Magazin

Hayalperest Sevda Erginci


YENİLİKLERE YOL ALMAKTAN KORKMUYOR:
“Hayal etmeye çok inanırım. Çünkü hayal ettiğim şey bir şekilde karşıma çıkar ve onu ya çalışır çabalar elde ederim ya da tüm çabalarıma rağmen olmaması gerektiğini öyle güzel bir şekilde ve zamanında öğrenirim ki hiç üzülmeden kendime yeni bir yol açabilirim.”

Sevda Erginci tek kelimeyle olduğu gibi bir insan… Bir yanda çok ünlü diğer yanda hiç de ünlü değilmiş gibi… Kendini olduğu haliyle anlatmaktan çekinmeyen, kendiyle barışık, olmadığı biri gibi yaşamaktansa kendini olduğu gibi kabul eden, kabul edemediği yerleri de değiştirmeyi seçmiş, bunu da başarmış genç bir oyuncu…

Setteki hali ve tavırlarıyla, doğal haliyle, söyledikleri de çelişmiyor Sevda Erginci’nin… Makyajsız ve rahat olmayı seven, kedileriyle evde vakit geçirmekten büyük keyif alan, sevdiklerine yemek yapmaya bayılan anaç bir karakter…
İşte bu doğal güzel söyleşisinde de doğallığını ortaya koymaktan çekinmiyor:

Kendinizle böylesine barışık olmayı nasıl başarıyorsunuz?
Tüm bunlar bütün sivri köşelerimi ve hangi yönlerimi törpülemem gerektiğini iyi bilmemle, kendime karşı acımasızca dürüst olmamla alakalı sanırım. Tüm kusurlarını kendine itiraf edebilmiş olmanın verdiği rahatlık, gereksiz ve fazladan egoyu ortadan kaldırıyor.

Oyunculukla hayatınızın hangi döneminde tanıştınız?
Çok küçüktüm, 15 yaşındaydım. Okuldan nefret ederdim ve çok asosyaldim. Benim için nefes alabildiğim, kendi seçimimle var olabildiğim, çok şey öğrendiğim bir alandı sahne.

Oyunculuk bakış açınızı nasıl şekillendirdi?
Sürekli kendimi açıklamam ve anlatmam gereken bir meslek olduğu için ve karakter yaratırken de kendi hayatımı, ruhumu, ne hissettiğimi fazlasıyla irdelediğim için kendimi çok iyi tanımama sebep oldu. Bir de sanırım pek çok karaktere hayat vermek; çok insan tanımayı, çok farkında bir birey olmayı getiriyor.

Zeynep karakterine çalışırken “gerçek” bir insan yaratmayı istemenizdeki amaç ne?
Gerçekle anlatmaya çalıştığım şey ‘olduğu gibi’. Evet yakın çevremiz hariç hepimiz birbirimizi sosyal medyadan tanıyoruz. Herkes en özel, en entelektüel, en güzel, en iyi, en farklı olma derdinde. Zeynep; kimseye benzemeye çalışmayan ve rekabet etmeyen, kendi hayatıyla ilgilenen ve istediği kişi olan gerçek bir karakter.

Zeynep’in “aşk” anlayışına kıyasla sizin aşk anlayışınız nasıl?
Her hatanın kabul edilebilir cevabı olabiliyor aşk. Yani o kadar engellenemeyen, yontulamayan bir duygu ki; seni tanıdığın sen olmaktan çıkartan ve kattığı tecrübeyle yaşadığını daha anlamlı kılan bir duygu. Bu nedenle birinden etkilenmenin sebeplere dayandırılmasına da inanmıyorum. Birinde etkilendiğin bir davranış başka birinde itici bir etki yaratabiliyor.

Hayallerinizle ilişkiniz nasıl?
Hayal etmeye çok inanırım. Çünkü hayal ettiğim şey bir şekilde karşıma çıkar ve onu ya çalışır çabalar elde ederim ya da tüm çabalarıma rağmen olmaması gerektiğini öyle güzel bir şekilde ve zamanında öğrenirim ki hiç üzülmeden kendime yeni bir yol açabilirim.

Böyle başarılı bir noktaya sizi taşıyan etkenler nelerdi?
Normalde her şeyin çok hızlı ilerlemesini bekler ve isterim ama oyunculuk için doğru ve sakin adımlar attığımı düşünüyorum. Kendi sürecimi doğru yönettim. Ama sebebi bu mudur bilmiyorum. Öte yandan ünlü olmak iki taraflı bir his aslında. Sosyal medyada seni asla tanımayan insanların hakkında inanılmaz korkunç şeyler söyleyebilmesi ve bunun normal karşılanması çok rahatsız edici. Fakat diğer taraftan işini anlayan ve takdir eden bir kitlenin de olması keyifli ve umutlu.

Boş biri gününüzü nasıl değerlendirirsiniz?
Makyajsız ve rahat kıyafetlerle gezmeyi çok seviyorum. Kedilerimle evde vakit geçirmeyi, sevdiğim insanlara yemek yapmayı çok seviyorum. Doğanın içinde olmayı çok seviyorum. Diğer taraftan modayla aramın çok iyi olduğu söylenemez. Daha doğrusu takip etmeye ve uygulamaya vaktim olmuyor. Her sabah erkenden kalkıp sete gidiyorum ve haliyle önceliğim rahatlığım oluyor.

Günümüzün en büyük sorunu nedir sizce?
Büyük bir teknoloji karşıtıyım ve çok büyük bir problem olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu dozunda ve gerektiğince kullanılması gerektiğine inanıyorum. Fazlası beni çok ürkütüyor. Çünkü insan zaten bencil bir canlıyken, bir de üzerine telefon, sosyal medya girdabı eklenince hepten çevresine kör, neler olup bittiğinden bihaber, doğadan ve gerçek benliklerinden uzak, görmeyen, dinlemeyen bir insan prototipi oluşmaya başladı.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı