Açgözlü olduk. Açgözlülük kanser gibi toplum her tarafını sarmış durumda. Kanaat etmeyi bilmiyoruz. Hep daha çok istyoruz, hem de kolay yoldan…
Siyasetcisi, sendikacısı, işadamı, kısacası toplumun tüm kesimleri bu mikrop karşısında direnemedi. Sendikaların,“ bulacan, verecen canım, bulamazsan da gidecen canım” sözü aslında geldiğimiz noktayı özetleyen bir açıklama…
Hastane mikrobunu bilirsiniz…Ölümcül… Yok edilmesi zor…
Hastahane mikrobu da nereden çıktı şimdi diyeceksiniz…
Ülkemizdeki siyaset sistemimizi bu hastane mikrobuna benzetiyorum.
Ülkenin her bir hücresine işlemiş bir siyaset mikrobu var.
İşe girmek için, terfi etmek için, iş kurmak için, vergi için, destek için, sübvansiyon için, kredi için, ihale için aklınıza gelen her iş için oynanan bir oyun var.
Öyle bir oyun ki, ne adalet dinliyor, ne yasa…
Siyasi güç, bunların hepsinin üstünde…
Yasama, yürütme, yargı…
Geçin bunları…
Siyasetçinin elindeki güç hepsinin üstünde.
Yeter ki istesin, olmayanı olduruyor…
Olması gerekeni engelleyebiliyor.
Muhalefetteyken şikayet etseler de, iktidara geldiklerinde, hiç düşünmeden bu sistemin kaymağını yemeye başlıyorlar…
Yılların siyasetçilerinin ülkenin geldiği durum ortada iken, hala daha umut dağıttıklarını gördükçe canım sıkılıyor…
Bu da bu çürümüşlüğün bir parçası…
Verdikleri umudun gerçekle hiç bir alakası yok…
Aynı insanlardan yıllar yılı bu sözleri dinleyerek bugünlere gelmedik mi..?
Ama hala karşılarına geçip, alkışlıyoruz.
Çünkü sistem bu…
Onlar büyük büyük laflar edecek, siz onların hiç birinin olmayacağını bileceksiniz ama umurunuz olmayacak.
Çünkü aklınızda kendi meseleleriniz var. Ayrıcalığınız olsun, işiniz hallolsun diye düşünüyor, başka da bir şeye kafanızı takmıyorsunuz…
Aynı zihniyetlerin sahnede olduğu bir ülkede sistemin düzelmesini beklemek hayal.
Bu düzen devam ettiği sürece o güzel günlerin gelmesine olanak yok.
Bataklıkta gül bahçesi olur mu..?
Düzen bozuksa, kaynağı içeridedir. Dış odakları işaret etmek de, düzenin devamını sağlamaktan başka ise yaramaz.
Hele o düzenin yaratıcılarının, “Bu düzen değişmeli” sözleri, trajikomik…
Kimse kusura bakmasın ama, bu düzen böyle gelmiş, böyle de gidecek. Çünkü düzenden önce kafaların değişmesi gerekir. Tüm kurumlarımızla büyük bir toplumsal değişimi gerçekleştirmeliyiz, hem de korkmadan, popülizme kaçmadan. Ülkeyi saran bu “mikroptan” ancak böyle kurtulabiliriz.
Aynen hastane mikrobundan kurtulmak gibi, kökünü kurutarak…
YERİN KULAĞI VAR
LUKAİDİS DALGA GEÇMİŞ:
AKEL’in Sözcüsü Lukaidis, Türkiye ile imzalanacak su anlaşmasının, federal devleti bağlamayacağını söylüyor, bunun “sömürgeci” bir anlaşma olduğunu iddia ediyor. Peki ya Sayın Lukaidis, sizin bölge ülkeleriyle yaptığınız doğal gaz, su, elektrik anlaşmalarına ne demeli? Onlar sömürgeci olmuyor mu? Bir kere su Türkiye’den geliyor. Oysa, şu anda pazarladıklarınız, bizim de ortak olduğumuz Kıbrıs’ın kaynakları. Siz de o anlaşmaları bir çözümden sonra bozup, yeniden yapacak mısınız? Resmen dalga geçiyorlar…
AKINCI ISRARLI:
Cumhurbaşkanı Akıncı uluslararası camianın Kıbrıs'ta taraflara eşit davranması konusundaki duruşunu devam ettiriyor. Rus Dışişleri Bakanı’yla görüşmesini, Lavrov'un KKTC’ye gelmeyi reddetmesi üzerine iptal eden, Alman Dışişleri Bakanı onuruna ara bölgede gerçekleşecek bir yemeğe kendisinin toplum lideri olarak davet edilmesi üzerine katılmayan Cumhurbaşkanı Akıncı, bu kez de Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker'in yardımcısı Valdis Dombrovskis'in görüşme için sadece 15 dakika ayırması üzerine, "gelmesinler daha iyi" şeklinde tepki gösterdi.
