Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hangi yaraya merhem…

Yine kaybolduk gittik. Kim bakan olacaktı, kim müdür, müsteşar…

Kim kime ne dedi, öteki ne cevap verdi, bu kadar…

Arada sırada şöyle yerden bir kaç yüz metre yükselip de memlekete tepeden bakabilsek, ne büyük bir acz içinde olduğumuzu göreceğiz. Bitip tükendiğimizi, üretmediğimizi, yaratmadığımızı, taş üstüne taş koymadığımızı, bu yüzden de geminin batmakta olduğunu göreceğiz.

Ama yapmıyoruz, yapamıyoruz…

Sanki bu kısır tartışmalar çareymiş, bizi bir yere götürecekmiş gibi peşine takılıp gidiyoruz.

Oysa “devletim” diyen bir oluşumun, devletliğini yapacak parası yok. Çalışanının maaşını bile ödeyemiyor. Üstüne, piyasaya da dünya kadar borcu var. Ekonomi tıkanmış, çarklar dönmüyor.

Bu durum, daha başka bir şey düşünmeye yer bırakmayacak kadar korkunç aslında…

Ama öyle bir alışkanlığımız var ki, “borçlanırlar, harçlanırlar, bulup buluşturur öderler” umudu, kafa yormamızı engelliyor. Oysa bugün bulunacak paranın nelere malolacağı, bizi nereye kadar götüreceği kimsenin umurunda değil. Biz gün yaşayıp, gün yiyen göçebeler gibiyiz…

Acaba yönetim özürlü oluşumuz, yerleşik düzene alışamadığımızdan mıdır..?

Şaka değil, Kıbrıs Türkünün tarihi 1571’den başlamak üzere, göçlerden geçilmez.

Geçelim; parasız kaldığımız gibi, susuz da kaldık. Tonlarca su denizleri aştı geldi, biz elimizi uzatıp ulaşmaktan aciziz. Arpa bile üretemeyecek durumdayız…

Dağlarda son yeşillikleri göreceğiz bir kaç sene daha. Başa çıkamadığımız, yoketmeyi beceremediğimiz minnacık bir böcek bir yandan, dağları delen taşocakları bir yandan “benim, ben yöneteceğim” dediğimiz ülkenin doğasını kurutmak üzere…

Uyuşturucu, kumar, mafyoz işler gençlerin peşinde… Eğitimli, donanımlı olanlara ise açacak yerimiz yok. Partizanlık kamuyu kalifiye olmayan kitlelerle doldurmuş durumda.  Özel sektörde kurumsallaşma yok denecek kadar az. Yurt dışında okuyan geri gelmiyor bile. Gelse ne yapacak.

Yani gelecek de epey kaygılı…

Afganistan’a benzeyen yollar, Afrika’da bile artık benzeri kalmayan hastane binaları, çağdaşlıktan uzak eğitim sistemi ve dökülen okullar…

Ama bir şey var…. Bunca rezalet, bitmişlik içinde “rant” var. Çünkü hala sömürülecek bir şeyler var.

Gemi burnunu denize gömmüş, farkında değiliz, batıyoruz.

Gerçekleri gören çıkmıyor mu, çıkıyor tabii. Yol gösteriyor, göz bağlarını çekip atmaya çalışıyor. O anda hep birlikte saldırıyoruz, “Biz gözlerimizdeki bağlardan memnunuz. Bize kimse gerçekleri söylemesin, görmek duymak istemiyoruz. Biz böyle sandalye oyunlarıyla zaman geçirmeyi seviyoruz…

Şimdi yeni bir iktidar geliyor.

Temcit pilavı gibi tekrarlanan vaadleri yazdıkları bir hükümet programıyla çıkacaklar karşımıza.

Ama uygulamada ne yapacaklar, hangi yaraya merhem olacaklar..?

Orası yine meçhul…

Göz bağlarını fırlatıp atacak olanlar onlar mı..?

