En Üst

25 Kasım 2017

Haber Üst 1

“Göynüm Olmasaydı Olmazdı Bu İş…”

“Göynüm Olmasaydı Olmazdı Bu İş…”
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

 

Ali Atamer: Çocukluğunun ve gençlik yıllarının geçtiği Çamlıköy’ü anlatabilir misin bize Mehmetali dayı?

M.Ö.: Ben 1933’te Çamlıköy’de doğdum. Atalarım da oralıdır. Çamlıköy’de ilkokul 3. Sınıfta ayrıldım. Babam gaçtı geldi Alifodez köyüne geldik. Lefkoşa kazasına bağlıdır. Alçı çıkarırdık orda Babamınan beraber. 2 Kıbrıs lirasına satardık alçıyı. Alifodez’de bitirdim okulu. Buğday orağı biçerdik. Annem rahmetli urumlarınan tarlalarda buğday eker biçerdiler. Ben demet bağlardım. Başka iş yapmazdım. Önümde 4 kişi biçerdi benda arkada demet bağlardım. 13-14 yaşlardaydım. Alifodez köyünde zeytin de harnıp da vardı. Pelit adında büyük ağaç varıdı köyde. Domuzlara yedirirdi peliti Rumlar.
Ali Atamer: Köyde zeytin harnıp olduğuna göre köyde yağ da çıkarırdınız, pekmez de yapardınız herhalde.
M.Ö.:
Yağ değirmeni vardı bizde. Gendimiz yiro dönerdik ezerdik zeytinleri ve zembillere gorlardı sonrada yukardan sıkardık gendini. Bazı değirmenlerde eşeğinan dönerdi. Paluzeleri hep annem yapardı. Hep Türk köyüydük. Ama etrafımızdaki köylerde urum fazlaydı.
Ali Atamer: Komşu köylerdeki Rumlarınan ne gibi bir bağınız vardı?
M.Ö.:
Gabal alırdık ekin olarak biz gendimiz çalışırdık. Urum gelemezdi yanımıza. Urumlarınan çalışmazdık.
Ali Atamer: Selma teyzeciğim sen nerelisin?
S.Ö.
: Ben Alifodez doğumluyum. Babamın adı Arif, annemin adı Hanife’ydi. Biz asıl köylüyük oralıyık.
Ali Atamer: Çocukluğunun oyunları eğlenceleri nelerdi Teyzeciğim?
S.Ö.:
Eskiden biz gızlar toplanır merasiminan çarşaf geydirirlerdi bize bayramlarda. Sadece başımız kapalıydı. Annemde öyle geyerdi. Tamamen kapalı değildi. Salıncak gurarlardı sadece gızlara. Gızlar oturur şarkı söylerdi. Erkek yoğudu. Gızlar bayramlarda bu şekilde eğlenirdi. Ekerdik biçerdikda napalım. Memur yoğudu o zaman.
Ali Atamer: “55”lerden önce adada yaşayan Rumlarla Türklerin sosyal ilişkileri iyi olduğu söylenir.
S.Ö.:
“63”ten beri hadiselerin içinde büyüdük. Tarlalarımız Rumunan garışığdı. Ahpabdık Rumlarınan. Gavga şamata yoğudu. Her cumartesi gelirlerdi kiliseye. Hadiseler çıkınca artık ovalara gidemezdik korkardık. Uzun hikaye bunlar.

