Köşe Yazarları

HALA ALDANACAK MISINIZ?






Çektirdikleri fotoğrafları görüyor musunuz?




Her nereye giderlerse gitsinler, etraflarında en az 5 kişiyle fotoğraf çekip atıyorlar. Acaba diyorum, bu da mı bir algı hesabı? Bunlarla mı uğraşıyorlar?



HP Milletvekili Tolga Atakan sosyal medyadan isyan ediyor…

“Halk benzin kuyruklarında, hükümet seçim turlarında.

Halk hastane kuyruklarında, hükümet seçim turlarında.

Halk taksit ötelemek, borç yapılandırmak için banka kuyruklarında, hükümet seçim turlarında”…

Eksiği var, aday belirleme kuyruklarındalar…

Başbakan Sucuoğlu’nun şu anda başını kaşıyacak zamanı olmaması gerekir değil mi? Yook, öyle rahat ki, her gün onlarca adayın adaylığını kabul ediyor, bir de yüzlercesiyle fotoğraf çektiriyor. Anlaşılan o ki, mesaisinin tamamı partide bu işlerle geçiyor…

Tatar’ı boş verdim zaten. Hem yapacak bir şeyi yok hem de onunla aynı dünyada yaşamıyoruz…

Bu ne rahatlıktır kardeşim? Göstere göstere yapılır mı bu işler? İşte aday belirlemenin bir takvimi var, ona göre yapsınlar müracaatlarını, ne günse o gün oy kullanın bitsin. Olmaz, bu bile oy hesabı. Orada olacak, aday adayının elini sıkacak, tüm beraberinde getirdikleriyle fotoğraf çekecek ki, şirin görünsün…

Marketler boşalmış, tedarikçiler marketlere “kısa vadeli, döviz üzerinden alırsan ne ala” demekteymişler. Piyasada panik başlamış. Akaryakıt bitmiş. Elektrik için kullanılan akaryakıtı alamamışız, parasızlıktan, gemi geri gitmiş. AKSA bile üretimi durdurma noktasındaymış. Lefkoşa Belediyesi, aynı sebepten Pazartesi gününden itibaren araçlarını çıkaramayacağını söylüyor. Taşımacılar, akaryakıt yokluğundan araçlara kilit vuruyormuş, toplu taşımacılık da duracakmış.

Hayat duruyor ülkede, hayat…

Ama arkadaş UBP aday adaylarıyla gün geçiriyor…

 

Her gün birkaç örgüt açıklama yapıyor hani “bittik” falan diye…

 

Bağımsız Şoför Okulları Birliği, şoför okulları sınav sisteminin değiştirilmesini talep etmiş. Sendikalar asgari ücretin yeniden belirlenip, Ocak’ta yürürlüğe girmesini talep etmişler. Daha niceleri…

 

Ben de bunları okudukça şaşıyorum. Yahu yardım talep ettiklerinizin meşguliyetlerini görmüyor musunuz?

 

Onların bu ülke insanının dertleriyle ilgili bir gayretleri, gaileleri var mı ki sizi dinlesinler de derdinize çare arasınlar? Nenem böylelerine “kan ayaklı” derdi. Asıl ondan…

 

Bunca ağlamadan, bunca felaketten sonra, size yine hayal satacaklar.

 

Bakın göresiniz, bir haftaya propaganda dönemi başlayacak.

 

Bırak açlığı, kıtlığı, refah diyecekler, kalkınma diyecekler, kalkınma…

 

Yiyecek misiniz?

 

Aldanacak mısınız?

 

Yaptıkları yapacaklarının teminatı. Ülke, tarihinin en kötü dönemini yaşarken, parti toplantılarında gün geçirdiklerini, kıllarını kıpırdatmadıklarını unutacak mısınız?

