Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HAFIZAYI TAZELEDİK…

Dün arşivleri karıştırırken rastladım. Geçtiğimiz yıl bugünlerde, Eroğlu’nun yeniden Cumhurbaşkan adayı olup olmayacağı tartışılırken, Nazım Çavuşoğlu, hiç alakasız bir şekilde, “Başkan arayışında değiliz… Hüseyin Özgürgün’e desteğimiz tam” demiş…
Biz de, bunu “Bayram değil seyran değil” diye yorumlamışız.
Biraz daha geriye gittim; yani bugünden iki yıl kadar öncesine…
Genel seçimlerde milletvekilliğini kaybeden İrsen Küçük, hatırlarsanız Başkanlığı bırakmaya pek yanaşmamıştı da, bir çok aday ortaya çıkmıştı. Sonunda Küçük; “Bir tek adayda anlaşın, yoksa Başkanlığı bırakmam” demişti…
Bu arada adaylık için nabız yoklayan Nazım Çavuşoğlu ve Sunat Atun da aday olduklarını açıklamışlar ve sonuçta 14 milletvekili aralarında yaptıkları oylamada, Özgürgün’ün tek aday olmasına karar vermişlerdi…
O oylama da ilginçti. Hatırlayacaksınız, birinci turda Özgürgün 6, Çavuşoğlu 5 ve Atun 3 oy almıştı. İkinci turda Sunat Atun'un oyları Özgürgün'e kaymıştı…
Amaçlarını “UBP’yi İrsen Küçük’ten kurtarmak” olarak açıklamışlar ve tek adayda birleşmişlerdi.
Bu kez de gerekirse, ikinci turda Özgürgün’e karşı birleşeceklerini söylüyorlar…
Şimdi bugünden geriye bakınca, yaşananlar daha da ilginç görünüyor…
2012’den bu yanae UBP, Tüzük Kurultayı da dahil, sanırım 4 kurultay geçirdi…
3 yılda 4 kurultay…
Aslında büyük çalkantı. Fakat ne yazık ki, yeni bir şey yok. Hep aynı isimler… Bir orada, bir burada… Ya da sürekli adaylıklar…
Bunca devinim, bunca çırpınmaya göre, sanırsınız ki, yeni bir anlayış, yeni bir zihniyet çıkaracaklar. Maalesef öyle bir görüntü yok….
İrsen Küçük sonrası, kınına sokulan kılıçlar, yeniden çıkmış, partiyi yıpratma adına ne varsa yapılmakta.  Aday sayısının bolluğuna da bakınca, “ya ben, ya hiç” noktasına geldikleri görülüyor.
Bu durum da UBP’nin yakın geleceği için hiç umut vermiyor…

 

DEDİK YA ARŞİV KARIŞTIRDIK…
CTP-DP koalisyon dönemi Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Bakırcı’nın “Suyu yönetemeyiz” çıkışı hatırlardadır. O da geçen yıl bugünlerde…
Zaten bugün yaşanan tartışmaları başlatan ilk çıkış da buydu sanırım.
O açıklama üzerine Nazım Çavuşoğlu’nun da bir açıklaması var…
Çavuşoğlu “Bakırcı’nın söylemine prensip olarak karşıyım. Ancak bu söyleminin devletin imkan ve kabiliyetleri açısından yapıldığına inanmak isterim. Bakanlığım döneminde su işlerinden sorumlu birimlerin ve belediyelerin iş kapasitelerini yakından tanıma fırsatı buldum. Belediyelerin tahsilatta ülke genelinde gerçekleştirilen oranı % 50’lerde seyretmektedir” demiş…
Bugün bakıyorum, su konusunda diğer adaylar şöyle veya böyle görüş belirtirken, eski bir Çevre Bakanı olarak, bir tek Nazım Çavuşoğlu’nun açıklaması yok…
Ha bir de, o günlerde fena halde yüklendikleri Hamit Bakırcı’nın, Aralık 2014’de UBP’ye katılımına onay verdiklerini de hatırlamak gerek…

Ara sıra hafızayı yenilemekte, biraz geriye dönüp bakmakta fayda var.
Birileri algı yaratmaya çalışırken, olayları gündelik değerlendirip tuzağa düşmemek için…