Ali Atamer: Selma teyze biz zaten o eski uzun yaşanmış gerçek hikayeleri dinlemeye geldik.
S.Ö.:
Hiç kimse demezdi böyle savaş olacağına iki tarafda. Düşman olacağımıza inanmazdık. Gulağımıza gelirdi böyle şeyler ama inanmazdık pek.
Ali Atamer: Selma teyze kara çarşaf giydiğini söyledin bize. Peki bu çarşafın içindeki yüzü Mehmetali dayım nasıl gördü de beğendi?
S.Ö.:
Ama her zaman geymezdik ya çarşafı. Neyi görecek be Ali beraber büyüdük derim sana. Köy küçüktü köylüydük hısımdık. Şimdi bu İngiliz üslerinde işlerdi. Gelirdi hafta sonları15 den 15’e annemde yer içerdik. Bununda ablası gelirdi ve derdi alalım acaba Selma’yı Mehmetali’ye gonuşurladı duyardım. Mehmetali da gelirdi çeşme başına bakardı bana gavenin kapısından. Bir süre bakardı bana. Bilirdim zaten durumları görümcem zaten haberleri getirir götürürdü. Gız evladıydım nere gonuşacaydık yahu. Böyle olunca annem artık veridi ondan sonra nikah gıydık.
Ali Atamer: Selma teyze senin gönlün var mıydı Mehmetali dayımda?
S.Ö.:
Zaten göynüm olmayaydı olmazdı bu iş. Bilirdim Mehmetali’nin bende göynü varıdı. Biraz uzadıydı mesele. Çünkü gelemezlerdi beni istesinler dünürcülük yapsınlar. Oyalardı işi. Başka birisi vardı da ondan ben sana söyleyim.
Ali Atamer: Neden uzadıydı dünürcülük işi Mehmetali dayı?
M.Ö.:
Annem başka bir gız isterdi onu alayım ondan bozulunca döndük bu tarafa. Ben o zaman Lefkoşa’da galırdım. Üslerde aşçılık yapardım. Gızgardaşım aracı girdi. Bütün işi o yaptı. Gavenin avlusunda otururdum bakardım Selma’ya suyu doldururkan. Virra gider boşaltırdı suyu gene gelirdi çeşme başına.
S.Ö.: Ben sana en önemli meseleyi anlatayım. Şimdi bunun bir tarlası varıdı. Ben zeytin toplardım, buda incirleri suvarmaya gelirdi gonuşurduk. Der bana “ben sizin mahalleden bir gız alacayım” ama ben tahmin etmedim ki benden bahseder. Ne bileyim ben. Ondan sonra çıktı meydan ki o gız benmişim. Ondan başladıydı iş.
Ali Atamer: Dünürcülükten hemen sonra mı kıydınız nikahı?
S.Ö.:
15 gün asılı galdı kağıtlar gavede. Ondan sonra nikahı gıydık. Mehmetali’nin getirdiği paraynan bütün gece gaynatamınan kerpiç keserdik ev yapmak için.
M.Ö.: Peristerona’da Osman Bey diye biri nikah etti bizi. Bütün bölgeye o gıyardı.1956’da gıydık nikahı.
Ali Atamer: Sizlerden daha eski tarihlerde evlenen çiftlerimiz kapı arkasında kıyılan nikahları anlatırlar.
S.Ö.:
Bizim da kapı arkasında gıyıldı. Beni kapadılar odaya. İmam nikahını gıydılar. Önce hükümet nikahını gıydılar. 2 sene sonra evlendik. Nikahta mavi gelinlik geydim. El magarınaları yapıldı ahaliye nikah töreninde.
Ali Atamer: Büyükleriniz görüşmenize ve gezmenize yasak koydu muydu Selma teyze?
S.Ö.:
Tabii gezerdik.
M.Ö.: Sabahın 4’ünde 5inde kalkar 4 mil gider gezerdik her yeri.
S.Ö.: Bütün gece beraber işlerdik zaten o dönem. Ev için ustaya yardım ederdik.
Ali Atamer: Düğün öncesi yapılan hazırlıklar ve yorgan kaplamalar düğün derneğin habercisiydi.
S.Ö.:
Hayvanlar bazlanırdı davul zurnaynan. Yorgan gaplanırdı. Toplanırdı köylü gızları gaplarlardı. 5 dane yorgan gapladık. Yastıkları da işledik. Bize göstermezlerdi gelin evini. Hamama gorlardı o zaman. O gün ki gideceydin evine o gün görürdün gendi evini. 3 gün yaptık düğünü.
M.Ö.: Meserya bölgesinden davul zurna getirdik biz. Gavede çaldılar bize.
S.Ö.: Kına gecesinde çörekler hellimler ağırladık misafirleri. Bütün gece eğlence varıdı. Güveyiyi da gezdirirlerdi dışarıda. O gece evine götürürdün gelini damada teslim ederdin. O gece bekarlar gidip dinlemesin ne oldu bitti diye kapının önüne gorlardı birilerini. Bir esmer bir gadın getirdilerdi gelin onarıcısı.

