Ada Osmanlıların elindeyken yabancı misyonlar birçok meselede arabuluculuk yapıyorlardı.
…
O dönemde de şimdiki gibi birçok fırsat kaçırılıyordu.
Yabancıların arabuluculuğundan (bu kelimenin şimdiki siyasi anlamı başka olsa da) herhangi bir meselenin halledildiği de görülmemiştir.
…
Yabancı misyonlar dönemin iç olaylarında da aracı oluyorlardı.
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Dizdar Halil isyanıdır.
Bu olayda İngiliz devreye girmişti ama Dizdar Halil yine de kellesini koruyamamıştı.
Kesik başı balmumunun içinde Babı Ali’ye gönderilmişti.
…
Aracılar devredeydi.
Fırsatlar kaçırılıyordu…
…
BM’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide, anlaşılan biraz kendine gelmiş gibi.
O da diğerleri gibi fırsatların kaçırıldığından bahsetmeye başladı.
…
Halil Dizdar Girne Kalesi’nin komutanıydı.
Vergi Yüzünden Osmanlının Kıbrıs Valisine isyan etmiş,
Mağusa, İskele ve Lefkoşa Kalelerinin üzerine yürümüştü.
Ama ne Lefkoşa’da, ne de Mağusa’da başarılı olmuş, İskele’yi ise kısa süreliğine almıştı.
…
Dizdar Halil anlatılanlara göre Kıbrıslıydı.
Girneliydi.
Gine Kalesi’nin de komutanı.
Beş bine yakın güç toparlamıştı.
Kalkan kılıç Osmanlı valisinin üstüne yürüyorlardı.
Siyasi dengeler bugünkü gibi değildi.
Mesela, şimdi hangi papaz, hangi Rum siyasetçi Türk tarafını Ankara’ya şikayete gider ki?
Geçmişte öyle değildi.
Dizdar’ı Padişah’a jurnalleyen dönemin Başpiskoposu Paisios’tu.
Yanına Baf ve Girne piskoposlarını da alarak İstanbul’a gidip Dizdar Halil’i jurnallemişler, bu Kıbrıslı Halil’in vali olmak istediğini anlatmışlar ve yeni bir Vali istemişlerdi.
Jurnal üzerine Padişah yeni bir vali ve askeri güç yollamıştı.
…
Bunlar olmazdan önce,
Dizdar Halil Lefkoşa’yı topa tutar.
O sırada rica üzerine İngiliz Konsolosu Timothy Turner birkaç kez devreye girer,
Dizdar Halil’e irtibata geçer ve,
Taraflar arasında aracılık yapar.
Şimdiki gibi.
Şartlarını falan öğrenir ve Lefkoşa’ya bildirir.
Neticede olmaz.
Fırsat yaratılamaz.
Olanlar daha sonra olur.
Papazların jurnali işe yarar.
Dizdar’ın kellesi gider.
İngiliz de fırsatlar kaçırıldı diye dövünür!..
…
Eide adaya uçarak gelmiş ve çözülmeyecek bir şey yok demişti.
Baktı gördü ki,
Çözülmesi gereken çok şey var.
Bu sefer fırsatlar kaçırılıyor demeye başladı…
…
Aynı film sürüyor.
Ara vermeden.
Bir tek jurnalin şekli değişti.
Her iki taraf da bunu iyice öğrenmiş durumda.
Mesela bir yabancı misyon taraflarla tek tek görüştüğünde, aslında yapılan şey görüşmeden çok, tarafların jurnallerini almaktır.
Tarafların uluslar arası ilişkileri de, aslında uluslar arası jurnale dönüşmüştür.
…
Ta Halil Dizdar’dan bugüne Eide nasıl toparlayacak?
































