Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hani bir zaman bağırırlardı “Ceberrut” diye

Dün Pegasus KKTC Direktörü Zeki Ziya’yı dinledim TV’de. Ardından da Serdar Denktaş’ı…
Zeki Ziya, CAS konusunda alınan yasa gücünde kararnamenin tuhaflığından bahsediyordu. Tekelcilik olmasın derken, Rekabet Yasası’nın kurallarının çiğnendiğini anlatıyordu.
Gerçekten öyle…
Biz bu işin ne kadar yanlış olduğunu daha önce de yazmıştık.
Bu ülkede bir Rekabet Yasası var. O yasayla kurulmuş “Bağımsız” bir Rekabet Kurulu var. O Kurul’un, daha o Kararname çıkmadan “Beyler yanlış yapıyorsunuz” diyerek müdahale etmesi gerekmez miydi? Yapmadı.
Herhalde Rekabet Kurulu’na fikrini soran olmadı.
En azından çıktıktan sonra devreye girebilirdi. Onu da yapmadı.
Cevabı, Serdar Denktaş’ın söylediklerindeydi. Ne isterse olsun, bu Kararname’nin uygulanacağını iddia etti. Hatta dün bu iş için THY ile görüşmeye Türkiye’ye gitti…
Şimdi insan sormadan edemiyor, iş çevreleri bu Rekabet Kurulu’nun “Bağımsız”lığına nasıl güvensinler? Devletin ekonomik işleyişe, özel sektöre bu kadar müdahale etmeye hakkı var mı? Bu sağlıksız, güvensiz ortamda yatırım yapılabilir mi? Kuralların bir gecede değişebildiği yere siz milyonlar yatırır mısınız?
CAS çalışanları konusunu halletmek istediler… Anlıyorum, tamam… Ama yaptıkları, popülizm. Hem de kıra döke…
169 kişi için devletin yatırım iklimine zarar vermeye kimin hakkı var? zamanında KTHY çalışanlarına yaptıkları gibi, CAS çalışanlarını da alsınlar devlete. İnanın verdikleri zarar daha az olur.
Düşünün ki, bu insanlar uçmaktan vazgeçsinler. Sonuçta ticari şirketler. Hiç bir zorlama yapamazsınız. O zaman ne yapacaksınız? Kendi havayolunuz da yok.
Bize düşman lazım değil, biz kendi kendimize hallederiz.
Havayolu şirketleri konuyu, ara emri almak, yürütmeyi durdurmak adına mahkemeye götürüyor.
Üstelik Zeki Ziya daha öylesine saçmalıklardan bahsetti ki, işin içinde olmayan anlamaz. Mesela “Bir şirket, kapasitenin yüzde 60’ının üstüne çıkamaz” hikayesi. O oran nasıl belirlenecek..? 100 yolcudan 60’ına bir şirket, gerisini başka şirket mi hizmet verecek..? Ya da uçak sayısını mı bölecekler..? Kapasite zaten belli. Ayrıca şirketlerin yaptığı uzun süreli anlaşmalar var. Şimdi devlet onlara “Bu anlaşmaları boz” deme hakkına, hukukuna sahip midir? Nerede bu milyonlarca dolarlık uçakların sigortası, güvenliği..?
Çok daha önemli bir kural var. Yine Zeki Ziya’dan öğrendik ki, Uluslararası Sivil Havacılık Kurallarına göre, bir uçak şirketi, aynı anda iki ayrı şirketten yer hizmeti alamazmış. Bu bile yapılanın ne kadar beceriksizce olduğunu gösteriyor. “Ben yaparım, olur” mantığı…
Olmuyor işte…
Her şeyin yasayla yapılabileceğini sanmak “yasa devleti”nin bir niteliğidir…
Ama “hukuk devleti”nin değil…
Hukuk devleti yasa devletinden farklı olarak evrensel hukuk ilkelerine ve değerlerine bağlılığı da gerektirir..
Korkarım KKTC bu kararnameler ve zihniyetle tam bir totaliter “yasa devleti” olmuş.
Hani bir zaman bağırırlardı ya “Ceberrut” diye. Aynen ondan. Hem de devri CTP iktidarında…

 

