladı: “Muhasebe Meslek ve Denetim Yasa tasarısı Yıllardır Meclis Komitelerinde sürünüyormuş! Meclis açılınca ele alınacakmış!”

Onca laflamayı işte bu haber için yaptım! 









Başa dön tuşu