Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HALÂ İDEOLOJİK SAPLANTILARDA İNAT ETMEYE DEVAM EDECEK MİSİNİZ?

*Önce hatırlatalım:  “Hâlâ bağımsızlığımız elden gidecektir yargısında TC’den borularla Kuzey’e akıtılacak suya karşı mısınız?
*Sudan sonra kablolarla TC’den KKTC’ye elektrik akımı aktarılmasına da karşı çıkacak mısınız? 
*Ankara ile KKTC arasında imzalanan ve 2013-2015 yıllarında uygulanması gerektiği halde bugünlere kadar “böylesi modeller bize uygun değildir” deyip savsaklanan  “Ekonomik ve Mali tedbirler paketine”  karşı çıkmaya devam edecek misiniz?
*FIFA ve UEFA’ya üye olan Güney Rum’unun KOP’una bir  “alt kümesi”  olarak duhul eylemek için divane olunurken;  sırf TC ile olan ilişkileri kopartmak  için iki ülke arasındaki gayrı federe takımlar arası futbol karşılaşmalarına hâlâ sırt dönüp dudak bükmeye devam edecek misiniz? 
*Annan Planı’ndan bu yanadır sistematik şekilde sürdürülen ve gitgide hiddet dolu tepkilerde  “Türkiye’yi istemeyiz”  sloganlarına dönüşen kampanyaları hem de Rum’la aşna fişne olarak sürdürmeye devam edecek misiniz? 
*Bağımsızlık ve egemenliğimize bile Güney’le birleştirilmiş  tek vatanlı bir Kıbrıs’la ulaşacağımız inancında hâlâ  “Türkiye dışarı” diyecek misiniz?    *Ve ideolojik saplantılar haline getirdiğiniz bu inatçılığınızı sürdürmeye devam edecek misiniz?
Öyleyse gelin Kıbrıs Türk Hava Yollarının batışından bu yanadır teker teker iflas eden Devlet sektörlerimize bir de  bu siyasi ve ekonomik yargılarından hareket ederek bakalım: 
     **********
   ELEKTRİK ZAMMI KAÇINILMAZDI
Fakat aynen KTHY’de olduğu gibi yıllardır devam eden  bu “kaçınılmazlığı”  izale edecek olanaklar da elimizin altındaydı. Siyasi iktidarların,  Kıb-Tek’in iradesindeydi? “Kurumdan” başlatılacak  “yeniden yapılanma”  hareketleri ile halka yansıtılacak ödenmesi gereken bedeller zaten  “sistemi” de kapsamına alan  “ekonomik ve mali tedbirler paketi”  ile ortaya konmuştu…  Ya Kıb-Tek özelleştirilecekti yahut  özerkleştirilecekti… 
Bunun için de Ankara ile kavga etmeye gerek yoktu!  Binali Yıldırım’la oturur bünyeye uygun ne ise o sistem üzerinde mutabakata varılırdı…  Nitekim “Sütçülük”  kooperatifleştirildiydi ki şu anda hem kendini kurtardı hem de Kıbrıs Türk ekonomisi içinde yerli yerine oturdu…
Kıb-Tek’te öyle olmadı ama.  Ne çalışanlar soktular ellerini taşın altına ne de siyasi iktidarlar…  Ve sonunda her zaman yaptıkları gibi en kolayını yaptılar:  “Basarız zammı,  Kurumun batışını önleriz”  dediler!
ÖNLEYEMEZSİNİZ:  Bunu söylemek için ekonomist olmaya gerek yoktur. Bu elektrik zammı ile asıl şimdi memleketi yaktınız çünkü okuması yazması olmayan inşaatlardaki Kürt işçi bile bilir ki  “elektriğe yapılan zam,  ötesi tüm sektörlerle ulaşımı,  imalatla tarımı, turizmle duvarlarına elektrik sayacı çakılı  ne varsa hepsini de pahalılığın dalgaları içine alıp boğacaktır! 
