Köşe Yazarları

HALKI HEKİMLERE DÜŞMAN ETMEK Mİ NİYETİNİZ?






Sendikaların hemen her gün devam eden eylemleri memleketi sarsarken, Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası Tıp-İş, tam bir haftadır grevde. Acil, tanı ve tedaviyle ilgili olanlar dışındaki tüm kurullar durdurulmuş, Perşembe’den beri de polikliniklerde çalışmalar durmuş…

Bir hafta sonunda bir açıklama yapıyorlar, “Hükümet, tarafımızla diyaloğa bile geçmedi” diyorlar.

Peki hekimler ne için eylem yapıyor?

Bir yıldan fazladır, insan üstü bir çabayla, yokluklar, imkansızlıklar içinde çalışan hekimlerin taleplerine bakın;

  1. Sağlık Bakanlığı ile uzlaşıya varılarak düzenlenen hekim kadrolarının Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından münhallerinin ilan edilmesi
  2. Nöbet ücretlerinin yasal mevzuata uygun şekilde ödenmesi
  3. Sağlık hizmetlerinin devamlılığı için görev yerinden ayrılamayan kamu sağlık çalışanlarının yemek ihtiyaçlarının karşılanması
  4. Resmi gazetede 31 Mart 2021 tarihinde yayınlanan Hayat Pahalılığı Ödeneği Hakkı’nın 4 ay süreyle durdurulmasına yönelik 74 Sayılı Yasa Gücü’nde Kararname’nin iptal edilmesi…”.

    “Sayımız yetmiyor, hekim alın” diyorlar. Hükümet oraya buraya yüzlerce vasıfsız yandaş doldururken, hekim istihdamı için tek bir kadro bile açmamakta direniyor. Onun yerine, onlarca boş hekim kadrosu olmasına rağmen, hekimleri iş güvencesiz “hizmet alımı” ile çalıştırıyor.

Sürekli yeni hastane binasından bahsediliyor, ancak bunların içini dolduracak sağlıkçılardan haber yok. Üstüne bir de sınırsız çalışma saatleri arasında yedikleri yemek kesiliyor.

Bugün Tıp-İş, bir basın bildirisiyle, yaptıkları eylem karşısında hükümetin duyarsızlığını halka şikayet edecek.

Ama onlar öylesine duyarsız olmuşlar ki, hastanelerin durumu bile rahatlarını bozmaya yetmiyor.

Böyle bir zamanda sağlık hizmetleri aksamış, umurları değil…

Acaba bunu bir fırsat olarak mı görmüşler? Hani, halkı hekimlere düşman etmek mi niyet?

Yanlış kararlarına takoz koyan, halkı uyandıran hekimlerden bu yolla öç mü alınıyor?

Her yaptıkları işle toplumu bölen, birbirine düşman eden bir hükümetin bu duyarsızlığı aklıma başka bir şey getirmiyor…

 

TATAR GEÇEN YIL “HALK AFFETMEZ” DİYORDU…

Geçtiğimiz hafta Bankalar Birliği toplam yüz kişinin bankalara 1,5 milyar borç taktığını açıklamıştı.

İnternette gezinirken, geçen yıl böyle günlerde zamanın Başbakanı Ersin Tatar’ın bir açıklamasına rastladım.

Tatar, bazı kişilerin, hesaplarında para olmasına rağmen borçlarını ödemediği gibi, parayı çekip, hükümetin sağladığı 90 gün öteleme hakkından yararlanma yönüne gittiklerini söylüyor ve “halk affetmez” diyordu…

Halka şikayet etmiş… Halk ne yapacaktı ki? Ellerinde yetki olan kendileri… Ama işte gördünüz, aradan bir yıl geçmiş, geri ödenmeyen krediler 1,5 milyarı bulmuş. Kimseden hesap sorulmamış, parası olduğu halde, kolaylıktan yararlananlar sistemden çıkarılmamış ya da yargının hızlandırılması için hiçbir şey yapılmamış…

Karşınıza bir siyasetçi çıkar da böyle süslü, gönlünüzü okşayan laflarla birilerini size şikayet ederse, bilin ki kendisi yapması gerekeni yapmayacağı içindir. Nitekim öyle olmuş…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

TARİHİ ANLATALIM AMA:  

“O günleri bilmeyen yeni kuşaklara tarihi anlatmamız gerekir” diyen Ersin Tatar, bir halkın devlet kurduktan sonra devletin bağımsızlığı, yaşatılması ve onurlu bir yaşam sürmesinin esas olduğunu söyledi. Evet genç kuşaklara tarihimizi ve yaşananları anlatmalıyız ancak, yalan ve yanlışlar üzerine kurgulanmış bir tarihi değil, gerçekleri anlatalım. Bu ülkede hür, bağımsız ve onurumuzla yaşamak hepimizin arzusu. Ne yazık ki bugün bu dediklerinizin hiçbiri yok, “egemenlik, egemenlik” diye dilinizden düşürmezsiniz de bir bakın bakalım, şu anda egemen miyiz?

DEVLET BOŞUNA 10 MİLYON ÖDEYECEK:

Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı uyarıyor, “ara seçime 60 gün kala seçim takvimi başlar, harekete geçilmezse, Haziran’da 1 milletvekili için seçim olacak”. Aynen öyle olacak. Genel seçim niyetleri olsa, çoktan partilerle bir konsensusa varırlardı. Bakın göreceksiniz, yaptıkları birçok kötülüğe bir yenisini daha ekleyecekler, 1 milletvekili seçmek adına devleti 10 milyon lira zarara sokacaklar. Saner’e kalsa seçimler 2023’de yapılmalı. Onu anlıyorum da muhalefet bu konuda harekete geçmek için neyi bekliyor işte onu anlayamıyorum…

 

BUNDAN SONRASI ZOR:

YDP kurultayına katılan 4 bin 118 üyenin 2 bin 179’nun oyunu alan Arıklı güven tazeledi. Rakibi Zaroğlu ise 1891 oy aldı. Aslında düşünmesi gereken, 3800 imza ile aday olan Arıklı’nın artık partide Zaroğlu gibi güçlü bir rakibinin olacağıdır. Seçim süresince iki adayın, karşılıklı olarak birbirlerine söyledikleri onca laf ve hakaretten sonra, Arıklı hala “içimizdeki ajanları temizlemeliyiz”; Zaroğlu ise “özür bekliyorum, Arıklı’yla kardeşlik hukukumuz bitmiştir” diyor. Kısaca YDP’de kendi kendini bitirme süreci devam ediyor.

 

UYKUNUZ DA MI KAÇMAZ:

Doktorlar aylardır, “antijen hızlı test kurtuluştur” diye bağırıyor. Sağlık Bakanı Üstel, 8 Mart’ta testlerin KKTC’ye ulaştığını, 11 Mart’ta uygulamanın başlayacağını söylemiş. Aradan tam bir ay geçmiş. Hem de ne ay, vaka sayıları yüzde 1’e ulaşmış, rekor üstüne rekor kırmaya başlamış.  Slovakya bütün ülkeyi bu testlerle taramış, gerçek rakamları bulmuş, vaka sayısını 2 haftada yüzde 80 düşürmüş. İngiltere aynısını yapıyor. Daha ne bekliyorsunuz? O koltuklarda nasıl rahat oturabiliyorsunuz?

 

CEZALAR NEDEN UYGULAMAYA GEÇMİYOR?:

Bugün ev karantinasını halka tanıtacaklarmış. Tam bir hafta önce Meclis’ten geçen yeni cezalar ve yerel yönetimlere verilen denetim yetkileriyle ilgili yasa değişikliği ise hala Resmi Gazete’de yayınlanmadı. Ev karantinasını, kumar turizmini başlatıyorsunuz ama cezalar, denetimler hala uygulamaya geçmiyor. Bir yasanın onaylanmasından sonra uygulamasının bu kadar geciktirildiği görülmüş şey değil. Bunun arkasında ne var? Nereden çekiniyorsunuz? Neden korkuyorsunuz?

 

NASIL OLABİLİR:

YDP Kurultayı’na karantinada olması gereken bir pozitif ve temaslının katılıp oy kullanması aslında hükümetin denetim konusunda ne kadar “ciddi” olduğunun en son örneği. İdiaya göre söz konusu kişi ev karantinasındaymış. Temaslılar otellerde karantinada tutulurken bu kişiye ev karantinası uygulanmasına kim ve hangi gerekçeyle karar verdi. Kurultaya katılıp oy kullandığına göre sağlığı konusunda bir sıkıntı yok demek ki. Belli ki bir yerlerden torpilli bu arkadaş. Bu kafayla bugün uygulamaya girecek yeni açılımların sonuçlarını düşünmek bile beni korkutuyor…







Başa dön tuşu