Çetin Altan bir yazısında Osmanlı’nın 300 yıl Mısır’da kaldığını ancak, piramitlere hiç önem vermediğini yazdı.
Eğer verseydi, İstanbul’un bugün dünyanın en zengin şehri olabileceğini söyledi.
…
Osmanlı, bir o kadar zaman da Kıbrıs’ta kaldı.
Neye önem verdi?
Mimar Sinan’ın eserleri ile övünen Osmanlı, örneğin Lefkoşa’nın 11 burcundan oluşan surlarına mı önem verdi?
Osmanlı adada iken bir dönemlerin en zengin kenti olan Mağusa viran haldeydi.
Bunu Namık Kemal de yazar.
Adadan Lüzinyanlar, Templar Şövalyeleri, Venedikliler geçmişti ama Osmanlı’nın bu medeniyetlerin bıraktıkları ile ilgisi olmamıştır.
Tam tersine her yer yağmalanmıştı.
Alacağını alıp gitmiş, geriye vergi toplamak kalmıştı.
Her gelen Paşa’nın işi buydu.
Osmanlı ekonomisi yağmacılıkla (Ganimet) ve işgal ettiği topraklardan vergi almakla yürütülüyordu.
…
Matbaa icat edildiğinde bundan ürken Osmanlıydı.
Sanayi devrimi başladığında, treni şeytan icadı olarak gören de Osmanlıydı.
Heykel gibi sanat eserlerine yasak koyan da bunlardı.
Bisiklet kullanmak için ak ile karayı seçenler de onlardı.
Fesi kafasından atmak için direnen, kadınların modernleşmesine direnen de onlardı.
Kurtuluş Savaşı günlerinde Gazi Paşa’ya “Kızıl” diye saldıranlar da Osmanlı kafasıydı.
…
Durum bu iken, Osmanlı’nın piramitlere ilgi gösterip, Mısır medeniyetinin gelişmişliğinden yararlanması beklenemezdi.
Keşke yararlanmış olsaydı.
600 yıllık Osmanlı medeniyetinin gittiği yerlerde bıraktığı tek iz, sokak çeşmeleri, yatırlar ve camilerdir.
Gerisi fes ve sarık…
…
Gittiği yere medeniyet götürmesini bilmeyen hiçbir toplum, hayırla anılmaz.
Çetin Altan “Dürbünün tersi ile baktığınızda” adlı aynı yazısında, zaman zaman kalkınmanın olduğundan bahsetmiş ancak gelişmenin insanla olabileceğini vurgulayarak, gelişmenin olmadığını, buna önem verilmediğini anlatmıştır.
…
Doğrusu da budur.
Eğer Osmanlı döneminde paşaların insanı ön plana alıp gelişmeye yönelik çabaları olmuş olsaydı, bugün Lefkoşa ve Mağusa’da sokak ve caddelerde Lala Mustafa Paşa’nın, Canbulat Paşa’nın, Muzaffer Paşa’nın ve hatta Kıbrıslı Kamil Paşa ile tekmilinin büstü yapılır, iyi duygularla anılırlardı.
…
Hatırlanmazlar bile…
.
