 

YERİN KULAĞI VAR
ŞİMDİ MODA ÖZERKLİK:
Son yıllarda özellşetirmeye karşı geliştirilen özerklik söylemi moda oldu. Telekomünikasyon Dairesi, Elektrik Kurumu derken, şimdi de suyun özerkliğinden bahseder olduk. Telekomünikasyon  Dairesi’nin durumu ortada. Elektrik Kurumu ise özerkliği çoktan aşmış, cumhuriyet olmuş. Baksanıza ne Sayıştay girebiliyor, ne de istihdamlarla ilgili bilgi veriyor. Eğer suda da özerklik dedikleri buysa, aman kalsın biz almayalım… 

ŞİMDİDEN SU KAYNATTI:
CTP milletvekili Asım Akansoy, CTP-UBP Hükümeti’nin ‘su’dan sebeplerle bozulmayacağını, hükümeti bekleyen tek riskin UBP Kurultayı olduğunu iddia etti. Keşke öyle olsa ama, birilerinin daha şimdiden  “su kaynattığını” görüyoruz. Sanayi Holding, KTHY, ETİ ve daha niceleri sudan sebeplerle yok olup gitmediler mi..?

TARIMDA KULLANILACAK SU:
Unutulan birşey var galiba. BESKİ gelecek suyun sadece evlere dağıtımına talip bildiğim kadarıyla. Ancak gelecek su tarım alanında da kullanılacak…Bu durumda tarıma verilecek su konusunda yetki kimde olacak veya bunun için de ayrı bir şirket mi kurulacak… ?

KAFALAR KARIŞIK:
Su konusunda vatandaşların aklı karışıkmış. Nasıl olmasın ki? Kimin eli, kimin cebinde belli değil, her kafadan bir ses çıkıyor… Keşke kafası karışık olan sadece vatandaşlar olsa. Ama işin garibi, su konusunda bizi yönetenlerin de kafası karışık bugünlerde… Hele bir onlar karar versinler ne yapacaklarına…

DEVAM EDECEK:
CTP-UBP hükümeti kurulalı belki henüz üç ay gibi kısa bir süre olmasına rağmen, geçen süre zarfında hükümetten sorunları çözme konusunda umudunu yitirenler eylem ve grevlere başladı bile. Geçen süre zarfında atamalar dışında dişe dokunur bir icraatı olmayan hükümeti, önümüzdeki günlerde çok daha ciddi eylemler bekliyor…

EĞİTİMDE KALİTE:
Üniversitelerin kayıt dönemi ya bu aralar, gazetelere şöyle bir bakın, neredeyse tüm üniversitelerimizin konuştuğu tek konu, kaç öğrenci yazdıkları hakkında. Bilmem hangi üniversiteye bu kadar bin kişi, diğerine bilmem kaç bin kişi kayıt yaptırmış. İyi de üniversitelerimizin kalitesi kaydolan öğrenci sayısı ile mi ölçülür. Öğrenci sayısının yükselmesi güzel de, keşke biraz da eğitim kalitesini yükseltseniz… Mesela, devam mecburiyetlerini geri getirerek işe başlayabilirsiniz… Ticari işletme gibi bir görüntü var…

 

ZİRVEDEKİLER
Sanayi Odası: Nedense hep ambargonun arkasına sığınır, yapabileceklerimiz olduğunu da gözardı ederiz. Kapıları çalmaktan bizi alakoyan bir şey yoktur aslında. Randevu isterseniz de verirler. Hem AB’de, hem de dünyanın her yerinde. Sanayi Odası, şu anda İngiltere’de hellim konusunda lobicilik yapıyor. Bravo diyorum. Yeter ki, vizyon olsun, niyet olsun.

DİPTEKİLER
İrsen Küçük: Eski Başbakanlardan İrsen Küçük, yaşanan tartışmalardan büyük üzüntü duyduğunu söyleyerek, “Suyun baraja ulaşması sonrasında dağıtımın nasıl yapılacağına ilişkin bir anlaşmamız yoktu. Günü geldiğinde o konuyu da çalışacaktık ancak sonrasında bizim görevimiz bitti..”dedi. Kısa görev süresinde bu topluma kaybettirdikleriniz yetti de arttı bile…