Köşe Yazarları

Güveni boşa çıkartmayın…








Kıbrıs Türkü artık huzur ve barış içerisinde olmak, geleceğe güvenle bakmak istiyor…




İnsanların parti rozetine göre değil, bilgi ve liyakatına göre değerlendirildiği, her bireyin huzur ve refahını gerçekleştiren ve teminat altına alan, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, çalışanların insanca yaşamasını ve onların güvencelerini sağlayan bir ülke yaratmak, toplumun tüm bireylerini koruyan, kavga kültürünün yerine diyalog ve uzlaşının öne çıktığı bir düzeni yaratmak bu hükümetin boynunun borcu olmalıdır…



CTP-DPUG koalisyon hükümetinin işinin zor olduğunu biliyoruz. Devraldıkları, tam anlamıyla bir yıkımdır. Hem sosyal, hem ekonomik dengeler bozuktur. Yılları koltuk ve makam kavgası ile geçiren, toplumun hiçbir beklentisine ve sorununa çözüm üretemeyen UBP Hükümeti ülkeye çok şey kaybettirdi…

28 Temmuz seçimlerinin ardından oluşan yeni Meclis ve hükümet artık, kişisel menfaat sağlamanın yarar değil, toplumsal bir yıkım
olduğunu görmeli ve atacağı her adımı dikkatle atmalıdır… Toplumun sorunlarına çözüm bulma konusunda ne bekleyecek gücü, ne de toleransı kalmamıştır. Hükümet programında vadettiği kısa ve uzun vadeli sözlerini yerine getirmek adına gerekeli adımları birer birer atmalıdır…

Toplumun ortak kanısı, sorunlu başlayan CTP-DPUG koalisyonuna gerekli sürenin verilmesi yönünde. Program da genel anlamıyla beğenildi. Bu destek hükümete güç vermeli, moive etmeli. Hedeflerin kaçı gerçekleşir, kaçı engelle karşılaşır bilemeyiz ama yıllardır siyaset ve siyasetçiye duyulan güvensizliğin ortadan kalkması için, hükümet programında yer alan icraatların takvimlenmesi ve daha da ileri giderek net tarihler verilmesi, toplumda oluşan güvensizliği önemli ölçüde ortadan kaldıracaktır…  

Yukarıda da belirttiğim gibi koalisyon, toplumun büyük bir kesiminin desteği ile yola çıkıyor. Vatandaşın yarıdan fazlasının desteğine sahip hükümetin, yapabileceği çok şey var. Hesap sorma ve hesap verebilirlilik hükümetin karnesine olumlu icraatlar olarak yansıyacaktır. Özellikle Sayın Yorgancıoğlu’nun hükümet programında kullandığı dil ve ayağı yere basan projeler, toplumun beklentilerini karşılar bir hava oluşturdu. CTP’nin yeni yüzü olarak görülen Yorgancıoğlu, toplumda yeniden güven ve istikrarı tesis edecek, bilgi ve tecrübeye sahip bir siyasetçidir. Bu durumda Başbakan’dan beklenen, bir an önce kolları sıvaması ve biriken sorunları, akılcı ve kabul edilebilir icraatlarla aşmasıdır…

Hükümete duyulan bu kadar olumlu yaklaşım ve güvene rağmen özellikle Eğitim Bakanı Arabacıoğlu’nun daha ilk günden eğitimi ellemesi, avantajı-dezavantajı, yararı-zararı hiç de tartışılmayan konularda aniden birtakım değişikliklere gidileceğini söylemesi, kafaları bulandırdı. Okulların açılmasına sayılı günlerin kaldığı bugünlerde, hala tamir bekleyen, öğretmen eksiği olan birçok okul var. Herkes eğitim yılının sorunsuz başlamasını beklerken Sayın Arabacıoğlu’nun ilk öğretimi 5 yıldan 6 yıla çıkaracaklarını açıklaması, önümüzdeki dönemin tartışmalarla geçeceğinin sadece bir işareti.   

Yıllar önce ilköğretimi 6 yıldan 5 yıla düşürmüştük. Şimdi ise yine 5 yıldan 6 yıla çıkarmaktan bahsediyoruz. Eğitimdeki sürekliliğin başarıyı da beraberinde getirdiği bilinmesine rağmen, sürekli ellenmesinin anlamı ne..? Başarı oranının düşüş nedenlerinden biri de bunlar. Aynen kolej sınavları gibi…
Ha ille de eğitimde reform yapacağım diyorsanız, altyapısı ile tam gün parasız temel eğitimi getirip, özel ders rezaletini ortadan kaldırın… İşte reform odur…

Bu hükümet unutmamalıdır ki, bir tek şeye ihtiyacımız yok; o da toplumun çıkarını hiç ilgilendirmeyen, aksine ülkenin önünü tıkayan yeni kavgalara…

 

YERİN KULAĞI VAR

HERKESİN DİLİNDE:
Yok “ölü doğdu”, yok “seneye kalmaz bozulur”… Herkesin dilinde aynı şey. CTP-DPUG koalisyonunun uzun ömürlü olacağına kimse inanmıyor. En son da TDP milletvekili Hüseyin Angolemli, “Bana göre Serdar Bey’in nazı Aralık’a kadar sürecek. Ve mecburen çekilecek o naz” diyerek koroya katıldı. Yalnız dikkat çekicidir ki, hemen herkes koalisyonun CTP yüzünden değil, DPUG yüzünden bozulacağı konusunda ağız birliği yapıyor, nedense… 

