Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Devrim

Her iktidara gelen devrim yapar.

Meclisten yasa geçerse,
Devrim.
Kamuda reform yapılırsa,
Devrim.
Kapılar açılırsa,
Devrim,
Kapanırsa,
Gene devrim…

Devrim yasalarla da olur, kapılarla da…

Eski elektrik sayaçlarının yerine akıllı sayaç koy,
Adı olur devrim.
Su gelecek,
Devrim.
Belediyeleri birleştir,
Devrim,
Seçim zaferleri bile neredeyse devrim.

İnanmayacaksınız,
Hükümetler genelgeler yayınlar,
Tasarruf politikaları uygular,
İşler yolunda giderse,
Genelge olur devrim…

Cari hesaplarda iyileştirmeler olursa,
Vergiler istenildiği gibi toplanırsa,
Memlekete beklenmedik turist gelirse,
Oldu mu sana devrim…

Burada devrim gelen giden evrakla yapılır.
Bazen kararnamelerle,
Bazen de talimatlarla…

Geçenlerde bir haber vardı.
Doğruysa zivaniyayı tescil ettirmişiz.
Doğrusu bu da devrim…

85 yaşın üstündeki emeklilerin yoklamalarını,
Devlet bizzat evlerine gidip yapacakmış.
Sigortalılarda herhalde 85 yaşını bulan yoktur.
Ama sorun,
Size “Devrim” derler…

Bizde devrim herkesin kanına işlemiş durumdadır.
Bir köşe yazarının her yazısı her gün kendisine devrimdir.
Bir siyasetçinin attığı nutuk, devrimde kullanılan mermiler gibidir.
Bir kahvede bile her gün devrim yapılır.

Bakanların yaptığı işler devrimdir.
Belediye Başkanlarının yaptıkları da öyle.
Hatta muhtarların da…

Yazımızı konumuza uygun bir hikaye ile bitirelim:
1924 yılının ilkbaharıydı. Erzurum ve Pasinler’de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı. Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler’e gelen Atatürk, halkın içinden ihtiyar bir köylüyü çağırdı:
– Depremden çok zarar gördün mü, baba? diye sordu. Atatürk ihtiyarın şüphesini görünce, tekrar sordu:
– Hükümet sana kaç lira verse, zararını karşılayabilirsin? İhtiyar, Kürt şivesiyle:
– Valle Padişah bilir! dedi.
Atatürk gülümsedi. Yumuşak bir sesle:
– Baba, Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? Söyle bakalım zararın ne?
İhtiyar tekrar etti:
– Padişah bilir!…
Bu cevap karşısında kaşları çatılan Atatürk, Kaymakam’a döndü:
– Siz daha devrimi yaymamışsınız! dedi.
Bu sırada görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahrirat katibi:
– Köylere genelge yolladık Paşam, dedi.
Atatürk’ün fırtınalı yüzü, daha çok karıştı:
– Oğlum, dedi, genelgeyle devrim olamaz!”