O zaman da sormak vacip olacaktır:  “Siz bu elektrik zammını  “Kurumu”  kurtarmak için mi yaptınız yoksa “tırnak kadar fedakârlık yapmayan Kıb-Tek çalışanlarını kurtarmak için mi yaptınız?”      “Fedakârlık” lafını laf ola söylemiyoruz.  Rum daha geçen gün onca maaş kesintilerinden sonra milletvekillerinin emeklilik maaşlarında da kesintilere gidiyor ki  sözünü ettiğimiz  “fedakârlık”  budur… 
Bizde ise tek  “fedakâr”  dolayısıyla  “cefakâr” vardır,  o da halktır! Bir yerde “sabit ücretlilerdir…”  Ki yıllardır zam almadan zam üzerine zam zılgıtı yemektedirler…
Oysa devir,  evet,  fedakârlık devridir.  Fakat eğer tümden paylaşılır ve de abuk sabuk siyasi anlayışların kronikleşmiş yanlışları üzerlerine oturtulmazlarsa!    VE EKLEYELİM:  Ankara ile kavga edeceğinize,  gidin Ankara’ya ve  Kıbrıs Türk halkının İngiliz sömürge döneminden beridir bu adada süregelen varoluş savaşımını anlatın… Anlatın ki bir asırdır Türkiye’ye karşın siyasi çözümsüzlük nedeniyle bu halk sanıldığından çok çekmiştir…  İnanıyoruz ki anlatırsanız anlayacaktır…           Buna da çok ihtiyacımız vardır çünkü yakında gelecek olan 2014 için söylenenler,  “katmerlenecek fedakârlıklara  hazır olmamızı müjdelemektedir…”  Mesela ne diyor Maliye Bakanı Zeren Mungan?

     **********
MALİYE BAKANI MUTLU YARINLAR VADETMİYOR!
  Her şey bir yana. Memleketin aynalarda yansıyan vaziyeti umumiyesini görmek isterseniz Maliye Bakanı’nın aynasına bakacaksınız. Neyi yansıtıyorsa memleket odur!
Mesela şimdilerde Maliye Bakanı Mungan  “2014 yılında  bütçe açıklarını  iç kaynaklardan sağlayacağız ancak bunlar fon ve vergiler  olmayacaktır”  dedi ya!
Ne gördünüz aynada?  “Gözümüz aydın,  hazırlanın yeni dolaylı vergilere!”  (Her ne kadar Mungan dolaylı 2014 bütçe açığını kapatmak için  kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına alarak gerçekleştireceğini  söylemiş olsa da, çaresiz o dolaylı vergilere asılmaktan başka çaresi olmayacaktır diyoruz.) 
Sonuçta elektrik zammı yanı sıra bilumum ithal ürünlere  “zam”  yapılacak ki memleketin hazinesi kurtulsun, aksi halde Soyer döneminde olduğu gibi  “hazine battı haydin erken seçime”  demek mukadder olacaktır! 
Tabi bu yeni  “zamlar”  haberi ile birlikte bir şey daha olacak?  Kıbrıs Türk halkı,  zaten bir asırdır ayvayı yemektedir, 2014 yılında da yemeye devam edecektir.  Bunun adı  da  “mukadderat”  olarak konacaktır!
     **********
ELEKTRİK ZAMMININ GÖLGELEDİĞİ BİR DRAM  (O GENÇLERİN NE GÜNAHI VARDIR?)
Artık “çaresizliği” oynayan Başbakan Yorgancıoğlu iktidar olmanın yetki ve sorumluluklarının faziletini kurtarmak için  “kamunun vicdanına”  sığınıyor.  Ve diyor ki  “UBP döneminde yapılan istihdamlar kamuda çok tartışılmıştır. Kamu vicdanını yaralayan bir konudur.  Yaralanan kamu vicdanlarını tamir etme adına 2013 yılında bir yıllık sözleşme şeklinde devlette yapılan istihdamların 31 aralıkta dolacak olan süreleri yenilenmeyecektir…” 
NE OLUYOR? Usulsüz istihdamlarla yaralanan kamu vicdanları tamir edilirken,  bu kez de yerlerine CTP-UG Koalisyon hükümetinin yaraladığı  “kamu vicdanları konuyor!” 
Kıbrıs Türk halkı gelip giden iktidarların partizanca tutumlarında savruluyor.  Atlar tepişirken arada kalanlar eziliyor…
Gerçekte artık bu usulsüz “istihdamların durdurulması”  hukuk çerçevesi içine çekilmesi gerekir.  Her yeni kararın da bir başlangıcı olacaktır,  tutun ki Başbakan da bu başlangıca imza atmıştır…
Fakat inandırıcılık yoktur bir  “kamu vicdanlarının sızlamasından söz edilirken hiçbir suçu olmayan istihdam edilmiş o gençlerin yaralanan vicdanlarının ne olacağını düşünen yoktur iki…
Devlet yurttaşlarını kucaklamak zorundadır.  Geriye dönüp UBP’nin yaptıklarını yıkmak bir kesim tarafından olumlu karşılansa da bir kesim tarafından telin edilecektir.  Çünkü söz konusu olan  “aş iş hayat hakkıdır.”  Bu ülkede tutunmaya çalışan insanların  yıkılan umutlarıdır… 
Ben gençlerin  “beceriksiz yöneticiler” elinde böylesine savrulup sadece  “oy aracı olarak kullanılmalarına” fena halde üzülüyorum çünkü işsizlik nedir biliyorum…