 

O zaman başınıza geleni de çekeceksiniz…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

 

ORADA NE VARSA BİZDE DE OLACAKTI:

Zamanında “Türkiye’de ne varsa sizde de olacak” demişti AKP’li Binali Yıldırım. O zaman bu sözlere gülüp geçmiştik. Bugün, bizim değil, onun haklı olduğunu yaşayarak görüyoruz. Gerçekten orada ne yaşanıyorsa, burada da yaşıyoruz. Uzun kuyruklar, yokluk ve yoksulluk, stokçuluk ve krizi ranta çevirenler… Üzülüyorum, bizi bu duruma sokan, biat kültürü ile onurumuzu iki paralık edenler, bugün hala daha sokaklarda hiç sıkılmadan, “bizi iktidar yapın, Türkiye bizi istiyor” diyebiliyorlar. Ve en acısı hala bunlara oy verecek olanlar var…

 

UFAK ATIN DA:

Seçim zamanlarında adayların atıp tutmalarına bayılıyorum. Hani söylediklerine, verdikleri sözlere, ülkeyi ne kadar sevdiklerine, tek dertlerinin ülkeye hizmet olduğu söylemlerine çocuklar bile inanmaz ama, onlar atmaya devam ederler, kazanınca da hepsi unutulur. Mesela bir aday hanım vekil, “halkın içinde pek yer alamadım. Yapmak istediklerimi yapamadım. Daha fazla insana dokunacağım. Tecrübeliler ‘biz varız’ dedi. Kenara çekildik, performansımı gösteremedim. İyi işler yapmak istiyorum” dedi. Sanki 4 yıldır iş yapmak istemiş de elini tutan varmış gibi…

 

HER DEVRİN ADAMI:

KKTC’de yaşanan son siyasi gelişmelere bakınca, rahmetli Denktaş’ın o sözleri geliyor aklıma. Ne demişti Denktaş, “Her Devrin Adamı olmayın. Her Devir Adam Olun”. Sanki de bugünün siyaseti için söylenmiş. Aman dikkat, 600 adayın içinden her daim adam olanı seçin, her devrin adamlarını değil. Onlardan hayır gelmez.

 

PİLLİ COVİD’E BİTİŞ TARİHİ VERDİ:

Sağlık Bakanı Pilli, hastalık çıktığında, yükseldiği gibi düşer demişti de “müneccim midir” diye sormuştum. Bu defaki öngörüsü daha da beter. “Bu koronavirüs benim dönemimde başladı, benim dönemimde bitecek” diyor. Neye dayanarak? Hiç belli değil. Bir de yine geçmişteki gibi sinirlenmeye başlamış, basına saldırmış. Aleyhine yazanlar, gün gelip hesap vereceklermiş. Önce kendisi hemşire yokluğundan açılamayan yoğun bakımın, kayıt memurlarını kaydırdığı için yollara taşan kuyrukların, ilaçsızlıktan kırılan hastaların hesabını versin, sonra biz de veririz…

 

ZAHMET OLMUŞ:

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, AB’nin healthpass’ı için güneyle temasların kısır döngüye girdiğini, bunun üzerine Türkiye ile temasa geçtiklerini söylüyor. Lütfen, zahmet olmuş. AB Komisyonu’nun Türkiye’nin aşı sertifikalarını tanıdığı tarih, 19 Ağustos. KKTC’de aşı olup Türkiye’ye gidebilen ve de TC vatandaşlığı bulunanlar bir şekilde bu sisteme girebiliyor. Yani, yöntemi de belli. Bunca zaman AB kapılarında ağlayacağınıza sorunu Türkiye üzerinden 4 ay önce çözebilirdiniz…

 

SENİN MALIN BENİM MALIM…:

Bir vatandaş, nenesinden kalan Poli’deki malı üstüne alabilmiş. Ardından, malın Rum Vasilik Kurumundan çıkarılmasını da talep etmiş. Rum Yüksek Mahkemesi reddetmiş. Sebebi; araştırmışlar taraştırmışlar, Güzelyurt’ta bu mala karşılık aldıkları bağların bahçelerin kaydını bulmuşlar. Mübarek adam, en azından kuzeyde aldıklarından feragat etseymiş ya bari…





Başa dön tuşu