Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hala anlamak istemeyenlere…

Bu hikaye, Türkiye’nin bugünkü durumunu hala anlamayanlar için;

Bir gün Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe’den, bir Arap, devesiyle Şam’a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış: 
– Ver o dişi deveyi bana! demiş. Tartışma büyümüş, Küfe’den gelen adam, “Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir” diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar. Konu Muaviye’ye yansımış.
Halk meydanda toplanmış… Muaviye, Küfe’den gelenle Şam’da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış:
– Bu dişi deve Şamlınındır!
Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş:
– Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?
Cemaat hep birlikte bağırmış:
– Şamlınındır!
Küfeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış:
– Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye anlat ve de ki: “Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!

***

Bu hikaye de “halk iradesi,halk iradesi” deyip de vatandaşı bu hale getirenler için;

“Çok iyi dini eğitim vermesiyle ünlü bir dergahta, çok iyi eğitim alan, çalışkanlığıyla ünlü bir öğrenci  ‘Ben artık oldum’ demiş ve hocasının  huzuruna çıkmış;

   – ‘Hocam, izin verin ben ayrılayım, insanların arasına karışayım, iyiliği güzelliği onlara öğreteyim’ demiş.

   Hoca düşünceli bir şekilde sakalını sıvazlamış ve;

   – ‘Henüz erkendir, acele etme. Daha öğreneceğin konular var’ yanıtını vermiş.

   Genç ve başarılı talebe ısrarlı;

   – ‘Hocam izin verin ben gideyim, öğreneceğimi öğrendim, bunları öğretmek istiyorum.’

   Sabırsız öğrencisi karşısında bunalan hoca ‘peki gidebilirsin’ demiş.

   Sabırsız öğrenci yola çıkmış, az gitmiş, uz gitmiş, yeşilliğiyle güzel sularıyla bereketli küçük bir köye yerleşmeye karar vermiş.

   Ve başlamış camiye gitmeye.

   Köyün yaşlı bir imamı varmış.

   Yaşlı imam fiziksel zorluklarına rağmen, namaz vakitlerinde şaşmaz, köylüye akıl satmakta geri durmaz, küskünlerin, sorunluların hacinalığını yapar, dünyalığına dünyalık katarmış

   Yaşlı imamın öncülüğünde namaz kıldırırken, köy halkını ve olup bitenleri öğrenen genç öğrenci, yaşlı imamın aslında dini bilmediğini, inananlara yalan-yanlış şeyler öğrettiğini görmüş. Üstelik dini, çıkarları için kullandığını da dehşet içinde fark etmiş.

   Ve başlamış yaşlı imamın aleyhinde konuşmaya.

   – ‘Bu adam size dini değil, hurafeleri öğretiyor. Siz de yanlış yapıyor ve günah işliyorsunuz. Üstelik hep çıkarlarını düşünüyor, sizi kandırıyor ve mallarınızı elinizden alıyor.’

   Köylülerin aklı karışmış.

   Bir yanda yıllarca taptıkları yaşlı imam, diğer yanda olağanüstü şeyler  söyleyen genç imam.

   Tabii ki yaşlı imamın olaylardan haberdar olması gecikmemiş. Köyün ileri gelenlerini bir araya toplayıp, köylüyü genç imama karşı kışkırtmaya başlamış.

   Huzuru ve düzeni bozulan köylü, genç imamı köyden kovarak eski huzura! kavuşmuş.

   Genç imam süklüm püklüm dergaha geri dönmüş ve hocasının huzuruna çıkıp başına gelenleri bir bir anlatmış.

   Hoca;

   – ‘Ben sana dememiş miydim daha öğreneceklerin var diye, şimdi öğrenip öyle gideceksin.’

   Genç imam, öğrenmesi gerekenleri de öğrendikten sonra köye geri dönmüş.

   Ve başlamış yaşlı imamı övmeye, ne kadar iyi ve mükemmel olduğunu anlatmaya. Köylü önce olanlara şaşırmış ama sonra geçmişi unutmuş.

   Genç imamın da övgüleriyle yaşlı imama tapanların sayısı her geçen gün artmış, ünü dört bir yana yayılmış, kıldırdığı namazlara büyük rağbet başlamış.

   Vaktin geldiğini gören genç imam bir cuma namazında söz almış;

   – ‘Ey mübarek adam sen ne ulu kişisin, Allah seni başımızdan eksik etmesin. Sen Allah’ın yeryüzündeki görüntüsü gibisin, sen kutsalsın, sen ilahi bir varlıksın, sen her şeyimizsin.’

   Genç imam konuştukça camideki köylüler galeyana gelmiş.

   Genç imam galeyana gelen köylüleri gördükçe övgünün dozunu artırmış.

   Övgüler arttıkça köylüler trans halinde bağırmaya başlamışlar.

   Ve genç imam anahtar cümleyi söylemiş;

   – ‘Kim ki bu mübarek adamın sakalından bir tel söken doğrudan cennete gider.’

   Galeyana gelmiş kalabalık yaşlı hocanın üzerine hücum etmiş ve onu parçalamışlar……”