Ali Atamer: Düğün yemeklerimiz nelerdi?
S.Ö.:
Gazanlar dolusu yemekler yapılırdı. Fırın kebapları, tavuklar, el magarınası da atarlardı içine. Hep maksılıdı bizde.
M.Ö.: Büyük fırın odununa ekmek çörek gorduk.
S.Ö.: Yere gorduk yer içerdik. Bataniya sererlerdi selenin içine yerdik içerdik. Hatırladığım Kadarıyla mumları yakarlardı ve yıkarlardı gelini sonra dönerlerdi yorganları gaplarlardı.

Ali Atamer: Evliliğinizin ilk yılları Kıbrıs’ta olayların başladığı yıllara denk gelir. Savaşı, göçmenliği ve esirliği görmüş yaşamış kişiler olarak “74”e kadar olan sürede nasıl bir ruh hali içindeydiniz. Rumlarla olan ilişkiler nasıldı? Yaşam şartlarınız neydi?
S.Ö.
: Göçmen olurken çok zor çektik. Peristerona’ya yerleştirdiydi bizi teşkilat ama olmadı. Urum bizi gomadı her bir ağacın altında Rum askeri çıktı. Köyünüze geri dönün dediler. Yekten teşkilattan emir geldi gittik Lefkoşa’ya. Sonra Gırnı’ya gideceydik ama kimsenin haberi yoktu. Gece garanlıkta geldik köye. Ondan sonra ahırlara mağaralara yerleştirdiler bizi. 3 gün gece oruç tuttuk. O günlerin içinde bile. Ahır temizledik oturduk 3 sene. Yıkıldı yıkılıyordu galdığımız yerler. Göçmen evlerine godular bizi sonra.
S.Ö.: Gardaşımı Rumlar arardı teşkilatta ismi yazılı olduğu için. Tek tek arardı bulsunda öldürsün. Geveye gelir basarlardı köyü alsınlar teşkilattaki isimleri. Ovalarda saklanırlardı bizimkiler te gacsın Rumlar.
M.Ö.: Açıldı aramız. Beraber çalıştığımız Rum vardı ben onun yemeğinden, o da benim yemeğimden yerdik. O gadar bir eyiydik.
S.Ö.: Mehmetali dayınızı hem arkadaşlarını esir tuttular. Köyün teşkilat başkanı köydeydi ama bişey yapamadık. Silahımız pek yoktu.
M.Ö.: 7 dane piyade vardı elimizde. Yerden yere saklardık. Son köyden çıkarttık derenin içine hem bir mağaranın içine goyduk.
S.Ö.: Galan unu topladık hep ekmek yapıp geleceydik. Ama tam bu esnada Rum bastı köyü. Korkmayın dediler bize sadece silahları isterik size bişey yapmaycayık. Dört bir taraf Rum’du. Gaçamazdık. Esir getirdiler bize elleri bağlı. “Verin silahlarıda yoksa bu esirler hepsi öldürülecek”dedi. Ve gurtulduk. Neden sonra tekrar gene geldiler bastılar bize köyü çok sürmedi gene gaçtık. Hem malımız hem paramız gitti. 7kişi öldü bizim aileden bu savaş yıllarında.
Ali Atamer: Mehmetali dayı esir düştüğünde Rumlar size nasıl davranırdı?
M.Ö.:
Rumlar aldı bizi esir. Silah elinde üstümüze tutar devamlı. Aksi bir gonuşma yapacak olsak vuracaklardı bizi. Derler bize “Gönyelide ve Boğazda uçan kuşu vurdu Türkler. Sizda Türk olduğunuz için biz da sizi vuracayık”. Ben da dedim gendisine “biz hiçbir Rum’a bişey yapmadık niye bizi vuracaksınız”. Rum polisi geldi arkadan der genlere “bu insanlara hiç dokunmaycan” ve öyle gurtulduk Rum’un elinden. Ama gurtulacağımızı hiç düşünmezdim.
S.Ö.: Ağla ağla gözlerimiz çıktıydı. 8 kişi gitti gelmezdi. Golaydı zanneden.
Ali Atamer: 60 yıla yakın evliliğiniz içinde acı tatlı yaşadığınız anılar, büyük acılara göğüs gerdiğiniz yıllar, sevgiyi saygıyı yitirmediğiniz anlar genç nesillere örnek teşkil etmektedir. Bundan dolayı sizin gibi değerli insanları tanımak bizim için bir şans. Tarihimize kültürümüze katkı koyduğunuz için içten teşekkürler Sevgili Önal çifti.

Haber İçi Alt 1

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis