Yıl 1958’di
Lefkoşa Türk Lisesi’nin adı Kıbrıs Türk Lisesi’ydi ancak 1937 yılında göreve gelen okul müdürü Mr. Wood okulun adını Kıbrıs İslam Lisesi yapmıştı.
1958’de memleket kaynıyordu.
O dönemler lise öğrencilerinde milli duygular doruk notasındaydı.
Bu yüzden 58’de göreve gelen Kıbrıslı Türk müdür okulun adını değiştirdi ve yeniden Kıbrıs Türk Lisesi oldu.
Lefkoşa Türk Lisesi adı daha sonra konacaktı.
1922’de adı Lefkoşa Sultanisi idi.
“Sultani” lise ayarında bir okuldu ve 1925-26 yıllarında adı değiştirilerek Kıbrıs Türk Lisesi olmuştu…
…
Dönem ne kadar İngiliz dönemi olsa da, Kıbrıslı Türkler eğitim konusunda Türkiye’deki müfredatı izlemekte kararlıydılar ve bu konuda mücadele vermekteydiler, bu yüzden uzun yıllar İngiliz yönetimi ile cebelleşmişlerdi.
İngilizler Türk Lisesini İslam Lisesi yapmışlardı ama o dönemki yöneticiler de Celal Bayar Lisesi yapmaktan çekinmemişlerdi!
Ne zaman ki 60 ihtilali olup DP yöneticileri tutuklanmış, lisenin adını apar topar değiştirmişlerdi…
…
Hangi dalı tutsalar kopuyordu sanki!
…
Diyeceğim, ahalinin aklı bayağı karışıktı!
Bir gün birinin diğer gün birinin peşinde koşuyorlardı.
Yada bir başka deyişle her gelenin peşinde sürükleniyorlar, bundan gayrı bir seçenek düşünemiyorlardı.
Geçmiş tarih soğukkanlı ve doğru okunduğunda bu gerçeği görmek mümkündür.
Bir koşuşturma, bir yalvarış, bir yakarıştır gidiyordu.
Kendi başlarına bir şey yapamayacaklarından emin gibiydiler!
En muhalif, en sözü keskin gazetelere bakıldığında, ki Masum Millet ile Söz gazetelerini belirtmek mümkündür, hepsi de bu koşuşturmanın içindeydi.
Öyle ki birbirlerine düşmekten de geri kalmıyorlardı!
Masum Millet’le Söz’ün birbirlerine karşı atışmaları ve karşılıklı salvoları bugünkü çekişmelerin çok ötesindeydi.
Yenilip yutulacak cinsten değildi!
…
Gazetelerin tümü arşivlerdedir.
Kıbrıs Cumhuriyetini savunan Cumhuriyet gazetesi bile muhalif duruşunu adeta CHP’ye yaslanarak sergiliyordu…
…
Dünya değişirken, bağımsızlık mücadeleleri ile sömürgeciliğe karşı mücadeleler yükselirken, ahali oralı değildi, toplumun önde gelenleri başta olmak üzere.
Sanki bu gezegenin dışında yaşıyorlardı.
O dönemlere bakarken önyargısız bakmak gerekiyor.
Öyle bakıldığında Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin tarihinin de bu olduğu anlaşılır.
Onların tarih bilinci, (elbette Rumların da) “anavatan” larının izinde yürümekti.
Bundan başka elle tutulur, gözle görülür bir geçmişe rastlamak mümkün değildir…
…
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ni kuranlar bile, yine doğru bir saptamada bulunmak lazım, kurulan devletin bağımsızlığından çok, siyasetlerini Türkiye’ye bağlanmak, bütünleşmek konusunda sürdürmemişler mi?
…
Tarihin çok büyük bir bölümünde “bağımsızlık” fikri adada yaşayanların benimseyebileceği bir fikir olmamıştı.
Belki bu yüzden hangi dalı tutsalar kopuyordu!
































