KıbrısManşetRöportaj

Doğuş Derya: Gülüp geçiyorum


Bizi Girne’deki şirin dairesinde ağırlayan Doğuş Derya, yaptığı birbirinden güzel yemekler eşliğinde hayatının bilinmeyen yönlerini bizimle paylaşırken, kendisi için zaman zaman sistematik olarak şekilde yürütülen yıpratma kampanyalarına, artık üzülmediğini söyledi:

RÖPORTAJ Pınar BARUT – FOTOGRAFLAR: Turuğsan ARSLANKELLE

Doğuş Derya ile öğretmen bir baba ve banka memuru bir annenin ilk çocukları olarak, 1978’de yılında Lefkoşa’da başlayan ve bu güne kadar uzanan hikâyesini konuştuk.

Sınıfın dolabında babayı dinlemek…

Orta sınıf bir ailenin kızı Derya. Doğduğu yıl, savaştan yeni çıkmış genç neslin üyesi olan anne ve babası, her şeylerini kısıtlı bütçeleriyle kendileri yaparak 1977’de evlenmiş. Brüksel’de yaşayan bir kız kardeşi daha var. Eğlenceli bir çocukluk geçirmişler.

Doğuş’un kendini şanslı gördüğü konulardan biri, babasının öğretmen olmasından dolayı 3,5 yaşındayken okula başlaması.

“Kreşler çok yaygın değildi. Gönyeli İlkokulu’nda, sınıftaki dolabın içine girer, babamın derslerini dinlerdim”

 

1995 yılının Kıbrıs ÖSS birinciliği

“Aslında hayalim tiyatro oyunculuğu ve dramaturji okumaktı” diyen Derya, ‘Bunlar boş iş’ denilerek ikna edildikten sonra (kandırıldım diyor gülerek), 1995 yılında girdiği üniversite sınavının Sosyal puan alanında Kıbrıs birincisi olarak gittiği İstanbul Üniversitesi’nde, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyor.

Lisans eğitiminden sonra yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünde tamamlayan Derya’nın uzmanlık alanı ise Post kolonyal Çalışmalar, Türk Milliyetçiliği, Erken Dönem Türkiye Modernleşmesi.

“Herkes akademik olarak toplumsal cinsiyet çalışmalarıyla ilgilendiğimi düşünür ama benim yüksek lisansım ve doktoram Trük Milliyetçiliği üzerinedir. ziya Gökalp’ten, İsmail Gasprinski, Yusuf Akçura’dan, Nihal Atsız’a, Alparslan Türkeş’ten günümüze Türk Milliyetçiliği ile ilgili hatmettiğim külliyat hiç de az değil”

“Milliyetçi olmayan bir dünya hayal ediyorum”

Kendisini anti-militarist olarak tanımlayan Derya’nın, milliyetçi olmayan bir dünya hayali var. Bu kadar çok okumasını da “İnsan olduğum, feminist olduğum ve milliyetçilikten çok çekmiş bir ülkenin çocuğu olduğum için, itiraz ettiğim şeyin ne olduğunu iyi bilmem gerekiyor” diyerek açıklıyor.

Evdeki kitaplığı da bu alanda bir hazine gibi. Milliyetçilik kavramı üzerine yazılan kitaplar ve tezlerle dolu.

 

“Adaya 1-2 yıllığına geri geldim ama dönemedim”

Derya, 2008 yılında, 1-2 sene kalıp, Budapeşte’de doktora yapmak için geri dönmek üzere adaya geliyor. Bu sırada Yakın Doğu Üniversitesi’nde de yarı zamanlı Siyaset Sosyolojisi dersleri vermeye başlayan Derya’ya, dönemin hükümetinden Toplumsal Cinsiyet Eşitliği mekanizmasını kurması için bir teklif gelince “Memlekete bir hizmetim olsun” diyerek girdiği işin neden yarım kaldığını anlatıyor:

“Mekanizmayı kurup giderim diye düşündüm. Zaman kaybetmeyeyim diye de Güney’deki Kıbrıs Üniversitesi’nde Ortadoğu Çalışmaları bölümünde doktoraya başladım. Mekanizmayı kurmak için çalışmaya başlayalı bir yıl olmuştu ki, hükümet değişti. Yeni hükümet projeyi istemedi, sözleşmemi feshettiler”

2009 yılında da bir grup arkadaşıyla Feminist Atölye’yi kuruyorlar. Feminist aktivizm üzerinden adada bir şeyler değişsin diye kendini çalışmaya kaptırınca da, gidemiyor.

“Yaşadığımız her şey siyasi”

 Siyasete ilgin ne zaman başladı dediğimde “Siyaset hayatın her alanındadır aslında. Yaşadığımız her şey siyasi” diyerek başlıyor anlatmaya:

“Babam solcuydu. Öğretmen olmasından dolayı Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nda da aktifti. Bizler de sendikada çok zaman geçirdik. Greve gidileceği zamanlarda, kız kardeşimle gidip, boya fırçalarıyla grev sözcüsü gömleklerinden yapardık”

 

 “Feminist politikayı anlatmak için siyasete girdim”

Doğuş’a 2012 yılında da Gönyeli Belediyesi’nden, bir toplum merkezi kurması için teklif geliyor. Bir sosyolog olarak karış karış Gönyeli sokaklarını gezen, insanlarını inceleyen Doğuş, “Orası benim çocuğum gibi” dediği Sosyal Aktiviteler Merkezi SAM için bir faaliyetler dizisi hazırlıyor ve ilk günden tam bin kişi geliyor.

