Halkın Partisi Genel Sekreteri Tolga Atakan, Meclis’te temsil edilen siyasi partilerin artık halk nezdinde bir meşruiyetinin kalmadığını ifade etti. Atakan, reddedilen anayasa değişikliğini hatırlattı
MEŞRUİYET KALMADI: Halkın Partisi Genel Sekreteri Tolga Atakan, “halkın reddettiği anayasa değişiklik referandumu sonrası meşruiyeti kalmayan meclisten türetilmeye çalışılan hükümet modelleri halk nezdinde hükümsüzdür” dedi. Atakan, reddedilen anayasa değişikliği sonrası, meclisin gereken mesajı almadığını belirtti
HALK MENFAATİ YOK: Atakan, Meclis’te temsil edilen siyasi partilerin almış olduğu kararların ve uygulamalarının halkın menfaatini gözetmediğini vurgulayarak artık halkı daha fazla zarara, hayal kırıklığına uğratmadan istifa müessesesini işleme koymaları gerektiğini ifade etti
“GÜÇ HALKIN ELİNDE”:Tolga Atakan, devlette yaşanan kırılma noktasının; haketmeyenlerin hak etmediği makamlara partizanlık sonucu gelmesinin adeta sıradanlaştığı son 10-12 yıllık süreç olduğunu söyledi. Atakan, “Adil, adaletin ön planda olduğu, partizanlıktan uzak, toplumsal çıkarın ön planda tutan bir siyaset anlayışının bu ülkeye yerleşmesi lazım. Artık bir alternatif var. Güç de halkın elinde” dedi
“HÜKÜMET BÜYÜK HATA YAPTI”: Atakan: Saat uygulaması hususunda çok ciddi bir yanlış yapıldı. Kararın nedenin açıklaması yapılamıyor. Kaos ortamı yaratıldı. Biz iktidarda olsaydık tüm paydaşları bir araya toplardık, eksisi artısıyla konuyu değerlendirir ve bir ortak akıl üretir, karar alırdık
“SON SÖZ SÖYLEMEK İÇİN ERKEN”:Atakan: İki bölgeli, iki toplumlu, BM’nin de zaten kırk sekiz yıldır süren müzakerelerde ana tabanını oluşturan federasyon temelinde bir çözümü destekliyoruz. Ama net bir metin ortaya çıkmadan bugünden EVET ya da HAYIR’ı da doğru bulmuyoruz.
Duygu ALAN
Halkın Partisi Genel Sekreteri Tolga Atakan, “halkın reddettiği anayasa değişiklik referandumu sonrası meşruiyeti kalmayan meclisten türetilmeye çalışılan hükümet modelleri halk nezdinde hükümsüzdür” dedi.
Atakan, Meclis’te temsil edilen siyasi partilerin almış olduğu kararların ve uygulamalarının halkın menfaatini gözetmediğini kaydederek artık bir meşruiyetinin kalmadığını ifade etti.
Erken seçimin çok uzakta olmadığını söyleyen Atakan, “Hak etmediği makamları yıllardır işgal eden birçok isim ve birçok siyasi parti, siyaset sahnesinden silinecek. Bunu da biz değil halk söylüyor” dedi.
Tolga Atakan, Halkın Partisi’ne işaret ederek, “Halkın hak ettiği yönetime kavuşması için artık çok büyük bir şansı var. Yeter ki halk o değiştirme erkinin elinde olduğunun farkına varsın” diye konuştu.
Soru:Halkın Partisi̇ belli bir dönemi geride bıraktı. Partiyi siyasal yaşamda nasıl bir noktada konumlandırıyorsunuz?
Atakan:Halktan‘Halkın Partisi Kıbrıs Türkü’nün son umudu’ şeklinde tepkiler alıyoruz. Bu beklenti, bizim için sevindirici olmak ile birlikte ciddi bir de sorumluluk aslında. Normal çalışma tempomuzun daha da üzerine koymak için bir nevi motivasyondur.
Halkın Partisi, bu halkın içinden çıkmış bir parti. Bugüne kadar birçok sorunu, sıkıntıyı bire bir yaşamış, görmüş, bunlardan muzdarip olmuş, çözüm düşünmüş, üretmiş veya ‘bunların değişmesi lazım’ diyen insanların bir araya gelerek kurduğu bir partidir. Geride kaldığımız bir yılda kendimizi anlatma noktasını aştığımıza inanıyorum.
Halk nezdinde belli bir yere oturduk. Bundan sonra yapacağımız da artık süratle erken seçime hazırlanmaktır ve bu ülkede insanımızın hak ettiği düzeni kurmaktır.
“Ana muhalefet partisi biziz”
Soru:Halkın Partisi Meclis’te olmadan muhalefet yapılabiliyor mu?
Atakan:Halkın güzünde şuanda ana muhalefet partisi konumundayız. Çünkü Anayasa referandumunu yaşadığımız dönemden sonra şuandaki Meclisimizde temsil edilen partilerin bir meşruiyeti kalmamıştır artık. Siz beş parti el kaldıracaksınız, ‘beraber biz bu kararı aldık’ diyeceksiniz ve halk sizi reddedecek, sizin ertesi sabah istifa etmeniz gerekirdi.
Bu çerçevede zaten bu meclisin içerisinden çıkan hükümet opsiyonlarını da tükettik tamamen. Hatta olmayan aritmetikten bir şeyler yarattık. Ki, biz buna sıklıkla yamalı bohça diyoruz.
Bir grup bağımsız milletvekilinin dışarıdan desteklediği bir hükümet. Bir tanesi hasta olsa meclise gelemese neredeysehükümet düşecek. Bu çerçevede bu arkadaşların biz hizmet üretmesini bekliyoruz. Muhalefette olanın, muhalefet görevini yerine getirmesini bekliyoruz. Ki bu noktada güvensizlik önergesi verilmesi ile ilgilibizim bir çağrımız oldu.
Ana muhalefet partisi başkanı da buna bir tepki gösterdi. ‘Biz veririz ama düşmez. Düşmezse, bütçede vereceğiz. Bütçe geçmezse düşer’ ki aslında öyle olmadığını kendisi bilmesi gerekir. Böyle iyi değiliz. Böyle iyi olan varsa o da hükümet ve muhalefettir. Dışarıda çok ciddi bir kaos vardır. Bu kaos çözüm bekler. Güvensizlik önergesi vermekten bile kaçan bir muhalefet ve tek icraatı kabul ve ziyaretler olan bir hükümet ile karşı karşıyayız.
Mesai saati, eğitim… Kaos…
Soru: Şu anda yaşanan ciddi kaos var dediniz. Örneklendirir misiniz?
Atakan: Mesai saati tam bir kaosa dönüşmüştür. Bazı okullarda öğretmen arasında tartışma çıkmaya başlamış. Biraz geriye dönelim; yaşanılan elim trafik kazası sonrası neredeyse 1 hafta Başbakan veya ilgili bakanlar halkın karşısında değildi. Oluşan krizi iktidar sadece seyretti, yönetemedi. Sonrasında aldığı kararları hayata geçiremedi, uygulatamadı. Bugün okullarda başlayan kaosun devlet dairelerine de yayıldığını görüyoruz.
Soru: Halkın Partisi’nin hükümetin saat uygulaması konusundaki görüşü nedir. Hükümetin bu konudaki tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Atakan:Çok ciddi bir yanlış yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti saat dilimine uymama konusunda bir karar aldı. 24 saat sonra da bizim hükümetimiz ‘biz de uymayacağız’ dedi.
Ki, o tarihten saat uygulamasına kadar olan sürede de yanılmıyorsam 3 aylık bir dönem vardı ve bu dönemde biz hiç tartışmadık. Konunun paydaşları ile hiçbir araya gelinmedi. Ne getirir ne götürür hiç tartışılmadı.
“Ortak tartışma zemini yaratırdık”
Soru: Sizce yöntem ne olmalıydı. Ya da siz iktidar olsaydınız, ne yapardı Halkın Partisi?
Atakan: Biz iktidarda olsaydık, tüm paydaşları bir araya toplardık, Türkiye Cumhuriyeti böyle bir karar aldı, biz buna uyarsak ne olur? Uymazsak ne olur? Ortak aklı üretmektir önemli olan. Şimdi ilgili bakana soruyorlar; ‘Bu saatler geri alınacak mı?’ ‘Hayır’. Neden? ‘Teknik’. Ama teknik nedir? Cevap yok.
‘Asla geri dönemeyiz’. Neden? Yine cevap yok. Yönetim olarak bir karar alıyorsanız eğer, o erk sizdeyse, öncelikle o aldığınız kararın nedenini açıklayabilmeniz lazımdır. En büyük eksiklik bu.
10 maddeden oluşan trafik eylem planı açıklandı. 10 maddenin 3 maddesi, 2 önceki Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapıldı. Örneğin kantar, takometre. Gerisine bakıyoruz, ‘cek-cak’. Yapılacak, edilecek, çalışılacak. Zaten başımıza ne geldiyse ‘cek-cak’tan geldi.
“Halka vaat ettiğimiz olması gerekendir”
Soru: Değişim konusunda çok iddialısınız. Halka ne vaat ediyor partiniz?
Atakan:Somut olarak vaadimiz aslında olması gerekendir. Bugüne kadarki partizanca, iş bilmezce yapılan uygulamaların bizi getirdiği durum ortadadır. Toplumun hangi kesiminden olursak olalım bu iş bilmezliğin zararlarını, sonuçlarını beraber yaşıyoruz.
Her sosyal devletin en temel iki tane çok önemli hizmet noktası vardır. Biri sağlık, diğeri eğitim. İkisi de bizde kangren olmuş durumdadır. Sadece oraya bakarak bile genel durduğumuz noktayı anlamak çok kalaydır. Partizanlık, kanserden daha kötü bir virüstür bizim ülkemizde.
Kırılma noktası; haketmeyenlerin hak etmediği makamlara partizanlık sonucu gelmesidir. İşin ehli olmayan kişilerin getirildiği makamlar, işin ehli olmayan kişilerin söz sahibi olduğu noktalar bugün geldiğimiz noktaya ulaştırmıştır.
Adil, adaletin ön planda olduğu, partizanlıktan uzak, toplumsal çıkarın ön planda tutan bir siyaset anlayışının bu ülkeye yerleşmesi lazımdır. İyi bir yönetimin bir an önce devreye girmesi lazımdır. Bu eski siyaset alışkanlıklarından, kötü yönetimden uzaklaşılması lazımdır. Sağlıklı, hak edenin hak ettiğini aldığı, adil, yapanın da yanında kalmadığı bir düzendir bizim bu ülkeye kuracağımız. Ama bunu da biz kurmayacağız, el birliği ile bütün halkla birlikte kuracağız. Çağdaş değerlerin ön planda olduğu, laik, demokratik ve adil bir yapıya birlikte ulaşacağız.
Soru: Kadrolarınız ülke yönetimine hazır mı?
Atakan:Partizanlığa ve kadrolaşmaya karşı bir partiyiz. Dolayısıyla Halkın Partisi’nin kadrosu söylemini ben çok kabul etmiyorum. Ülkesi için bir şeyler yapmak isteyen, işinde uzman, konusunda ehil herkes Halkın Partisi’nin bir kadrosudur aslında, halkın bir parçasıdır.
İktidara geldiğimizde bütün müdürlüklere Halkın Partisi’nin üyelerini veya müsteşarlıklara, Halkın Partisi üyelerini koymayacağız. Birçok ülkede yaptığı işle, eğitimi ile yararlanılan bir sürü Kıbrıslı Türk var. Biz bu insanları bir şekilde itmişiz.