ÖNCELİKLER DEĞİŞMİŞ:
Hükümet programını yorumladığım yazımda, Kıbrıs konusundan neden bahsetmediğimi sordu okurlar. Onlara dedim ki, “Hükümet bile öncelik vermedi ki ben vereyim”. Gerçekten de Kıbrıs konusu, programın ancak 9. sayfasında yer bulabilmiş. O da muğlak ifadelerle. Örneğin, Talat döneminin malum anlaşmaları CTP seçim bildirgesinde varken, programda yok. CTP geçen defa Kıbrıs konusuyla gelmiş, iç sorunlarla gitmişti. Çünkü tüm iç konuların çözümünü, Kıbrıs konusunda bir çözüme adres göstermişti. Bu kez öncelik, iç sorunlarda. Bu çok açık…

ATAMALARA DİKKAT:
Atamalar başladı ya, herkesin gözü kulağı kararnamelerde. Yalnız, hiç olmazsa bu defa artık adama göre iş değil, işe göre adam tayini yapılsın. Emekliliğine bir yıl kalmış birini taltif etme uğruna, partili olmaktan başka hiçbir yönetim becerisi olmayan, devleti bilmeyeni ödüllendirme adına yapılmasınlar.  Hem geçmiş CTP döneminden, hem de UBP’den en çok akılda kalanların bu yanlış atamalar olduğu unutulmasın. “54 sayfada sıralanan reformları bunlar mı yapacak” denmesin sonra…

SÖZÜM SÖZ:
Toparlanıyoruz Hareketi seçim öncesi verilen sözleri hatırlatarak, israfa, kurumsal hafıza kaybına yol açan ve motivasyona zarar veren üçlü kararname ile atama yöntemine en erken bir zamanda son verilmesi için hükümete çağrıda bulundu. Vallahi hükümetin sözü söz. Bu acele niye, önce şu yıllardır makam bekleyen partililerin atamaları bir bitsin, sonra düşünürler. Sözleri söz, biraz bekleseniz kıyamet mi kopar…

HAMAM AYNI TASLAR DEĞİŞTİ:
Seçim sonrası yaşanan koltuk kavgaları nedeniyle “hamam aynı, taslar değişti” yorumunu yapmıştım. Geldiğimiz noktada bu yorumumda ne kadar haklı olduğumu görmek beniz üzdü. Baksanıza koltuk kavgası bitti, şimdi de, makam kavgası başladı. Yüzlerce partili makam kapmak için aracılar koyuyor. Ceremesini de ödediğimiz vergilerle biz çekiyoruz…  

PİSLİĞİN İÇİNDE KAÇAĞI KİM DÜŞÜNÜR:
LTB Başkanı Kadri Fellahoğlu kırılmış. “Kaçak inşaatların üstüne gidiyoruz, destek beklerdik” diyor. Sayın Başkan, biz de pisliğin içine gömüldük gidiyoruz, kaçak inşaatı düşünecek halimiz yok. Ama inşaat sektöründen destek almadığını söylüyorsanız, bunun da nedenlerini ciddi ciddi düşünmek gerekecek…

VAR MISINIZ İDDİAYA: 
CTP-DPUG hükümeti, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu ve Telekomünikasyon Dairesi’nde özelleştirme değil özerk bir yapı öngörüyor. Ben de diyorum ki, Elektrik Kurumu’nun bir kısmı, Telekomünikasyon’un da tümü özelleşecek. Hem de bu koalisyon hükümeti tarafından. Bekleyin hep birlikte göreceğiz…

AYIRIMI İYİ YAPMALIYIZ:
Geçen yıl açılan 20 bin 465 alacak ve verecek davası için, 14 bin 436 haciz dosyalandığı, fakat bunlardan haciz yoluyla alacağını tahsil edenlerin sayısının sadece 580 olduğu belirtildi. “Mazbata mağdurları” diye bir sorun çıktı, haklı olan da haksız olan da bunun arkasına sığınıyor. Gerçek mağdurla, borcunu ödememek için bunun arkasına sığınanları ayırt etmek gerek. Madalyonun iki yüzü olduğunu unutmayalım…

 

ZİRVEDEKİLER
Toparlanıyoruz: Üçlü kararnameler konusunda hareketin açıklamasında “Bu uygulama devlet kadrolarındaki bireylerin bir partiye fikirlerini/icraatlarını beğendikleri için değil, yöneticilik görevine atanma ümidiyle yaklaşmasını teşvik etmektedir” deniliyor. Ne kadar doğru. Yani sistem, terfi almak isteyeni partili olmaya zorluyor. Bu dikta değil de nedir..?

DİPTEKİLER
Eğitim Sistemi: Son on yılda en çok ellenen ve bu sürede en çok gerilediğimiz sektör ne yazık ki eğitim sistemimiz oldu. Biri geldi kolejleri kaldırdı, bir diğeri tarih kitaplarını değiştirdi. Biri beş yıla düşürdü, diğeri geldi “yok olmaz altı yıl yapalım” dedi. Elleye eleye sonunda Türkiye sıralamasının dibine düştük… Siyasilerin keyfi uygulamaları sonucu kaybeden geleceğimiz oluyor…


Dimitris Hristofyas, uzun bir aradan sonra dün Kuzeye geçti. Hristofyas, hem BKP’de “Yoldaş İzzet” ile bir araya geldi hem de doğup büyüdüğü köy Dikmen’de ayine katıldı.





Başa dön tuşu