Dervişin fikri neyse zikri de odur. Her ne kadar Anastasiadis “derviş” değilse bile Güney’in tescilli Cumhurbaşkanı’dır. Dolayısıyla fikri de vardır zikri de! Nitekim geçtiğimiz günlerde Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopulos’un Güney’i ziyareti sırasında “fikrini” işte o “zikri” ile öğrendikti. Nitekim Anastasiadis basın toplantısında KC’nin “Cumhurbaşkanı” olduğunu bile inkâr ederek ve bu nedenle tanınmış devlet muamelesi gördüğü gerçeğine bizzat tükürerek, asıl çözümün Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devrilmesi yoluyla gerçekleşeceğini söyledi! Artı hâlâ Enosis rüyası gördüğünün ispatında KC’nin kerhen Cumhurbaşkanı olduğunu ayazlatarak ne denli siyaset sahtekârı olduğunun da ispatını çaktı!
Öte yandan Başpiskopos Hrisostomos da EOKA’nın 60. yılında “Kıbrıs’ta Helenizimin mücadelesinin bitmediğini” bir kez daha hatırlattıydı!
BİZİM DE HATIRLAMAMIZ GEREKİR. Bu adada çözüm için hangi Rum liderliği ile müzakereler yapmakta olduğumuzu!
İkide birde masadan kaçarak müzakereleri dinamitleyen Anastasiadis’in esas hedefinin KC’yi bile yıkarak yerine tüm adayı egemenliğine alacağı bir siyasi çözüm sağlamayı hedeflediğini!
Güney’in “Helenizmin” tüm adada tek egemen devlet olacağı bir çözüm peşinde koştuğunu!
Bu amaçlarına varmadan çözümün de olamayacağını!
Dolayısıyla Makarios’un “ulusal hedef” olarak ilkeleştirilen şu vasiyetinin gerçekleşmesi için mücadeleye devam ettiklerini! (Türkiye’nin adadaki uzantıları olan Türkler bu adadan tümden çekip gitmedikleri sürece EOKA görevini tamamlamış olmayacaktır!)
Bunları hep hatırımızda tutmalıyız! Ve bilmeliyiz ki Rum için Kuzey’deki Türk halkı dost değildir! Olması da mümkün değildir.
OYSA: Kuzey’de bazı kesimler o Türk-Rum dostluğunun peşinde koşturuyorlar! Barışçı çözüm için yalvarıyorlar! Türlü çeşitli politika atraksiyonlarında Rum’u nasıl kandırıp çözüme zorlayacaklarının terlerini döküyorlar!
İşte aldıkları cevapları! Ki bu cevapları 1963’den beri alıyorlar! Yakında KOP tarafından da alacaklar, isterseniz bir tarafa yazın!
**********
“Yanlışın” doğrusu olmaz: (Devlet yanlış yaparsa faturasını tüm Kıbrıs Türk halkı öder!)
Düşündüm: “Bir ömür geçerken yanlışlarımı!” Hepsinin de faturasını ödedim çünkü hiçbir yanlış veresiye defterine yazılmaz! Buna karşın hâlâ hayatımdan çekip gitmedikleri için faturalarını ödediğim yanlışlarımın günahı da zararı da banimdir!
Fakat devlet kademesindeki tek “yanlışın” bile faturasını halk öder! O zaman günahı da zararı “seçilmişlerindir!” Yazık ki bu konuda bir müeyyide yoktur! Başarısızlık söz konusu olduğunda “seçmezsiniz olur biter” denir! Devleti temelinden sarsan onca yanlışların yetkili ve sorumluları tek bedel ödemeden en kabadayısından “yeniden seçilmeyen yöneticiler” olarak üstelik “politikacı” kimlikleriyle yollarını yürümeye devam ederler…
Adına “demokratik” denen bu teamülü neden örnekledik? Şunu sormak için: “Gerçekten KKTC’nin bugünkü siyasi statüsü ve adada müzakereler yoluyla varmak istediği “barışçı çözüm” çabaları KTFF’nin KOP’un altına girmesini emredecek kadar dayatmalı zorunluluk mudur? “Hayır “altına” değil, eşit koşullarda” diyerek kargaları bile güldürecek mazerete sığınmayın! Biliyoruz ki Rum için ne “çözüm şeklinde” ne “adadaki iki halk gerçeğinde” ne de “iki halk ilişkilerinde” “eşitlik” yahut “ortaklık” diye bir kelime yoktur!
Biliyoruz ki Rum için Türk halkı hem nüfus yönünden azınlıktaki bir toplumdur hem de mülk yönünden fukaradır!
Bu nedenle Türk ahalisi, nüfus ve mülk çoğunluğuna sahip ayni zamanda adanın gerçek sahipleri (Helenler) tarafından ancak emirlerinde bir azınlık statüsü ile bu adada yaşam hakkı kazanırlar!
Zaten müzakereler de bu çözümü sağlamak için “Tek devlet, tek uluslararası temsiliyet, tek Kıbrıslılık çerçevesine hapsedilmiştir ki Türk halkı federal sistemle Rum çoğunluk yönetimin altına sokulsun!
Bu yalın gerçeği Sertoğlu’nun görmesi için başına saksı düşmesi gerekmez! Keşke FIFA müracaatı erken değerlendirse KOP erken karar verse ve biz de en erken zamanda KOP’un Kuzey futbolunu nasıl kanatlarının altına almak istediğinin şartlarını öğrensek!
ANCAK. Tutun ki “KTFF’nin istediği sonuç elde edildi! Ben aynaya gider, yanlış değerlendirme yaptığım için o aynadaki yüzüme beş defa tükürürüm!
FAKAT: Eğer devletin de üzerinde bir kararla kendini KOP’a tavla teslim eden KTFF yanlış yapmışsa Bu “yanlışın faturasını kim ödeyecek?” Ki öylesi aynalara koşup akseden yüzlerine tükürmek de yetmez! Çünkü zararı ve günahı varsa faturası tümden Kıbrıs Türk halkına kesilecektir!
*********
Kısaca takıldığım: (Dirayetli devletin ibretlik olayları!)
Bir yanda sorun haline getirilen Ercan Havaalanı “yap işlet devret” sisteminin çökmesi öte yanda Mare Monte olayı! Eğer ilintili olarak araya turizmi de sıkıştırmak gerekecekse ötede Bafra’da çivi çakılmamış hazır arsaları ile sanal hale gelmiş “oteller” tasavvurları!
Koskoca devletin ihaleye giderken, verirken, devrederken, kiralarken mandepsiye bastırıldığının ibretlik örnekleri!
Yahut “bastık” dedikleri sırıtan başarısızlıkları. Ki unutmayın bu devlet artık kendi bütçesine bağlı Kurumlarını bile yönetemiyor! Kimileri elektriği teslim almış kimileri telefonları! Kimileri ben istediğimi yaparım diyerek KOP’a teslim olmuş!
ÖTE YANDAN. Artık müktesep haklar da sendikal eylemlerle alınmakta, hak olmayanlar da sendikal eylemlerle haklanmakta! Giderler Başbakan’ın kapısına, sererler postu Meclis önüne, şipşak alırlar istediklerini, koyarlar ceplerine ve insaf: “Allah bereket versin” bile demezler!
OYSA BUGÜN ŞUNU YAZACAKTIM: Kaç zamandır aklımın bir ucuna takılıp kalmış. 2010 yılından sonra ilk defa KKTC’ye charter uçak seferleri başlamış Corendon Hava Yolları Jasmin Court Hotel’i 10 yıllığına kiralamış adının sonuna da “By Corendon”u eklemiş. Söz konusu şirket Antalya, Çeşme, Bodrum, Amsterdam’dan sonra Girne’yi Oteller lokasyonuna katmış… Kısaca KKTC’ye Hollanda’dan Avrupa’dan turistler taşıyacak… Heyecan verici bir olay değil mi? Çünkü olay ambargolara rağmen gerçekleşiyor.
BUNA RAĞMEN KARA KARA DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ? Ercan Havaalanı’nın şaibeli, Mare Monte’nin sorunlu, Bafra’nın netameli, sendikaların özel sektör yatırımları karşıtları, özel sektörün bizzat devlet tarafından dinamitlendiği KKTC’de hangi hayırlı habere “ korkulara” kapılmadan sevinebilirsiniz ki?
Yine de inşallah diyoruz: Belki bu şirket olsun kurtarır kendini KKTC denen bu vahşi ormandan!
