Bugüne kadar tanıdığımız kadarıyla değiller…

Yine de hep yaptığımız gibi, her yeni gelen iktidarın  bizi şaşırtmasını dileyelim mi acaba…

Bakın ne diyor Nazım usta: “Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır”…

YERİN KULAĞI VAR

MERAK EDENLERE: UBP-DP kabinesinin açıklanmasındaki uzamanın sebebini Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç’tan öğrendik. Bizzat Akıncı anlatmış uzamanın nedenini, “Daktilo ettirse, yazan bilecek isimleri.. ‘Yayılacak’ diye yazdırmamış kimseye.. Kendi el yazısı ile yazılmış listeyi getirdi. Sadece bir bakanlığın adındaki ‘Hazine’ sözcüğüne itiraz ettim o kadar. Sonra listeyi yolladık, tape ettirdik. Geldi. Teker teker imzaladık bakanları, atadık.. İşi uzatan o tape ettirmeler oldu yani…” Hani merak edenler olur diye Uluç’un köşesinden aldım…

GİDERLERİ KISMAK CESARET İSTER: Başbakan Hüseyin Özgürgün, Hıncal Uluç’a, giderlerin kısmaktan başka çare yok” demiş. Nasıl yapacak bunu? Geleneksel UBP politikalarının hilafına? Tabanının, gözünü karartıp beklediklerine rağmen? Bir önceki hükümetin kağıtta kalan hedeflerini bu hükümet de benimseyecek mi? Tarım reformu konusunda mesela? Ya da kamuyu küçültme, geçici istihdamı yapmama? Göreceğiz…

İFTİHAR MI, İNTİHAR MI: Dostum Zeki Erkut, Karaoğlanoğlu’nda Turizm eski bakanı Sucuoğlu’nun önerisi ile Kaya Artemis’e verilemek istenen hali araziyle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede şöyle yazmış, “Sucuoğlu, 3 milyon turist getireceğim’den yola çıktı, giderayak hali araziyi peşkeş çekip bakanlık koltuğunu değiştirdi. Hem 3 milyon turistten olduk, hem de araziden. Sen ne büyüksün Sucuoğlu? Memleket seninle iftihar etmez de intihar mı eder..?”.

“NEDENİ TÜRKİYE”: CTP-UBP hükümetinin neden bozulduğuyla ilgili çeşitli iddialar var. Herkes kendince bir gerekçe üretiyor. Bu iddialardan birisi de CTP eski Milletvekili Sonay Adem’den geldi. Adem, “Hükümet Türkiye’den gelen müdahale ile yıkıldı. Yıkılma nedeni son zamanlarda yaşanan su ile ilgili tartışmalar ve ekonomik işbirliği protokolü ile ilgili yapılan tartışmalardır” değerlendirmesinde bulundu…

GAYLEYİ ONLAR ÇEKSİN: Bağımsız Milletvekili Hasan Taçoy, yeni seçim sistemiyle bağımsız vekillerin işinin zor olduğunu söyledi. Vallahi gayleyi bağımsız aday çıkacak olanlar çeksin. Halihazırda “bağımsız” olan Taçoy ve arkadaşlarının öyle bir gaileleri yok. Hükümete verdikleri destek karşılığı, hepsinin de UBP’den adaylıkları şimdiden kesinleşmiş durumda…

KENDİSİ İNANIYOR MU: Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, hedeflerinin 2016 yılında adada bir çözüme ulaşmak olduğunu söyledi. Sayın Akıncı’nın 2016 yılında bir çözüme ulaşılacağına inanıp inanmadığını bilemem ama, toplumdaki genel kanı, bu yıl bir çözümün, oldukça zor, hatta imkansız olduğu yönünde… 

 

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#e3f3ff” color=”#0065ad” bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER: Ferdi Sabit Soyer: “CTP ‘nin hiç ihtiyacı olmayan şey, kendi kadrolarının isimlerinin yer aldığı hurda mezarlığıdır. Kazaya uğramış, ya da darbe almış insanlardan oluşan bir hurda mezarlığı olan bir hareket, asla yeniyi geliştiremez. Öyle kin güderek ve ince hesaplar yaparak konum elde etmek ve konum korumak gündemde olmamalıdır. Bir de herkes hem diline, hem de kalemine mukayyet olmalı…”.[/quote]

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#e3f3ff” color=”#0065ad” bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER: Hamaset: Hükümeti kuranlar, müzakere masasında Cumhurbaşkanı’nın elini güçlendirmek amacında olduklarını savunuyorlar. Ancak ne yazık ki, içte  ne yapacaklarını söylemekten çok, geleneksel “düşman” odaklı nutuklar atmaktalar. Bu mesaj bize değil, kime bilemiyoruz; bize ne faydası var, onu da bilmiyoruz. Tamtakır kuru bakır kasanın yanında durup da, ona buna düşmanlık basmak, komik oluyor.  Hamasetle göz boyamanın modası çoktan geçti…[/quote]