Köşe YazarlarıSürmanşet

HALKI CEZALANDIRIYORSUNUZ! YA SİZİ KİM CEZALANDIRACAK?     







Yeni bir haftaya başlıyoruz. Ve “inşallah diyoruz geçen hafta yaşatılanları bu hafta da yaşamayız!” Ki bu ülkede gelip geçen “hükümet” adlı çok “yönetimler” tanıdık..                                                                          Aralarında Şöyle böyle  başarılı olanları vardı.. En azından halkını devletiyle barış içinde tutmaya çalışanları vardı.. Halkla el ele olanları da vardı kopuk olanları da antika olanları da!




FAKAT  hiç biri bu günkü Hükümet    kadar halkını çılgına çevirenini, insanlarını saçlarını yolarlarken yollarda çığlık çığlığa  koşturtanını, İnadına ve dikine icraatlarıyla halkını isyan ettireni görmediydi..



BU ayrıcalıkla tarihi özellik “Sucuoğlu Koalisyon Hükümetine” nasip kısmet oldu!

Ki iktidar olalı beridir insanlar ateş üzerinde yürürlermiş gibi çığlıklar atarak havalara fırlarlarken ayni zamanda sara hastalığına   tutulmuş gibi kendilerini yerlere atıp kıvranmaktadırlar!

BİR iktidar “az zamanda memleketi ancak bu duruma sokabilirdi!” Tekmili birden tam takım Sucuoğlu hükümeti bunu başardı ki  bravo!

***

DESEK Kİ bir gün böylesi saçma sapan “yönetimler” tarafından da yönetileceğimiz kaçınılmazdı!

Çünkü sürekli gelip giden “koalisyon Hükümetleri”  öylesine kan kaybettiler ki ellerini oynatacak mecalleri kalmadı..                                                         Kalmadığından da  artık “idarei maslahatçılık” yapıyorlar..                                                                          KKTC’i enflasyon baskısından, pahalılıktan, yaratılan sosyoekonomik krizlerden  kurtarmak için “tedbir” diye alınan yeni kararlarla  halkı beterince katmerlenen yeni sorunlara  mahkûm ediyorlar!                                                       Ve  tutun  ki böylesi bir “hükümet” etme olayı da  “Sucuoğlu Koalisyon Hükümetinin” marifeti oluyor!          ŞÖYLE Kİ   ancak “faşist yönetimlerin” kendilerini halklarına kabul ettirmek için uyguladığı yönteme başvuruyor ve “ben yaparsam olur” diyor!

HAYIR olmaz! Ne sen yaparsan olur ne de Devlet böylesi Hükümetler keyiflerine göre  yönetilir.. Nitekim iktidara gelirken yurttaşlarına “refah ve saadet” vaat edenlerin sonuçta sadece kan kusturduklarının yabancısı değiliz! Çünkü:                                                                                          ***

ASIL  BUNALIM bizatihi “koalisyon hükümetleri” olarak görev yüklenen yönetimlerdir!                                   Nitekim  bugüne kadar birbirleriyle uyumlu, plan program çerçevesinde hareket eden     hükümetler görmek nasip olmadı! …                                                            SİYASİ  partilerden ki bazen bunlar dördü bulmaktadırlar,  “Bakanlık” yüklenmiş vekiller öncelikle  “kendi parti çıkarları” için çalışırlarken; varsa kalan eforları ,onları da kendi çıkarları için harcarlar! Ve Devleti de sadece bu “çıkarlar” planlarıyla yönetmeye çalışırlarken işte şimdilerde yaşanmakta olan kaoso sürüklerler!

Kİ BAZILARI “nasıl olur da bir şişe süt bir şişe bira ile ayni fiyata satılır” diye kafa yorar; kimileri insanların yaşam biçimlerine ipotek koyarak “bu lükstür, bu israftır, bu haramdır” diyerek Allah ile kul arasına girer. Aslında  kişi hak ve özgürlüklerini tepelerler ki artık komünist yönetimlerde bile kalmadı böylesi müdahaleler!

Kaldı ki insanların yaşamlarını denetlemek zapturapt altında tutmak  kimsenin hakkı da değildir..Çünkü:

DEVLETİN görevi şu bu insanların yemelerine içmelerine, gezip tozmalarına, hobilerine, alışkanlıklarına “şerh” koyarak ve zam yağdırarak barikat çekmek değildir! Çünkü:

ASLINDA memleket ekonomisinin çarklarını oluşturan türlü çeşitli, irili ufaklı “sektörlerinin”  işlevsellikleriyle   üretimlerini,  “bu lüks maddedir, bu zararlıdır, bu gereksizdir, bu olmazsa da olur” diyerek kategorize etmek artık şeriat düzeniyle yönetilen Müslüman ülkelerde bile kalmadı.Kaldı ki  ülkede ne kadar ticari  kuruluş varsa tümü de Devletin izini ve  yasal koşulları sonucunda vardır..

Sürekli insanların yaşam tercihlerini dolaylı zamlarla dinamitlemeye çalışmak artık  Afrika’nın Baluba kabilesinde  bile görülmez!

***

ASIL GERÇEK ŞUDUR AMA: Sen Devlet olarak ne verdin ki halkından ne isteyeceksin? Ki hâlâ bu ülkede ne yeterli hastahane vardır ne doktor hemşire.. Yeterli okul ve öğretmen, yeterli yol olmadığınca!… Kısaca daha memleketin alt yapısı bile oluşturulmadı! Fakat:

NE DİYOR SUCUOĞLU?  “Hepimiz elimizi taşın altına koymak zorundayız!”

Maşallah! Neden yıkıp viran eylediğin ekonominin, başaramadığın yönetimin, üstesinden gelemediğin türlü çeşitli sorunların kefaretini bu halk ödesin?

Eğer bu halk elini taşın altına koyacaksa senin orada işin nedir? O zaman “çekil bir başkası gelsin” dmezler mi?

İYİ BE! Memlekete hükümet olmak için ikide birde hükümet bozarlar, seçimlerden seçimlere koşarlar, iktidar muhalefet diyerek birbirlerini yerler bitirirler, sonra da sıkıştıkça; “halk da elini taşın altına koysun” derler!

Nasıl koysun! Siz zaten koydunuz ki bırakın elini kolunu,  parmağını oynatacak  mecali kalmadı!                  HA! Ve cumhurbaşkanımız ne dedi bütün olanlardan sonra? “Pahalılık da hayatın bir cilvesidir.” Dikkatinizi çekerim. İngiltere’de en ünlü üniversitede okudu. Bizatihi kendileri ekonomisttir!  Ve neymiş efendim ekonomik bunalımlar, şimdilerde KKTC’de yaşananlar? “Hayatın cilvesi!”

Dört tarafımız deniz nereye kaçabiliriz ki kurtulmak için!

 









Başa dön tuşu