En basiti örneği, trafik tartışması var. Ülkemizin yetiştirdiği birçok trafik mühendisi var. Bu insanlar, hiçbir bedel talep etmeden planlar, projeler yapmışlar ama kimse kaile almamış. Dolayısıyla Halkın Partisi kadrosu halkın kadrosudur.
Şu da bir realitedir; bu kadar partizanlığın bu derece yaşandığı bir ortamda da insanların devlete karşı aidiyeti erozyona uğruyor. Her geçen gün devlet bütünlüğüne inancın biraz daha koptuğunu görüyoruz. Çok acı olan tespitlerimizden biri de budur.
Devletin varlık sebeplerinin yavaş yavaş kaybolduğunu görüyoruz. Bu konuda hareket eden insanların da sıklıkla devleti yaşatmayı bahsettiğini görüyoruz. Tam tamına bir tezat.
“Önce metni görelim”
Soru:Kıbrıs konusunda net politikanız olmadığı eleştirisi var. Bu noktadaki eleştirilere yanıtınız nedir?
Atakan:İki bölgeli, iki toplumlu, BM’nin de zaten kırk sekiz yıldır süren müzakerelerde ana tabanını oluşturan federasyon temelinde bir çözümü destekliyoruz. Ancak bizde her işlerin alevlendiği dönemde ortaya bir şey çıkar çıkmaz önce bir EVET’çiler sonra bir HAYIR’cılar türer. Biz en büyük hasletlerimizden biri olan toplu hareket etme hasletimizi de kaybettik.
Ocak’ta Cenevre’de çok önemli bir zirve var. Geleceğimizi ilgilendiren bir konu ama biz tartışamıyoruz. Biz savunduğumuz bir çerçevede çözümün taraftarıyız. Bununla ilgili irademizi de beyan ettik.
Ama bugünden EVET ya da HAYIR’ı doğru bulmuyoruz. Rasyonel bir sonuç ortaya çıkar, oylayacağınız belge ve kriterler bunlardır denir. Biz etüt ederiz, kendi değer yargılarımız çerçevesinde ‘EVET’ dememiz gerekiyorsa ‘EVET’. ‘HAYIR’ dememiz gerekiyorsa ‘HAYIR’ deriz. Ama her iki seçenekte de nedenleriniz anlatırız.
“Hak etmediğimiz noktadayız”
Soru:Hem iktidara hem muhalefete ciddi eleştirileriniz var. Yerleşmiş siyaset düzenine bir başkaldırı hareketisiniz. Genel durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Atakan: Genel durum oldukça kötü, hak etmediğimiz, hiçbirimizin hak etmediği bir durumdayız. 2017’ye giriyoruz, dünyadaki gelişmeleri gözlemlediğimizde en basit şeylerden bile uzakta bir kaosun, keşmekeşin içindeyiz. Kötünün iyisiyiz diye kendimizi avutamayız. Böyle iyi değiliz. Bize Koltuk meraklıları denmişti. Biz koltuk veya makam meraklısı değiliz. Biz yanlış giden şeyleri düzeltme meraklısıyız.
Bunları yaparken uzun süreli aman uzun süre kalalım derdinde değiliz. Bu koltuklar makamlar halkındır. Halk o makamları daha iyi bir noktaya taşınmak adına ödünç veriyor. Haketmedikleri makamları yıllardır işgal edenlerin birçoğu ve birçok siyasi partisiyaset sahnesinden silinecek. Bunu da biz değil halk söylüyor. Güç halktadır. Yeter ki halk o değiştirme erkinin elinde olduğunun farkına varsın. Hak ettiği yönetime kavuşması için artık çok büyük bir avantajı da var.
