KAÇAK ÇALIŞTIRANA TUTUKLAMA:
Larnaka’da bir işadamı, üç kaçak çalıştırdığı için tutuklanmış. Hintli olan 3 çalışan da işverenle birlikte tutuklanmış. Yasaları böyleymiş demek ki. Ne kadar caydırıcı değil mi? Hem işveren için, hem kaçaklar için… İsimleri ifşa edilerek, tutuklanarak cezalandırıldığında kaç kişi cesaret edebilir ki? Eğer başınızda böylesine ciddi bir sorun varsa, yaptırımınız da ciddi olacak. Hem sanırım onların kaçak ekonomisi bizim gibi yüzde 50’lerin üstünde bile değildir. Bu yasa bizde de var, ama biz en az cezayı uygulamayı tercih ederiz ne yazık ki…
OLANI DA UYGULAMIYORUZ:
Yasaların yetersizliği nedeniyle bazı konularda elimiz kolumuz bağlı diye dert yanıyoruz. Ama gerçek olan, KTTB Başkanı Filiz Besim’in dediği gibi, mevcut yasaları uygulamıyoruz. Aslında birçok konuda eksik de olsa yasa var ama, sorunumuz bunları uygulamakta. Sorumluluk alıp uygulasak, bugün yaşadıklarımızın birçoğunu yaşamayacağız…
BİZİM Mİ, DEĞİL Mİ:
Vakıflar İdaresi Genel Müdürü İbrahim Benter’in, “Kapalı Maraş Vakıf malıdır” açıklamasına karşın, “Mağusa Bölgesi” Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yorgos Mavrudis, kapalı Maraş’taki mallarının yıkılıp yıkılmayacağına sahiplerinin karar vereceğini ve Maraş için önümüzdeki 50 yılı kapsayacak bir plan öngördüklerini açıkladı. Eğer bu mallar Vakıf malıysa, alınacak kararlarda bizim de o masada olmamız gerkemez mi..? Ne yazık ki, “Vakıf malıdır” demekle bitmiyor bu işler…
MEDYA AHRAMANLIĞI:
TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı, “Sanal medya kahramanları var. Sanal medya kahramanlığında üstümüze yok” değerlendirmesinde bulundu. Katılmamak elde değil. İşin kolayına kaçmak kanımıza işlemiş. Birisine mi kızdınız, oturun bilgisayarın başına Allah ne verdiyse döşeyin. Doğru veya yanlış. Nasıl olmasa hesap soran yok…
ZİRVEDEKİLER
Derya Atamer: “Günlerdir konuşuyoruz kürtaj konusunu… Doktor cinayetten mi yargılanmalı, anne de ceza almalı, hatta hepsi müebbet mi yatmalı? Peki anneyi o noktaya getiren sistem? O doğmamış çocukların babaları? Bir anneye, canından can aldıran töreler / mahalle baskısı? Anneyi o noktaya getiren sistemi çözemedikten sonra tüm konuşulan ve yazılanları anlamsız buluyorum…”.
DİPTEKİLER
Hedefler Hedef Olarak Kalır: Bayındırlık Çevre ve Kültür Bakanı Kutlu Evren, ülkenin bir çok noktasında katı atık transfer istasyonları oluşturmayı hedeflediklerini söylüyor. Oysa konu yeni değil. 2010 tarihli Katı Atık Master Planı’nda da, yenilenen Çevre Yasası’nda da bu var. Yani katı atıklar tek bir yerde toplanacak, bunun dışında 7 adet transfer istasyonu yapılacaktı. Mağusa’da inşasına da başlanmıştı, Girne’de ise, yeni çöplük oluşturulacak diye tepkiler gelmişti. Aradan neredeyse 6 yıl geçmiş, hala daha yasası, kuralı olan bir konu, hedef olabiliyor. Bu kez uygulanır mı acaba..?

Gazeteci ve fotoğrafçı Adem Kavaz, Arjantin'de düzenlenen uluslararası F2 Cities 2016 – F2 sociedad Fotografica Argentina (FIAP 2016/66) Yarışması'nda "Handmade-Chipre" isimli fotoğrafıyla bronz madalya aldı…
