Doğuş, SAM’dayken, 2013 yılının Temmuz ayında seçimlerin olacağı açıklanıyor. Arkadaşları ‘Sende aday olmalısın’ demesine rağmen o bunu hiç düşünmüyor.

Ta ki, feminist politika yapmaya çalıştığı arkadaşlarından biri ‘Feminist politikayı anlatmak için canımızı yiyoruz. Milletvekilliğini bunu anlatacağımız bir araç olarak kullanabilirsin” diyene kadar. Doğuş, aday başvuru tarihinin son günü, gidiyor ve başvurusunu yapıyor.

 

Cinsiyet kotası için büyük mücadele

Kadın vekil sayısının artması adına ‘Kadın Kotası’nı meclisten geçirmek için verdiği mücadeleyi unutmuyor Doğuş. Gerek kendi partisini gerekse diğer partileri nasıl ikna ettiklerini anlatıyor:

“Siyasi partiler yasasında değişikliğine,  yüzde 40 cinsiyet kotasını da koyduk. Tabi sağ partiler kabul etmeyince, mücadeleye başladık. Bana, ‘Yasanın bütünü tehlikeye giriyor, bu kota sevdasından vazgeç, bari yasayı geçirelim’ dediler”

Peki Derya vazgeçmiş mi? Tabi ki hayır.

“Komiteye bir sunum yaptım. 1960’dan bu güne, Kıbrıslı Türkleri temsil eden meclislerde kaç kadın vardı, ne kadarı seçimle, ne kadarı atamayla geldi? Toplam 16 kadın, 3’ü atama. İçler acısı bir durumdu. Ayrıca dünyadaki uygulamalar neler? Bunun üzerine itirazı olan vekiller ikna oldular ama başlangıç için yüzde 30 olsun dediler. Böylelikle kota geçti ve kadın sayısı bir önceki döneme göre yüzde 100 arttı”

Havadis ekibi olarak, yemeklere hayran kaldık..

Doğuş Derya ile röportajdan önce hobilerini ve sohbette neler yapacağımızı konuşurken, yemek konusunda çok iyi olduğunu söylemişti. Ben de beraber yemek yapacağız diye düşünürken bir de ne görelim, Derya, sabahın 06:00’sında kalkmış, çeşit çeşit yemekler hazırlamış.

Eve girdiğimiz anda bizi saran yemek kokusunu size yazarak anlatmam çok zor. Felafel mi istersiniz, nar soslu tavuk mu, buğday salatası mı istersiniz, atıştırmalık tatlar mı?

Sordum, nereden bu yetenek?

“Ben mutfağı ve yemek yapmayı çok seviyorum. Kendi uydurduğum tariflerim de var. Sana söylemiştim, mutfakta iyiyimdir” diyerek rüştünü de ispatlıyor.

“Feminizm bir dünya görüşüdür”

Derya’nın Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusunda verdiği mücadele ve yaptığı çalışmalarında haddi hesabı yok. Ama “Kadın olmak tek başına politik bir pozisyon değil” diyerek net bir tavır koyuyor:

“Feministim dediğinizde bir dünya görüşü ortaya koyuyorsunuz. Aynen, sosyalistim der gibi. Nasıl ki her işçi sosyalist değil her kadın da feminist değil. Feministler, toplumsal cinsiyet farkındalığını, bulunduğu yere taşıyanlardır.

Toplumsal cinsiyet farkındalığı olmayan kadınların, aynı durumdaki erkeklerden farklı olmadığını da söylüyor Derya. Kadınların bu günkü konjenktürde eşitsizliği çok daha kolay fark ettiğini kabul ediyor ama ekliyor “Biyolojik cinsiyetimiz değildir bizim dünya görüşümüzü belirleyen. Bu bir farkındalık meselesi”

“Üstüme yapıştırılmaya çalışılan resme gülüp geçiyorum”

Doğuş Derya’yı, belli bir kesim tarafından gösterildiği gibi değil, yalın olarak tanımak gerekiyor. Onu sert ve öfkeli göstermeye çalışan görüntü ve haberlerin sürekli servis edilmesinin, sistematik bir çalışma olduğunu düşünen Derya, önceleri bu duruma içerlese de şimdilerde alıştığını söylüyor.

“Artık kimin ne yaptığını gördüğümden, üstüme yapıştırılmaya çalışılan resme gülüp geçiyorum. Beni sürekli Türkiye düşmanı gibi göstermeye çalışan bir güruh da var. Halkların kardeşliğini savunan birinin, bir ülkeye ya da millete düşman olması mümkün mü? Ben kuvvetli olanın her zaman haklı olmadığını görecek donanıma sahibim. Ezilenden yana tavır alırım. Parmağımın arkasına saklanmam. Söylediklerimin arkasındayım. Ama söylenmeyen şeyleri söylenmiş gibi lanse ederek yayın yapanlarda oldukça fazla”

“Dik duruyorum, sorun zaten bu”

Doğuş Derya, erkeklerin dik durdukları zaman kahramanlaştırdığını, kadınların ise dik duruş sergilediklerinde kötü sözlere muhatap olmak zorunda kaldıklarını hatırlatarak şöyle bitiriyor sohbetimizi:

“Bana yapılan sistematik saldırıların kökleri derinde. Yaşadıkça daha yakından öğreniyorum. Biat ve itaat kültürüne karşı haysiyetli bir dik duruş sürdürebilmek çok önemli. Ben dik duruyorum. Başıma ne gelirse, hep bu yüzden”

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı