Hayaller ve gerçekler

30 Temmuz 2018 Pazartesi | 12:06
Köş, Moreket

Yeni bir müzakere süreci başlar mı, başlamaz mı sorularının sorulduğu bugünlerde, işlerin hiç de iyimserlik dolu olmadığını gösteren, moral bozucu ama reel gerçeklikler var.

Ben bunlara gelişme demiyorum. Zaten vardılar, ama görmezden geldik.

En son geride bıraktığımız süreç nasıl bitmişti?

Kim ne derse desin, benim gördüğüm Türk tarafı Annan Planı’ndan sonra en büyük esnekliği bu süreçte gösterdi.

O dönemde bile tartışılmayan garantiler konusunu tartışabildi. Siyasi eşitliğe, yönetime, güç paylaşımına dair diğer konularda ilerleme sağlandığı taktirde, asker, garantiler, müdahale konularında ilerleme sağlanacağının işaretlerini verdi.

Ama olmadı. Neden? Çünkü güney Kıbrıs, Kıbrıs meselesinin alışıldık “sorun”larının dışında, yeni bir unsurla meşguldü. Enerji…

Yönetimi, siyasi eşitliği, egemenliği paylaşmadıkları gibi, bu kez de kilometrelerce yeraltından gelen kokuları paylaşmayacaklarını gösterdiler.

O gün bir anlaşma yoluna girmek demek, milyonlarca dolarlık doğal gaz arama, çıkartma ve satış gelirlerini de paylaşmak olacaktı.

Dahası, tek başlarına bölge ülkeleriyle stratejik ortaklıklar yapmak, bizi bir tarafa bırakın, Türkiye’ye kafa tutmak varken, bir ortaklığa mı gireceklerdi?

Yapmadılar tabii.

Şimdi biz biçareler burada, olur mu olmaz mı diye safça tartışırken, son iki net açıklama…

Biri Rum Hükümet Sözcüsü Prodromos Prodromu’dan. Gayet açık söylemiş. Alithia’nın haberi şöyle diyor….
“Prodromu, bir soru üzerine Güney Kıbrıs’ın enerji programının normal şekilde devam edeceğini belirtti ve enerji konularının hiçbir zaman müzakerelerin bir parçası olmadığını savundu”…

Söylediğim tam da budur.

Diğer bir haber, daha da endişe verici.

Prodromou’nun bu cesareti nereden aldığını gösteriyor.

Güney’de birkaç gündür devam eden Dış Rumlar  Konferansı’na tuhaf bir şekilde, hiç de alakaları olmadığı halde  İsrailMısır ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney Kıbrıs’taki büyükelçileri de katıldı.

Burada konuşan İsrail Büyükelçisi Aammy Ravel,  Rumların doğal gaz faaliyetlerine tepki gösteren ve kendisi de sondaj yapmaya hazırlanan Türkiye‘nin davranışlarını “tahrik” olarak niteledi ve “Türk tehditleri nedeniyle İsrail’in askeri müdahalede bulunmak zorunda kalmamasını temenni ederim” dedi. İsrail’den Türkiye’ye “askeri müdahale” tehdidi… Bunu ilk kez duyduk.

Bizim liderlerin kapısını sürekli aşındıran ABD Büyükelçisi Cathleen Doherty ise, Türkiye’nin Rumlara gösterdiği tavrın kabul edilemez olduğunu ileri sürdü.

Ama en önemlisi, tarihin her döneminde ilginç paktların içinde olan “Müslüman” Mısır’ın Büyükelçisi Mai Taha Muhammed, “gerekirse Türkiye’ye karşı askeri güç kullanmaktan çekinmeyecekleri” tehdidinde bulundu.

Bak bak bak. İsrail ve Mısır’ın yeni bir ittifakı… Bodyguardları da ABD…

Şimdi hala müzakereler başlar mı, çözüm olur mu diye düşünebilecek misiniz..?

