Köşe Yazarları

SEÇİLİP SEÇİLEMEMEK – ALLAH UTANDIRMASIN!






Önümüzdeki ay yine erken genel seçimler olacak. Sık sık seçim yapılan ve git gide daha kötü duruma düşen ülkem insanı ile yine koşturmalı bir dönem yaşayacağız. Seçimle bir şeylerin değişemeyeceğine inanan pek çok insan gidip oy kullanacak. Belki de ülkemizin en zor dönemine tanıklık eden bizler, hayallerde, umutlarda dibe vurmuş bir şekilde, gidip oy vereceğiz.




Önceki seçimde ben de adaylık tecrübesi yaşamış , o paslı kapıdan girmiş, pek çok yeni ders almıştım. Seçimlere dair ne çok arka mahalle görmüştüm, hala sindiremediğim. İlk ve son deneyimdi benim için bu yolculuk. O deneyimden sonra emin olmuştum ki bu ülkede yapılan siyaset bana ve benim gibilere göre değildi..



Benim düşüncemin aksine pek çok arkadaş temcit pilavı gibi her yerden çıkıyor. Seçilmedikleri halde yıllardır, usanmıyorlar, bıkmıyorlar bu  yollarda koşturmaktan. En çok garibime bu gidiyor. Dedim ya farklı bir dünya var bu seçim yarışında ve bizim gibileri içine almıyor. İçine aldıklarını da bir türlü bırakmıyor, veya onlar bir türlü kendilerini bu düzenden alamıyorlar.

Bu yaklaşan seçim dönemi bana aday olduğum zaman düşündüklerimi ve yazdığım bir yazıyı yeniden hatırlattı. O dönemde yazdığım yazının altına yeni tarihle imzamı atıp sizinle paylaşmak istiyorum:

Aday olduğum ilk günden itibaren insanların kullandığı bir cümle üzerine çok düşünmüştüm. Aslında bunun ne kadar kıymetli bir temenni olduğunu sanırım video skandalını yaşayan insanlar daha iyi anlamışlardır. Özellikle belli bir yaş diliminde olanlar beni her gördüklerinde temennilerini dile getiriyorlardı:

Bedia Balses

 ALLAH UTANDIRMASIN!

Onların kastettiği şey seçimi kaybetmekti belki ama benim hayatımda utanmanın karşısında yazan değer bu değildi. Geçen ay pek çok seçim kazanan ve başbakan olan Sn. Saner’in  yaşadıklarının ardından “utanma” duygusunu yeniden anlamlandırmamız gerekmektedir.

Umarım bu seçimde yaşadıklarımız ders olur ve seçimi kaybedeceği için değil, utanacak davranışlarda bulundukları için mahcup olabilen insanları ayırt edebiliriz. Koltuğun satın alamayacağı değerlere sahip insanları seçebiliriz.

Umutları geçtik doğru düzgün adayların seçilmesinin peşindeyiz.

utanmak

Ne diyelim ALLAH UTANDIRMASIN…

Elbette çok güzel bir temenni bu. Kim ister utanmayı? Utanılacak duruma düşmeyi?

İnsan neden utanır sizce? Seçime katılınca kaybetmekten mi? Koskocaman ülkenin karar vereceği, farklı dengelerin, farklı kuralların olduğu bir seçime girmekle her şeyi göze alan ama bilemeyen ben şunu düşündüm:

İnsanın utanç duyacağı şeyler benim için seçim kaybetmek değildir.  Çalmak, çırpmak, taciz, tecavüz, haksız kazanç, birinin önünü kesmek, birilerinin başarısına engel olmak, haksız kazanmak (seçim bile olsa), hile yapmak, para gücü kullanarak seçilmektir utanç duymak mesela.  Ben hayatım boyunca bunlarla mücadele eden bir insanım. Benim için kazanmak ya da kaybetmek kelime anlamları dışında başka anlamlar da taşır. Ülkenin gerçek yüzünü görmek, insanların beklentilerini, kırıldıkları yerleri, partilerin uzun yıllar boyunca açtıkları yaraları, dostluğu, vefayı, vefasızlığı, namussuzluğu,inancı, güvensizliği iç içe yaşadığım,  açık ve net bir şekilde gördüğüm bir zaman dilimi bu.

Başarılı olmak ama neye kime göre? Sevilme, tiklenmek, tercih edilmek… Hangi değer yargıları taşıyarak ve hangi anlam yüklenerek. Hangi terazi ile?

utanmak

Seçime katılmak biraz da ülkenin arka mahallelerini görmek gibidir. Başka kapılar açılır, başka beklentiler gelişir, başka duruşlar ortaya çıkar. Her şeye rağmen seçilmek,  ya da oyunu belli bir çıkar karşılığında vermek siyasetin bir kuralı olduğu için bizde “pis siyaset, kirlenmiş ortam” ortaya çıkıyor. Her iki taraf da aslında aynı duruşu sergiliyor. Çıkar için pazarlamak, pazarlanmak.

Bu davranışlar utanç olmaz da herhangi bir olası durumda kaybetmek utanç mıdır? Benim gibi yeni yüzler, yani acemiler bu pis ve kokuşmuş siyasetin içerisinde kirlenmeyen halk insanını temsil eder. Bunu kimse yabana atmasın.

Belki çıkar uğruna veremediğimiz oyların toplamıdır ülkenin bugünkü durumu…

Ne dersiniz, bu yoz, bu berbat ortamın seçmenleri biz değil miyiz?





Başa dön tuşu