YERİN KULAĞI VAR
GÜNAH ÇIKARIYORLAR:
Önce CTP genel Sekreteri Kutlay Erk, şimdi de CTP milletvekili Asım Akansoy Talat’ın aday olmayacağını açıklaması ile günah çıkarmaya başladılar. “Talat öyle iyi, böyle iyi, aday olsaydı kazanırdı” gibi içi boş laflar. Peki ama Talat, bu şartlarda  aday olmayabileceği yönünde aylardır sizlere mesaj gönderdi, o zaman hanginiz çıkıp da, olabilecekler konusunda partiyi uyardınız veya bir şey yaptınız? Şimdi konuşmak kolay…

OYLAR ÇANTADA KEKLİK DEĞİL:
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş katıldığı bir televizyon programında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisinin Eroğlu’nun desteklenmesine sıcak baktığını ancak, partisinde buna karşı olanların da bulunduğunu, aynı durumun UBP için de geçerli olduğunu söyledi. Yani Eroğlu aday olsa bile sağ oyların tümünü alacağının bir garantisi yok demek istiyor…

GÜNAYDIN EFENDİLER:
El-Sen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Türkiye’den elektrik gelecek” sözüne pek şaşırmış anlaşılan. Hükümete, böyle bir kararın ne zaman alındığını soruyor. Ben söyleyeyim, Yorgancıoğlu’nun Başbakanlığı döneminde, 24.12.2013 tarihinde, Ankara’da, hem de altında Özkan bey ve Beşir beyin imzalarının olduğu bir protokol ile. Siz hala daha Kıb-Tek’in bu şekilde devam edeceğine inanıyorsanız eğer, çok yanılıyorsunuz…

SUÇLAR BİREYSEL DEĞİL Mİ:
Kooperatif Merkez Bankası soygunundan sonra Çetereisi ailesinin yaşadıkları inanılmaz. İnsanlar sürekli olarak taciz edilmekte, evleri sürekli aranmakta. Son gelişme, hukuk devleti olduğunu iddia eden KKTC için tam bir facia. Babanın aleyhine herhangi bir dava yok… Ama Savcılık hukuka aykırı olarak adamın emekli maaşını dondurmuş… Oğlunun günahını mı çekiyor… Hani Anayasa’da suçlar bireyseldi… Savcılığın Anayasa’nın 18. Maddesi’nden haberi yok mu..?

ZEHİR TÜCCRI BU CESARETİ NEREDEN BULUYOR: 
Sorma gir hanı olduk ya… Dün baktım, bir günde 5 tane ayrı uyuşturucu haberi. Eroinden, LSD’ye kadar. Merkez olma yolunda hızla ilerliyoruz. Yok mu bir çaresi… Dünyanın her yerine başka ülkelerden insanlar girer, çıkar, yerleşir, çalışır. Ancak hiç bir ülkeye üstünde uyuşturucuyla bu kadar pervasızca girilmez be kardeşim. Yakalanandan çok daha fazlasının içeri girdiğini düşünüyorum. Öyle olmasa bu cesareti bulamazlar…

KÖKTEN HALLETMEK İSTEDİ:
Girne Kaza Tapu Amirliği binasına, tapu değerlendirmelerinin yapıldığı ve haritaların bulunduğu odaya, dış pencere camını kırarak, yanıcı bez atmışlar. Belli ki bu kişi veya kişilerin ortaya çıkmasını istemedikleri bazı belgeler var. İşi kökten halletme yoluna gitmişler herhalde…

ZİRVEDEKİLER
Zeki Ziya: “Sen olmayan şirkete müşteri yaratmak için bir yasa çıkarttın. Bakanlar Kurulu gibi seçilmiş insanların, bu memleketi idare eden insanların oturup da böyle bir şeyin altına imza atıp yasa gücünde deyip, insanlara yedirmeleri rezilliktir…”. Zaten bugüne kadar başımıza ne geldiyse bu seçilmişlerden gelmedi mi..?

DİPTEKİLER
Bal Kabakları: Meclis Başkanı Sibel Siber’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC ziyareti sırasında bir anlık duruşundan yola çıkarak, olmadık sözler, edep ve ahlak sınırlarını zorlayan bel altı yorum yapanlar. Çok merak ediyorum, birisini itibarsızlaştırmaya çalışarak, başka şahısların itibarının yükseltebileceğinize gerçekten inanıyor musunuz..?