 

YERİN KULAĞI VAR

BU HÜKÜMET DE YAPMAZSA…:

Türk lirasındaki düşüş konusunda bu sonbaharın kritik olduğu yorumları yapılıyor. Son bir yıldır  yüzde 30’u geçen döviz artışı konusunda “çaresizliğimizi” itiraf etmekten başka bir şey yapamadık. En azından bu kritik eşikte, devletin gelirlerini artıracak yasal düzenlemelere gitme cesaretini göstermek gerekmiyor mu? Teşvikler, muafiyetler, korumalar bir yanda, günden güne fakirleşen, borç batağına batan vatandaş diğer tarafta…

 

İĞRENÇ:

Girne bölgesinde giderek ciddi bir potansiyele ulaşan dalış turizmini, sözde “turistik” tesislere kurban etmişiz. Nasıl mı? Dalış ekibi, öğrencileriyle sahilden dalmışlar. Bir de ne görsünler, yakındaki bir otelden üstlerine doğru akan insan dışkıları. Dalış öğrencileri derhal çıkmışlar ve dalmaktan vazgeçmişler. Sözde arıtılmış da, mikroplu değilmiş. Bu kadar yani…

 

NEYİN DESTEĞİ:

UBP CAS çalışanlarına destek çağrısı yapmış. Yahu 2010 yılında sizin hükümet döneminizde Bakanlar Kurulu kararıyla ödenen 3.5 milyon liranın karşılığı olan hisselerin devir işlemini bile yapmadınız, şimdi kalkmış CAS çalışanlarına destek çağrısı yapıyorsunuz. Aslında CAS çalışanlarının eylem yapması gereken yer Başbakanlık ve Ercan değil, UBP Genel Merkezi ile “burası özel bir şirkettir” diyen Fikret Çavuşoğlu olmalıydı…

 

ÇOCUK GELİN YOKTUR, TECAVÜZ VARDIR:

Bu “çocuk gelin” lafına deli oluyorum. Geçtiğimiz gün, 16 yaşında bir çocuk doğum yapınca, polisin el koyduğu olaydan bahsediyorum. Bu yakıştırma Türkiye’de çıktı, buralarda da hiç sorgulanmadan kullanılır oldu. Çocuk gelin yoktur kardeşim, tecavüze uğrayan çocuk vardır. Bu eylem de suçtur ve cezası vardır. Böyle süslü laflarla yapılan eylemin dehşetini yumuşatmaya da kimsenin hakkı yoktur…

 

ÇOK KONUŞULACAK:

CTP milletvekili Asım Akansoy’un, Dışişleri Bakanı Özersay’ın açıklamlarına sosyal medya üzerinden verdiği tepki sanırım çok konuşulacak. Özersay’a, “Kendisi bizim bilgimizi sorgulamak ve halka ders vermek yerine, kendi siyasi sorumluluğunu yerine getirmeli,hükümet programına bağlı kalmalıdır. Susuyorsak sorumluluğumuzdandır!” sözlerine Doğuş Derya’nın da destek vermesi, hükümet ortakları arsında ciddi bir krize neden olabilir…

 

YOK ARTIK:

Güney’deki EDEK partisi, “bazı kişilerin ellerinde bulundurdukları Kıbrıs pasaportu ile yurt dışına seyahat ettiğini ve KKTC’yi yücelttiğini” savundu. Elinde güneyden alınmış pasaportla KKTC nasıl yücelir doğrusu kafam karıştı benim. Neymiş efendim, Kıbrıs aleyhine faaliyet gösteren kişilere pasaport verilmiş ve onlarda dünyayı gezip Kıbrıs aleyhine propaganda yapıyorlarmış. Zihniyete bakar mısınız, adamlar resmen kafayı yedi…

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “En son ne zaman bir komşumla kahve içtim, anımsamıyorum. Özellikle kentlerde büyük bir yalnızlaşma vardır. Artık misafir dahi uğramıyor evlere… Hep birlikte ‘dışarı’ çıkılıyor. Belki köy yerinde, kasabalarda halen bu  samimiyet korunuyor. Ama kentler, üzerimize yıkılıyor”…

DİPTEKİLER

Nasıl Umutlu Olalım: “İnsan yoğun geçen haftanın yorgunluğunu atmak, biraz huzur bulmak istiyor ama ne mümkün. Açın gazeteleri ve ülkede neler olmuş diye bakmaya kalkın, ne huzur kalır, ne de bir şey. Hırsızlık, uyuşturucu, cinayet, bıçaklama ve daha neler neler. Gazeteler artık bu haberlerle dolup taşıyor. Ve daha bilmediğimiz, duymadığımız olaylar. “Umudunu kesme ülkenden” diyorlar da, nasıl olacak onu da bir anlatsalar..